‘şiir bir barış sığınağı değildir / şiir yırtıcı gücü savaşın..’ – YEVGENI YEVTUŞENKO

ÖNDEYİŞ

 

Bambaşka bir insanım ben,

hem çalışkan

hem tembelim,

bir amacım var ama amaçsızım yine de!

Elim her işe yatmaz öyle,

beceriksizim,

utangacım, kabayım,

hem kötüyüm

hem iyiyim.

Kutuplar birleşir içimde

Doğu’dan Batı’ya kadar,

kıskançlıktan sevince kadar.

Bilirim, böylesi sevilmez insanım,

ama asıl değerli olan

bana kalırsa kutuplardır!

Saman yüklü bir kamyon gibi

yüklüyüm ben de.

Sesler arasında uçarım,

dallar arasında uçarım,

gözlerim kelebeklerle dolu,

samanlar taşar her yanımdan.

Bütün canlıları selamlarım!

Tutkuluyum, ateşliyim, coşkunum!

Sınırlar dikilmiş önüme;

bilmiyorum Buenos Aires’i, New York’u

bilmek isterim;

Londra sokaklarında gezmek

ve kırık dökük İngilizcemle

canım kimi çekerse

onunla konuşmak isterim.

Çocuklar gibi asılıp bir tramvaya

dolaşmak isterim sabahları Paris’te.

Sanatın da, benim gibi,

çeşitli yanları olsun isterim;

yorsa da beni sanat,

canımı çıkarsa da,

kuşatılmış olmak isterim sanatla.

Her şeyde kendimi görürüm biraz;

yakınlık duyarım Yesenin’e,

Walt Whitman’a,

Bütün çalgıları avucunda tutan

Moussorgski’ye,

Ve el değmemiş çizgisini götüren Gauguin’e.

Kayak yapmayı severim kış gelince,

uykusuz gecelerde şiir yazarım;

sevmediklerimle alay etmeyi

ve tutup bir kadıncağızı

derenin bir kıyısındaa öteki kıyısına

geçirmeyi

severim.

Kitaplara dalarım, çalı çırpı taşırım;

umutsuzluğa kaptırırım kendimi bazen,

ne istediğimi bilmez olurum.

Ağustos’un kavurucu sıcağında

buz gibi bir karpuz dilimini

kemirmek hoşuma gider.

Ölüm aklıma bile gelmez,

şarkı söylerim, içki içerim,

kollarımı açıp çimenlere uzanırım,

bu koskoca dünyada bir gün ölürsem

dünyanın en mutlusu olarak öleceğim. (1957)

 

YEVGENI YEVTUŞENKO

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ŞİİR

 

Şiir bir barış sığınağı değildir

Şiir yırtıcı gücü savaşın.

Onun da taktikleri vardır, kendince oyunları.

Savaş savaş olmalı.

Şair bir asker.

Ve haklıysa,

hakkıdır her şeyi denemek de

dalarken duman ve ateşin ortasına.

Geride o gizlice sürünen fareler

nasıl bilebilir kaç adamın

çarpıştığını ateş altında?

Titreşen fareler

cepheden o güvenli uzaklıkta.

Onlar için,

-o fareler ah-

göstermelik bir tavırdır cesaret olsa olsa.

Ve hepsi hepsi ihanettir

savaş yöntemleri de..

Nedir işleri peki hainin

kendini yüceltmek için

onun mertebesine

damgalamak kahramanı ‘hain’ diye.

Şair dediğin

Kutuzov gibi olmalı

apaçık görünmeli yerine.

O, geri çekilir kimi

tam ilerlemeye.

Bitkindir,

bir kuyudaki suyun yarısını tüketir.

Uyumak ister elbette.

Ama bir başkumandanın gözleri,

iç benliğidir ona kumanda eden

hep bir yükseklikten

görmek için ilerisini.

Onun güçlü elleri

saatine ayarlıdır topların

yük trenlerinin

bayrakların.

 

Ki onlar

düşünüyor sansınlar sağdaki süvarilerini.

Oysa o soldakilerin şafaktan beri

hücum borusunu beklediklerini bilir,

Ormanın gerisinde

burun delikleri titreyerek

ateşe hazır.

Şairin savaşı

ne zaferin şanı,

ne rütbe, ne emirler adınadır.

Varsın olsun ona sağdan soldan

kara çalanlar!

Küçülür yalancılar onun bakışlarıyla.

Sadedim odur – bir şair…

şair can verdiğinde,

ölümünde bile, evet

korkudan titretir.

Silahlarını indirmemiştir çünkü öldüğünde-

gazabı bakışlarında öylece kalır

korkarlar gözlerini gagalamaktan.

ve o hep aynı savaşçıdır,

öldüğünde de

öldüğünde de

yılgıdır düşmanın içinde. (1962)

 

YEVGENI YEVTUŞENKO

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GENÇLERE YALAN SÖYLEMEK YANLIŞTIR

 

Gençlere yalan söylemek yanlıştır

Yalanların doğru olduğunu göstermek yanlıştır.

Tanrı’nın gökyüzünde oturduğunu ve yeryüzünde

işlerin yolunda gittiğini söylemek yanlıştır.

Gençler anlar ne demek istediğiniz. Gençler halktır.

Güçlüklerin sayısız olduğunu söyleyin onlara,

yalnız gelecek günleri değil, bırakın da

yaşadıkları günleri de açıkça görsünler.

Engeller vardır deyin, kötülükler vardır.

Varsa var, ne yapalım. Mutlu olamazlar ki

değerini bilmeyenler mutluluğun.

Rastladığınız kusurları bağışlamayın,

tekrarlanırlar sonra, çoğalırlar,

ve ilerde çocuklarımız, öğrencilerimiz

bağışladık diye o kusurları, bizi bağışlamazlar.

 

YEVGENI YEVTUŞENKO

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

‘BABİ YAR..’, YEVGENI YEVTUŞENKO,, Çeviri : ÜLKÜ TAMER, NESRİN ARMAN, BROY Yayınları, Ekim 1997, 128 Sayfa..

 

Comments are closed.