Archive for Ocak, 2010

Günün Şarkısı : Kendinle Kalırsın.. – JÜLİDE ÖZÇELİK

bana bu şarkıyı hediye eden İKİZİME..

bir gün , bir zaman hediye etmiştin bu şarkıyı.. ne zamandı hatırlamıyorum.. önemi de yok çünkü her anım senin , her anım sensin.. Her an her yerde seninleyim..

KENDİNLE KALIRSIN

sevda dipsiz bir kör kuyu
düşersen bir daha çıkamazsın
zaman bak akıp geçiyor
ne yapsan bunu durduramazsın..

sevinçle hüzünle umutla geçer ömür
ama yine sen kendinle kalırsın

sevinçle hüzünle umutla geçer ömür
ama yine sen kendinle kalırsın

çok zordur ümitsiz yaşamak
yalnızlık hep senle olacak
yüklenir çıkarsın dağlara
bir anda inmişsin sırlara

insanlar hayatta bir vardır bir yoktur
ama yine sen kendinle kalırsın

sevinçle hüzünle umutla geçer ömür
ama yine sen kendinle kalırsın

gecenin sonu hep aydınlık
insanın ruhu hep karanlık
refakat edersin hayata
ziyaret son bulur toprakta

insanlar hayatta bir vardır bir yoktur
ama yine sen kendinle kalırsın

sevinçle hüzünle umutla geçer ömür
ama yine sen kendinle kalırsın

sevinçle hüzünle umutla geçer ömür
ama yine sen kendinle kalırsın

Söz – Müzik : JÜLİDE ÖZÇELİK

 

YENİLGİ.. – NİHAT BEHRAM

YENİLGİ

Ah susuşu o saf yüreğin
ah, acısı acemi çocukluğun
düş kırıklığı, coşkudaki bozgun

Ah yenilginin yorgun kısrağı
kendi içini kavuran kızgın ateş
bekleyişe bağlanan umut, tasası haykırışın

Ah, ardı ardına kenetlenen ölüm
ah, hıncı sabırla bezeyen sır
yazmadaki sırması ağlayışın, tırnaklara oturan kan

Sanki delirmenin eşiğindeyim
boş bomboş gözlerine gömülmüşüm bir köpeğin
mısırların süt taneleri, kestanelerin
bademlerin daha olgunlaşmamış
suyla susuzluk arası kayganlığında
aranıp duruyorum kendimi

Ey yangınlarda patlamaya hazırlanan merak
ey içimi ekşi sularla çalkalayan baş dönmesi
ıssız ıpıssız boşluğu aysız gecenin
ölümle yaşamak arasındaki şerit
naneler, kekikler, ebegümeçleri
ve şifalı bulutu kaynar kükürt deresinin
çekiyor altımdan nemli döşeğimi

Ah, yürekleri toprağa saplanan arkadaşlarım
ah, oğlakların, tayların, buzağıların
acı otlarla kararan damakları
(akşamları barut kokusuyla dönsem de odama,
sancısı: çaresiz seyrettiğim ölümün

Ah, bir kere daha kederliyim
ah, çılgın bir aşkın kollarında incelen bıçak
seni öperek bilemeliyim

NİHAT BEHRAM

İKİ DİL BİR BAVUL..

İKİ DİL BİR BAVUL..

‘İsimlerimiz.. Annelerimiz , babalarımız onları bulmak için ne kadar acı çektiler. Nasıl da bizi düşündüler. İsimler birer kelime sadece ve kelimeler ne anlama gelir ki.. Gözlerimiz isimlerimizdir..’- Fairuz (Lübnanlı Şarkıcı.)

FİLMİN HİKAYESİ : Türk öğretmenin, uzak bir Kürt köyündeki bir yılı. Öğretmen Kürtçe bilmez, çocuklar Türkçe. Öğretmen ilk kez gördüğü bu coğrafyada, bir yılını çocuklara Türkçe öğretmekle geçirir. 1 yılın sonunda çocuklar Türkçe öğrenebilecekler mi?

İki Dil Bir Bavul üniversiteden yeni mezun olmuş ve uzak bir Kürt köyüne atanmış Türk öğretmenin bir yılını, onun okula yeni başlayan ve Türkçe bilmeyen çocuklarla yaşadıklarını anlatır. Bir yıl boyunca öğretmenin farklı bir topluluk ve kültür içindeki yalnızlığına, çocuklar ve köylülerle yaşadığı iletişim problemine, çocuklardaki değişime tanık oluruz. Bu süreç boyunca öğretmen ve çocuklar birbirlerini yavaş yavaş tanımaya ve anlamaya başlarlar.

YAPIM – YÖNETMEN : ORHAN ESKİKÖY , ÖZGÜR DOĞAN

SENARYO – GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ : ORHAN ESKİKÖY

81 DAKİKA , 2008 (www.ikidilbirbavul.com)

AYLAKADAMIZ :

Denizli’li öğretmen EMRE’nin ilk görev yeri olan doğudaki Kürt köyündeki yaşadıklarının anlatıldığı şahane bir belgesel film İKİ DİL BİR BAVUL.. EMRE öğretmenin Türkçe bilmeyen öğrencileriyle yaşadıkları , köyün yaşam standartlarına alışmaya çalışması , köydeki yalnızlığı , ara sıra kapıldığı umutsuzlukları , kızgınlıkları.. Bir yandan da köyün çocuklarının ve diğer yaşayanların sakin , yalnız ve yoksul yaşamları.. Köyün sefaleti , insanların bu sefaleti kanıksamışlıkları..

Ve bu temelde yılların sorunu ve acısı  : anadilde eğitim sorunu.. İki taraftan bir bakış açısı getiren objektif bir film.. Yorum katmıyor.. Sorunu olduğu gibi izleyicinin önüne koyuyor..

Zilkif’in (öğretmen EMRE inatla ZÜLKÜF diyor , Zilkif’te inatla ZİLKİF diyor..) , Rojda’nın ve daha nicelerinin ve öğretmen EMRE’nin okuma yazma öğrenmek-öğretmek için çabaları..

Ama daha değil birinci sınıflar değil ikiler üçlerden bile Türkçe bilen yoktur okulda.. Filmdeki köyün büyüklerinden birinin anlatımıyla ‘yahu ben beşi bitirdiğimde daha yeni yeni Türkçe öğrenmeye başlamıştım.. bakma artık uydu anteni televizyon radyo var , şimdi ki çocuklar daha şanslılar..’ ve yine aynı kişinin yurt dışına gitmeye çalışırken gittiği mülakatta ‘kaç dil biliyorsun , yabancı dil biliyor musun’ sorusuna verdiği cevap : ‘iki dil biliyorum , Kürtçe ve Türkçe.. Türkçe benim yabancı dilim , diğer bildiğim dil de Kürtçe..’ demesi üzerine mülakat görevlisi kadının kahkaha atarak verdiği cevap : ‘Kürtçe’ye dil mi diyorsun sen..’

Yılardır arkamızı döndüğümüz anadil , anadilde eğitim sorunu.. Anadil insanın içine doğduğu dilidir.. Kişi her ne kadar yabancı bir dili öğrenip , o dilde hayatının bir kısmını idame ettirip sürdürse de , yabancı bir dilde okuma yazmayı öğrenip eğitimini yapsa da hep anadiliyle düşünür , anadiliyle hayaller kurar , anadiliyle aşık olur , anadiliyle ağlar , anadiliyle feryat eder , anadiliyle rüyalarını görür..

Filmdeki çocukların tuvalete gidebilmek için ‘tuvalete gidebilir miyim ’i Türkçe söyleyebilmek için çektiği sıkıntılar bile insanın izlerken filmi acı çekmesine , kalbinin sızlamasına yetiyor..

EMRE öğretmen velilerden yardım istiyor ancak veliler de çaresiz ve sabırlı olmasını söylüyorlar öğretmene..

Anadilde eğitim sorununu herkesin önüne koyuyor tüm çıplaklığıyla İKİ DİL BİR BAVUL.. Açılım yalanlarının ve demagojilerinin döndüğü bugünlerde buyurun diyor , sorun bu , çözümü gösterin..

Çocukluğumda büyüklerimin memuriyeti nedeniyle yaşadığım yerlerin resmi kurumlarının duvarlarında kocaman kırmızı harfli camlı tabelalar vardı : ‘VATANDAŞ TÜRKÇE KONUŞ !’ Ne acı , ne terbiyesizce bir cümle.. Vatandaşı için varolması gereken devletin vatandaşına yaptığı en acımasızca kıyım.. Bundan daha acımasızca nasıl bir devlet vatandaşını yok sayıp , aşağılayabilir ki..  Vatandaş Türkçe bilmiyorsa hastanede ölsün derdini anlatamadan , vatandaş Türkçe bilmiyorsa derdini anlatamasın belediyede , adliyede vs resmi kurumlarda.. Böyle zihniyetler , böyle uygulamalardan geçti bu ülke.. 

Çocukluğumdaki bu tabelalarda gördüğüm cümlelerden olsa gerek daha sonraları ebeveynlerim arkadaşlarımın ya da misafirlerimizin yanında Arapça konuştuklarında utanır , korkar , ağlar ve yalvarırdım Türkçe konuşmaları için.. Çünkü küçük çocukların içinde bile Türkçe konuşmamak bir aşağılama nedeni oluyordu bazı illerimizde.. Oysa benim nenelerim hiç Türkçe bilmezler , ben onlarla Türkçe konuşmaya çalışır ve Türkçe öğretmeye çalışırdım.. Küçücük bir çocuk nasıl bundan daha sert korkutulur , yontulmaya çalışılır ki..

Çok anlatılan ve çizer ENDER ÖZKAHRAMAN’ın da LEMAN dergisinde çizdiği ORASI ÖYKÜLERİ’nde de anlatılan bir hikaye vardı hatırlarsınız.. Oğlunu cezaevinde ziyarete giden Kürt bir anne cezaevi yönetimindekilerin Türkçe konuş baskısı ve Kürtçe konuşması halinde görüşmenin bitirileceği tehdidi yüzünden oğluyla sadece bakışması ve oğluna hal hatır bile soramaması , ne kadar acı değil mi.. Her aklıma gelişinde içim kıyılıyor..

Herkes Kürtçe ve Kürt sorunu gündem de diye bu konuya odaklanmış durumda ama sadece burada değil ki anadilde eğitim sorunu.. Ülkemizin başka yerlerinde Türkçe , Kürtçe dışında başka diller konuşan , anadili farklı ve okula ya da askere gidene kadar Türkçe bilmeyen insanların yaşadığı yerler de var.. Evet hem de çok var.. Onlara da açılım uğrar mı veya ‘birileri ısıtıp ortaya koyarsa mı’ açılım oralara da uğrar acaba.. 

Dünyamızda ve ülkemizde bazı diller yok oluyor , kimse ses çıkarmıyor ya da farkında değilmiş gibi davranıyorlar..    

Sorun büyük , çözümün bulunması için fikirlerin yarışması gerekiyor.. Sorunu tarafsız , objektif şekilde ortaya koyan bir belgesel İKİ DİL BİR BAVUL.. Buyurun açılım severler çözün bakalım sorunu.. Birbirimizi aşağılamadan , farklılıklarımızı birbirimizin gözlerine sokmadan , birlikte sonsuza kadar kardeşçe yaşayabileceğimiz , eğitimde birliğin sağlandığı ama herkesin kendi dilinde öğrenim görebildiği ya da tercih edebileceği bir sistemi  nasıl kuracaksınız görelim ‘HERŞEYİ EN İYİ BİLEN , VATANDAŞ İŞİNİZE GELMEYEN BİRŞEY SÖYLEYİNCE AZARLAYIP KOVALAYAN POLİTİKACI , YAZAR , DÜŞÜNÜR HER KESİMDEN BAYLAR , BAYANLAR’ GÖRELİM , BEKLİYORUZ..

Açık , sade bir dille ülke sorunlarımızdan birini yorum getirmeden ortaya koyan İKİ DİL BİR BAVUL’u kaçırmayın izleyin.. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler..

Ve son sözümüz : ÇOK DİL VAR FAKAT TEK BAVUL VAR.. İyi seyirler..

BİT KIRAN KIZLAR.. – ARTHUR RIMBAUD

BİT KIRAN KIZLAR

Karışır kıpkızıl acılarla çocuğun alnı
Daha cıvıl cıvılken düş arıları yüzünde bozbulanık
Yatağına yaklaşır alımlı ablaları
Zarif parmaklarıyla tırnakları gümüşten

Oturturlar çocuğu pencere kıyısına
Geniş açık pencere gök bir çok çiçeği orda yıkar
Ve çocuğun çiğ yağan kabarık saçlarının arasında
Gezdirirler ince, korkunç, çarpıcı parmaklarını

Dinler şarkısını çocuk o ürkek solukların
Çiğ ve bitki ballarında çiçekler açan
Kesilen sık sık öpüş istekleriyle küçük ıslıkların
Belki de tükrük alışverişinden ağızla dudakların

İşitir çarpışını siyah kirpiklerinin sessizlikler altında
O kokulu kirpiklerin. Ve o tatlı mıknatıslı elleri
Çıt çıt yapar boyuna loş bir umursamazlıkta
Ve o şahane tırnaklar arasında minicik bitleri can verişi…

Ve derken yükselir bardakta bir tembellik şarabı
Rüya gören sayıklayan bir armonikanın sesi
Ve çocuk ta canevinde duyar okşamaların yavaşlamasıyla ayarlı
Ansızın kabaran sonra eriyen tükenen sönsen bir ağlama isteğini

ARTHUR RIMBAUD

Çeviri: Sezai Karakoç

İNSANLARI ÇOCUKLARA BÖLEN ÖFKE.. – CÉSAR VALLEJO

İNSANLARI ÇOCUKLARA BÖLEN ÖFKE
İnsanı çocuklara bölen öfke,
çocuğu eşit kuşlara bölen,
kuşu, küçük yumurtalara;
yoksulun öfkesi
bir zeytin taşır iki üzüme karşı.
 
Ağacı yapraklara bölen öfke,
yaprağı, eşit olmayan tomurcuklara bölen,
tomurcuğu, görünmez gözeneklere;
yoksulun öfkesi
iki ırmak taşır bir çok denize karşı.
 
İyiyi kuşkulara bölen öfke,
kuşkuyu, benzer kavislere bölen,
kavisi, umulmayan mezarlara;
yoksulun öfkesi
bir çelik taşır iki hançere karşı.
 
Canı bedenlere bölen öfke,
bedeni, benzersiz organlara bölen,
organı, sekiz düşünceye;
yoksulun öfkesi
bir yanardağ ateşi taşır iki kratere karşı.
CÉSAR VALLEJO
Çeviren: Ülkü Tamer
GÖKYÜZÜ VE TOZ
Kimin mavi bir giysisi yok ki dolabında?
Kim yapmaz ki kahvaltı, binmez ki tramvaya,
yok ki ağzında tükenmez cıgarası, cüzdanında tasası?
Ben doğmuşum bir kez, başka bir şey değil!
Ben doğmuşum bir kez, başka bir şey değil!
 
Kim yazmaz ki arasıra bir beti?
Kim ki kafasında birşey olmasın
ve ölmesin alışkanlıktan, ağlıya ağlıya notasız?
Ben tek ve yalnız doğmuşum bir kez!
Ben tek ve yalnız doğmuşum bir kez!
 
Kim adlanmaz ki Carlos ya da falan falan diye?
Kim der ki kediye başka türlü kedi kedi diye?
Ah, ben tek ve yalnız doğmuşum bir kez, başka bir şey değil!
Ah, ben tek ve yalnız doğmuşum bir kez, başka bir şey değil!
CÉSAR VALLEJO

Çeviren: Yıldırım Dağyeli

Günün Şarkısı : Yan Babilon – BANDİSTA..

Bugünün şarkısı BANDİSTA’nın ikinci çalışması PAŞANIN BAŞUCU ŞARKILARI’ndan : YAN BABİLON..

(Bandista’nın tüm şarkılarını grubun sitesinden indirip dinleyebilirsiniz..)

Yan Babilon

Evire çevire seni öyle bir döverim
Bir o kadar dayak da ben yerim netekim
Elindeki çoksa az olanla paylaş
Nasıl müzisyen bilemiyom şu serdar ortaç

Koyudan açığa doğru tüm renkler ton ton
Benim memurum işini bilir dediydi tonton
Bir elimde mikrofon kafamda da ponpon
Uçuyo’n dediler bana yere de kon kon

İster polis olsun ister astinomia fon
Burda vurdu Ferhat’ı orda gitti Aleko’n
Lakin Atina’da bu kez işlemedi tiyatron
Bu sefer de sen yan, yan yan yan Babilon

Yan yan yan Babilon
Yan yan yan yan yan yan
Yan yan yan Babilon
Bu sefer de sen yan, yan yan yan Babilon

Yine tersoya düştüm kafamda harmanım
İçine edeyim böyle nankör karmanın
Her mevsim ekilip bitmeyen tarlanın
Kargasını kovalasan ne yazar kemâlım

İskele alabanda yelkenler fora
Derrida’nın sevdiğim bir eseri Khôra
Feylezoflar dünyayı yorumladı ama
Öldürmeyeceksin derdi on emirde Tora

İster polis olsun ister astinomia fon
Burda vurdu Ferhat’ı orda gitti Aleko’n
Lakin Atina’da bu kez işlemedi tiyatron
Bu sefer de sen yan, yan yan yan Babilon

Yan yan yan Babilon
Yan yan yan yan yan yan
Yan yan yan Babilon
Bu sefer de sen yan, yan yan yan Babilon

söz: Bandista
müzik: Bandista

 

Şarkı Hakkında :

Babilon (Babil) kenti Tora ve Yeni Ahit ikonografisinde müesses nizamın, sürgünün, işkencenin, ticaretin, paranın ve ‘günahın’ içinde cisimleştiği bir tarife sahiptir ve ayrıca Rastafaryan harekette çürümeyi ve batı toplumunu simgeler. 80 darbesinin yarattığı toplumsal atmosfere ve sistemin kökenlerine dair göndermeler ve temelde devlet şiddetinin iki kurbanını Yunanistan aralık isyanı çerçevesinde anarak Babilon’un temellerinden sarsılıp yıkılmasına dair bir çağrıyı metin bloğunda sunan şarkı müzikal, vokal ve koral tercihleriyle Bandista’nın “ista” icraları içinde bir ilk çalışmadır.

‘Yaşasın muhalefet-mukavemet âlemimiz!

Yaşasın Dayanışma!

Tayfa Bandista’

(Alıntılar : http://tayfabandista.org/blog/)

JAMEL DEBBOUZE..

JAMEL DEBBOUZE

Fas asıllı Fransız aktör , komedyen Jamel Debbouze 1975 Paris doğumludur. Küçük yaşta arkadaşlarıyla tren yolunda oynarken geçirdiği kaza sonucu sağ kolunu kaybetmiştir. Yoksul bir çocukluk dönemi geçiren Jamel Debbouze ilk uzun metrajlı filmde 1996 yılında rol almıştır..

Yüzüne aşina olduğumuz Jamel Debbouze , komik ve sempatik olduğu kadar cesur bir antifaşisttir. Fransa’da son yıllarda yükselen İslam karşıtı ve Yahudi karşıtı ırkçı , faşist hareketlere karşı her zaman en önde yer almıştır. .

(Indigénes / 2006 adlı filmde..)

(Amélie / 2001 adlı filmde..)

(Angel-A / 2005 adlı filmde..)

Dünyanın dört bir yanındaki ezilenler ve yardıma muhtaçlar için yapılan her türlü etkinliğe katılan Jamel Debbouze 2007 yılında Zidane ve Ronaldo’nun organize ettiği ‘Yoksulluğa Kırmız Kart’ adı altında düzenlenen ve ünlüler karmasının oluşturduğu iki takımın maçında Zidane’nın takımında oynadı ve bir gol attı. 2004 yılında da Olimpiyat Oyunları ateşini Fransa adına taşıdı..

Faşist Le Pen’in partisinin seçimlerde aldığı oy oranının yükselmesinden sonra 2006 yılında   Indigénes filmiyle Cannes film festivalinde en iyi aktör ödülünü aldıktan sonra hem Le Pen’i hem de Sarkozy’i tiye alan ve yerine dibine sokacak şekilde dalga geçen bir konuşma yaparak töreni izleyenleri kahkahalara boğmuştur.. 

Amélie , Asteriks , Angel-a , Indigénes gibi filmlerde oynamış olan  Jamel Debbouze ünlü Fransız haber spikeri Melissa   Theuriau ile evlidir ve bir çocuk sahibidir. Güçlü oyunculuğu ve sempatik tavırlarıyla herkesin sevgisini kazanmış olan   Jamel Debbouze son olarak ‘Parlez-moi de la pluie (Karım-2008)’ adlı filmde oynamıştır. ‘Cemal’imizin yeni filmlerini sabırsızlıkla bekliyoruz..

(Jamel Debbouze ve eşi Melissa   Theuriau)

Filmografi :

Parlez-moi de la pluie – (2008) – Karim

Astérix aux jeux olympiques – (2008) – Numerobis

Indigènes – (2006) – Saïd Otmari

Angel-A – (2005) – André

She Hate Me – (2004) – Doak

Le Boulet – (2002) – The Malian guard

Asterix & Obelix: Mission Cléopatre – (2002) – Numerobis

Le fabuleux destin d’Amélie Poulain – (2001) – Lucien

Elie annonce Semoun – (2000)

Le Ciel, les oiseaux et… ta mère! – (1999) – Youssef

Zonzon – (1998) – Kader

Les Deux papas et la maman – (1996)

DUYUM (SENSATION).. – ARTHUR RIMBAUD

DUYUM (SENSATION)
Mavi yaz akşamları, patikalarda, dalgın,
Gideceğim, sürtüne sürtüne buğdaylara:
Ayaklarımda ıslaklığı küçük otların,
Yıkasın bırakacağım başımı rüzgâra!
 
Ne bir şey düşünecek, ne bir lâf edeceğim.
Ama sonsuz bir sevgi dolduracak içimi;
Göçebeler gibi, uzaklara gideceğim,
Mutlu, sanki yanımda bir kadın varmış gibi.
ARTHUR RIMBAUD
Çeviri : Orhan Veli Kanık
DUYUM

Mavi yaz akşamlarında, özgür, gezeceğim,
Ayaklarımın altında nemli, serin kırlar;
Başakları devşirip otları ezeceğim,
Yıkayıp arıtacak çıplak başımı rüzgâr.

Ne bir söz, ne düşünce, yalnız bitmeyen bir düş
Ve yüreğimde sevgi; büyük, sonsuz, umutlu,
Çekip gideceğim, çingene gibi, başıboş
Doğada, -bir kadınla birlikte gibi mutlu. 
ARTHUR RIMBAUD
Çeviri: Erdoğan Alkan

Günün şarkısı : BURNIN’ AND LOOTIN’ TONIGHT.. – BOB MARLEY

BURNIN’ AND LOOTIN’ TONIGHT

this morning i woke up in a curfew;
o god, i was a prisoner, too – yeah!
could not recognize the faces standing over me;
they were all dressed in uniforms of brutality. eh!

how many rivers do we have to cross,
before we can talk to the boss? eh!
all that we got, it seems we have lost;
we must have really paid the cost.

that’s why we gonna be
burnin’ and a-lootin’ tonight;
say we gonna burn and loot
burnin’ and a-lootin’ tonight ;
one more thing
burnin’ all pollution tonight;
oh, yeah, yeah
burnin’ all illusion tonight.

oh, stop them!

give me the food and let me grow;
let the roots man take a blow.
all them drugs gonna make you slow now;
it’s not the music of the ghetto. eh!

weeping and a-wailin’ tonight;
who can stop the tears?
weeping and a-wailin’ tonight;
we’ve been suffering these long, long-a years!
weeping and a-wailin’ tonight
will you say cheer?
weeping and a-wailin’ tonight
but where?

give me the food and let me grow;
let the roots man take a blow.
i must say: all them – all them drugs gonna make you slow;
it’s not the music of the ghetto.

we gonna be burning and a-looting tonight;
to survive, yeah!
burning and a-looting tonight;
save your baby lives
burning all pollution tonight;
pollution, yeah, yeah!
burning all illusion tonight
lord-a, lord-a, lord-a, lord!

burning and a-looting tonight;
burning and a-looting tonight;
burning all pollution tonight.. 

BOB MARLEY

KENDİ KENDİNİN CELLADI (HEAUTONTIMOROUMENOS).. – CHARLES BAUDELAIRE

KENDİ KENDİNİN CELLADI (HEAUTONTIMOROUMENOS) 

Kızmadan vuracağım sana
Kinsiz , kasap gibi,
Kayayı yaran Musa gibi!
Ve gözkapaklarından,
Fışkırtacağım azabın sularını
Sahra’m kana kana içsin diye.
Umutla şişmiş arzularım
Tuzlu gözyaşlarının üstünde yüzecek.

Engine açılan bir gemi gibi,
Ve gözyaşlarından sarhoş gönlümde
Sevgili hıçkırıkların çınlayacak
Hücum vuran bir trampet gibi!

Çatlak bir ses değil miyim
Tanrısal senfonide,
Beni itip kakan ve ısıran
Yırtıcı ironi sayesinde!

Sesime işlemiştir o çığırtkan!
Bu kara zehir bütün kanımdır!
Korkunç aynayım ben
Cadının kendini seyrettiği!

Hem yarayım hem de bıçak!
Tokat benim,yanak da!
Çark benim,çarka gerilmiş beden de!
Kurban benim, cellat da!

Kalbimin vampiriyim!
Terk edilmiş büyüklerden biri,
Sonsuz gülmeye hükümlü
Artık gülümseyemeyenlerden biri!

CHARLES BAUDELAIRE