Archive for the ‘Dizi’ Category

‘CEM KISMET’in ‘BEHZAT Ç. DİZİ VE FİLM MÜZİKLERİ’ albümü çıktı!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

‘CEM KISMET – PİLLİ BEBEK’in ‘BEHZAT Ç.  DİZİ VE FİLM MÜZİKLERİ’ albümü çıktı!

 

değil yazı yazacak, konuşacak ve nefes alacak bile durumda değilken ancak ya ‘gamzem’ ya ‘behzat ç.’ ya ‘pilli bebek’ yazı yazdırabilirdi bana.. ‘gamzem’ için yazmak kolay değil.. onu anlatabilmek, onu yazabilmek bilemiyorum.. cesaret edemem şu an.. hayattaki tek kutsalım.. onunla, onun sayesinde nefes alabiliyorum uzun zamandır.. onlarca yıllık dost, aile, akraba vs kuleleri birer birer yıkılırken kırk yıldır berabermişiz gibi bana destek olan, her şeyi göze alarak arkamda değil yanımda duran ‘gamzem’i de belki bir gün anlatırım.. en kısa zamanda kendisi de aramızda olacak zaten..

neyse kim ne derse desin bu topraklarda rock müziğin en kralını yapan ve ‘behzat ç. dizisine verdiği katkıyla diziyi daha yukarılara çıkaran ‘cem kısmet’ ve grubu ‘pilli bebek’in ‘behzat ç. bir ankara polisiyesi dizi ve film müzikler’ bugün müzik marketlerde yerini aldı..

zor ve boktan günler geçirdiğim şu günlerde uzun süredir beklediğimiz bu albümün çıktığını ‘reis blackhawk’ telefon mesajıyla müjdeleyince hemen sıcakta kendimi kadıköy sokaklarına attım.. gittiğim ilk iki müzik markette albümü bulamayınca kan ter içinde ve küfürler yağdırarak en gıcık olduğum yere gittim ve albümü karşımda buldum.. hemen reise ve kendime birer tane kaptım ve doğruca çöplüğüme döndüm.. daha dinlemeden mekana ‘reis’ ile birlikte ‘yücelim’ de geldi..  ve hemen ‘haram geceler’den dinlemeye başladık iki cd den oluşan bu muhteşem albümü..

‘cem kısmet’ ile ‘pilli bebek’i ve gelmiş geçmiş en iyi yerli dizi ‘behzat ç’yi burada uzun uzun anlatmaya gerek yok.. özellikle kendini solcu ve entel dantel zanneden kesimden bazı insanların diziye yaptıkları zulme karşı yazdığım yazımı yakında bitireceğim.. herkesin eleştirilerine, görüşlerine saygılıyım ancak sadece bir diziyi bitirmek, yok etmek için yapılan eleştirilere aynı sertlikte yanıt verdik ve vermeye devam edeceğiz..

uzun zaman sonra yazdığım bu yazı ‘aylak adamız’ için belki yeni bir dönemin başlangıcı olur ‘cem kısmet’ sayesinde.. hadi bakalım herkes albümü almaya.. bu albümü almayanlar için sadece üzülürüm bu albümü dinleyemedikleri için..

‘reis’e selam ‘cem kısmet ve pilli bebek’le yola devam..

nedim.. (crockett..)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(fotoğraflar albümden..)

Kapitalizm geneleve benzer , parası olan parasızı…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kapitalizm geneleve benzer , parası olan parasızı…

Parti liderlerinin seçim turları son düzlüğe girmişken söylemleri de bir o kadar sertleşiyor. Dil sorunu tartışılıyor yanlış anlaşılmasın anadilde eğitimden falan bahsetmiyorum. Bildiğiniz hayt huyt propagandalarından kim kime ne diyor, neden diyor, neye nasıl bakıyor, baktığında ne görüyor, prompter bozulunca neler oluyor vs. Bu, dil problemiyle Rtük uğraşamaz diye bir referandum düzenlense, yetmez ama evet’çiler bile hayır der. Eminim.

Fakat Rtük gitti bizim Behzat Ç. ye el attı. Bitimizi kanlandıran gelişme şöyle “Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programlar bunların izleyebileceği zaman dilimlerinde yayınlanamaz”  ayrıca  “Türkçe, özellikleri ve kuralları bozulmadan, doğru, güzel ve anlaşılır şekilde kullanılmalıdır. Dilin düzeysiz, kaba ve argo kullanımına yer verilemez” evet.

Aslına bakarsanız biz bunu düşünmüştük. Behzat’ın bu güzel, bu fütursuz ilerleyişine rtük ne zaman dur diyecek diye aramızda konuşuyorduk. Biraz geç olsa da, haber geçen hafta içi medyaya düştü. Birilerini rahatsız eden dizimiz saat 2o:oo’den, 22:oo’ye çekilecek. Sanırım caydırıcı bir karar verdiğini düşünen kravatlı ağbiler Türkiye’nin Fransa, İstanbul’un da Paris olduğunu sanıyorlar. Değil ! Çünkü Behzat Ç ve ekibi bir inşaatta çalışan sıvacıdan, güneş doğmadan yola çıkan fırın işçisinden, gecekondusu yıkılırken elindeki taşı fırlatmak üzere kasları gerilen bir varoştan… farksız değildir. Üstelik dizimizdeki argo bizim yaşantımızın da vücut bulmuş halidir. Yeri geldiğinde İstanbul beyefendisi gibi görünen karakterlerimiz daha çok Ankaralı bebelerin ruhunu yansıtır.

Tekel direnişinden, Hrant’a kadar parmak basmak bir yana gövde gösterisi yapan Emrah Serbes’inden, genel yönetmeni  Serdar Akar’ı ve tabii ki Erdal Beşikçioğlu, Ayça Varlıer, Canan Ergüder, Seda Bakan, Ege Aydan, Harun Tekin, Hazal Kaya, Elvin Beşikçioğlu, Hakan Hatipoğlu, Fatih Artman, İnanç Konukçu, Berkan Şal, Pelin Su Pir, Berke Üzrek kutlamak gerekiyor.

Ve inanıyorum ki ileride villa parası biriktirecek olacak bu ekip, ülkenin gecekondularına da genelevlerine de sahip çıkacaktır.

‘Papyrus’

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BEHZAT Ç. İstanbul’da

BEHZAT Ç. İstanbul’da : Ankaralıların İstanbul’daki gülmekten kıran replikleri…

 

BEHZAT Ç. VE EKİBİ BÜFEDE :

garson : hoş geldiniz.

harun : iki hamburger.

akbaba : hamburger.

hayalet : bana da hamburger ver , ketçap koyma içine tamam mı.

garson : peki.

harun : sen abi.

behzat ç. : sen bana iki tost ver.

garson : dilli kaşarlı mı abi.

behzat ç. : yok ya. dili mili karıştırma sade tost ver.

garson : içecek bir şey alır mısınız. taze sıkılmış portakal suyu.

harun : sen bize kola ver kola. taze sıkılmış portakal suyu ne alaka ya hamburgerle.

hayalet : kola 3 olsun.

behzat ç. : sen bana çay ver.

……

behzat ç. : kardeşim ayranın ne alakası var ya. ben çay istedim çay.

hayalet : yanlış gelmiş bunu götür , çay getir çay.

harun : bu ne lan.

garson : ıslak hamburger.

harun: niye ıslattın.

garson : burada böyle abi.

harun : ‘burada böyle’ demek mantıklı bir cevap değil , ruh hastası  mısın sen kardeşim.

hayalet : kardeş sen bunları al al. al sen bunları. bize normal dürüm getir tamam mı.

garson : kaşarlı mı olsun abi.

harun : kardeş normal dürüm. dürümün içinde kaşarın ne işi var.. bildiğin dürüm işte.

hayalet : hişt lan ıslatmadan bak.

behzat ç. : çayı unutma lan.

……

harun : kardeş. bu dürümü niye tosta bastınız.

garson : abi çok sevilen bir çeşidimiz bu.

behzat ç. : ben diyorum oğlum size tosttan şaşmayacaksınız.

hayalet : böyle dürüm mü olur ya.

BEHZAT Ç. VE EKİBİNDEN İSTANBUL’DA ADRES BULMA ÜZERİNE BEYİN FIRTINALARI – 1

 harun : aha dj şaheser. ortaköydeymiş.

hayalet : ortaköy nere lan oğlum.

akbaba : çengelköyün yanı oğlum , ben askerliği burada yaptım.

hayalet : çengelköy anadolu yakasında olmasın.

akbaba : yok ulan o bebek. karıştırıyorsun sen.

hayalet : ee hadi gidelim.

akbaba : de hadi yürüyün.

harun : eminsin değil mi lan.

akbaba : lan ne demek emin misin lan.

 

BEHZAT Ç. VE EKİBİNDEN İSTANBUL’DA ADRES BULMA ÜZERİNE BEYİN FIRTINALARI – 2 

harun : abi. abi bir bebeğe gidelim ya. bu kadar istanbul’a gelmişiz. ha abi.

behzat ç. : sen git ya. ben yatıp uyuyacağım.

harun : hişt hayalet sen gel la.

hayalet : yok hacı ya.

harun : hişt sen gel la hadi gidelim.

akbaba : ben de gelmem oğlum sen bebeğin nerede olduğunu biliyor musun.

harun : he biliyorum. bebek , çengelköyden çık işte pangaltının aşağısı.

akbaba : ne çengelköyü oğlum. çok uzak , etilerden sonra. sen leventten git kestirme olur belki.

harun : leventten girersem. çok mu uzak lan.

akbaba : lan oğlum etiler anasının nikahında zaten. pendikten de ilerde ya.

harun : pendikten. pendik. pendikse ben gitmem ya boş ver.

BEHZAT Ç. ,  20. Bölüm , Star Tv.

‘bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı ki kızım..’ – BEHZAT Ç.

‘babamın öldüğü gün birine aşık olmuştum.. bazen öyle olur , her şey üst üste gelir.. polis olmasaydım katil olurdum çünkü sahici bir sarsıntı sahte bir dengeden iyidir.. binlerce ceset , binlerce katil ve bir evlilik gördüm.. seni intihar ettiğin gün tanıdım kızım , seninle o gün barıştım.. şimdi sadece geceleri yapayalnız ve yalınayak anlayabildiğim şeyler var.. şimdi benim de yalanlara inanmaya ihtiyacım var bütün çaresiz insanlar gibi , dağılan bir okul gibi.. acılarımız da birbirine benziyor artık  kızım , birbirine benzeyen parmaklar gibi ama her birinin eşsiz bir izi var.. bazen gözlerim  doluyor karanlıkta.. ama fısır fısır konuşmaya başlıyorsun yine kulağımın dibinde hiç susmuyorsun.. ağlamama asla müsaade etmiyorsun.. ‘her şey affedildi babacık’ diyorsun.. ‘hiç ayrılmayacağız’ diyorsun.. keşke hep yanında olsaydım diyorum öyle konuştuğunu duyunca.. ‘bu kış çok kar yağar , belki beraber kayboluruz’ diyorsun sen bana..  ama kar taneleri birbirine benzemez ki kızım.. cesetler de benzemez , ama bir cinayet başka bir cinayeti hatırlatır her zaman.. koşan atlar düşen atları hatırlatır.. yağmur yağar , durur , tekrar başlar.. YANLIŞ YOLDA YÜRÜMEK DOĞRU YOLDA BEKLEMEKTEN İYİDİR.. beşikten mezara kadar.. karanlıkta herkesle çarpışabilir insan.. yalan mı söylüyorum sana.. affet beni kızım , affet.. BİR SÜRÜ DOĞRU SÖYLEDİK AMA HİÇ BURNUMUZ KISALMADI Kİ KIZIM..’

BEHZAT Ç. (Star Tv – 11. Bölüm – Giriş..)

BEHZAT Ç. – Bir Ankara Polisiyesi..

‘uzun yıllardır pek televizyon seyretmem.. izleyebildiğim bir iki tane dizi vardır , altı üstü o.. zamanla bir tiksinme oluştu sanırım televizyon sektöründen.. hep aynı nakarat , hep aynı sesler , hep aynı yüzler ve hep aynı hikayeler , tartışmalar.. özellikle haber bültenleri , haber programları ve tartışma(ma) programları televizyondan uzaklaşmama sebep oldu.. hepsi bir çıkar çevresinin ve grubun borazanı..

diziler de ayrı bir felaket furyası.. bir ara mafya dizileri , sonra siyasi içerikli dizi furyası baş gösterdi , ardından aile içi ya da arkadaşlar arası saçma sapan ilişkiler yumağının anlatıldığı aşk meşk dizileri baş gösterdi.. kimin eli kimin neresinde belli değil.. bazı diziler daha da ilginçleşti , dizinin bölümleri boyunca arkadaşlar sırayla herkesle sevgili oluyor , permütasyon kombinasyonlar yetersiz kalınca , tükenince yeni oyuncular diziye ekleniyor ve ilişki ağı genişletiliyor.. hep sığ senaryolar , hep aynı hikayeler.. biraz yaratıcılık arıyorsun yok.. biraz gerçek hayattan bir şeyler arıyorsun yok.. geçim zorluğu , iki yakasını bir araya getiremeyen karakterler arıyorsun yok.. alın teriyle üç beş kuruş kazanmaya çalışan işçi , memur , köylü arıyorsun yok.. olanlar da defolu karakterler.. diziler de herkes hayatından memnun..

şimdi de polisiye diziler furyası başladı.. polisiye edebiyatı , filmleri oldum olası çok severim.. iyi kotarılan polisiye dizileri de kaçırmam.. yerli , yabancı fark etmez.. san francisco sokakları’nı , miami vice’ı , ‘zorlu ikili’ diye yayınlanan ‘dempsey and makepeace’ dizilerini izleyerek büyüyen bizim kuşağı ‘arka sokaklar’ gibi polisiyeler ve günümüz amerikan polisiye dizileri pek sarmaz.. ama mecbur kalınca yavan polisiyelere bile tav oluyoruz.. izliyoruz fakat ertesi gün aklında hiçbir şey yok diziyle ilgili..

neyse şükür ki tam kafamıza göre bir dizi iki haftadır ‘star tv’de başladı : ‘behzat ç. – bir ankara polisiyesi..’ her temas iz bırakır , son hafriyat ve erken kaybedenler gibi kitaplarından tanıdığımız yazar emrah serbes’in her temas iz bırakır ve son hafriyatta yarattığı karakter olan behzat ç. komiserin maceraları artık televizyonda.. ilk bölümü heyecanla bekledim , korkum romandaki karakterin yontularak evcil bir kuşa döndürülmesiydi.. ama ilk iki bölümde gördük ki dizi ekibi buna karşı iyi direnmiş.. behzat ç. olanca kuralsızlığı , umursamazlığıyla karşımızda işte..

behzat ç.’yi oynayan erdal beşikçioğlu dizinin her saniyesinde oyunculuğunu konuşturuyor.. erdal beşikçioğlu , behzat ç.’yi her yapımda yaptığı gibi oynamıyor adeta yaşıyor.. rol aldığı tüm yapımları hemen hemen izlediğim usta oyuncu , bence behzat ç. karakterindeki performansıyla en üste çıkarmış durumda oyunculuğunu..

dizinin eksik , hatalı yanları var ama şimdi bunları yazarak kimseyi üzüp , moral bozmak istemem.. senaryoda bazı aksamalar , hatalar olabiliyor.. umarım düzelir ve en aza iner bunlar.. dizinin oyuncu kadrosunda da kötü yönden sırıtan oyuncular , oyuncu adayları var.. ama buna rağmen ‘harun , hayalet , akbaba’ ve ege aydan’ın canlandırdığı ‘şevket’ karakterleri tam anlamıyla oturmuş ve bu karakterleri canlandıran oyuncular en üst seviyede oyunculuk sergiliyorlar.. hazal kaya’nın canlandırdığı ‘berna’ karakterinin diziye erken vedası ise üzücü ama sarsıcıydı.. suya sabuna dokunmayan dizilere tokat atarcasına ilk bölümde ‘berna’mızı gömdük kara toprağa.. gönül isterdi ki berna’yı hep görelim ama yüce kalemler konuşmuş ve berna’mız ilk bölümden sonsuzluğa uğurlanmış..

dizinin müzikleri de on numara , dizinin bu kadar çabuk beğenilmesinde ve tutmasında çok büyük katkısı var müziklerin.. dizinin müziklerini pilli bebek grubundan cem kısmet yapıyor..

dizinin güzel yanlarından birisi de zekice kurulmuş diyaloglar.. akılda kalmayan dizilere nispet yaparcasına öyle güzel diyaloglar kurulmuş ki , replikler günlerce kafanızda gülümsemenize yol açabiliyor..  ilk bölümde ki harun adlı polise üniversite öğrencilerinin ‘katil , faşist polis’ diye bağırması üzerine harun’un ‘ne faşisti lan , cinayet masası’ diye verdiği cevap sonra , behzat ç.’nin sorguladığı öğretim görevlisinin kendinse rüşvet teklif etmesi üzerine sakince ‘alırız hocam alırız , niye almayalım ki parayı , neticede ahlak masası değiliz öyle değil mi’ diyerek şüphelinin suratına okkalı bir tokat atması gerçekten hafızalardan silinmeyecek repliklerden bazılarıydı.. ilk bölümü sanırım dört kere , ikinci bölümü de üç kere izledim.. sıkılmadan , aynı heyecanla izledim hem de.. sanırım behzat ç. kadar çatlak birisi oluşum dizinin aynı bölümlerini arka arkaya bu kadar çok izlememin nedenlerinden en önde geleni.. uzun bir dizi olmasına rağmen iki bölümde de niye dizi bitiyor diye hep üzüldüm..

bir gün bir televizyon yapımını bu kadar anlatacağım hiç aklıma gelmezdi.. diziye emeği geçen herkese çok teşekkürler.. umarım çok uzun soluklu bir dizi olur ve biz hep merakla ve heyecanla bekleriz yeni bölümü..

pazar akşamları heyecanlı anlar yaşayıp güzel vakit geçirmek istiyorsanız ya ‘behzat ç.’ gibi vişne-vokta’nızı ya da biralarınızı hazırlayın ve televizyonunuzun karşısına geçin..’

Crockett..

Dizi Ekibi :

Oyuncular :

BEHZAT Ç. : ERDAL BEŞİKÇİOĞLU

HARUN : FATİH ARTMAN

HAYALET : İNANÇ KONUKÇU

AKBABA : BERKAN ŞAL

BERNA : HAZAL KAYA

BAHAR : AYÇA VARLIER

ŞEVKET : EGE AYDAN

SAVCI : CANAN ERGÜDER

 

Genel Yönetmen : SERDAR AKAR

Senaryo : EMRAH SERBES , ERCAN MEHMET ERDEM

Yönetmen ve Görüntü Yönetmeni : ZEKERİYA KURTULUŞ

Yönetmen : DOĞAN ÜMİT KARACA

Yapımcı : TARKAN KARLIDAĞ 

Dizide kim kimdir..

behzat ç. : behzat ç. cinayet masasında bir polis. akademiden 1985 yılında mezun olmuş.
sınıf arkadaşı mesleğinde en üst mevkiiye yükselirken o aldığı cezalardan dolayı hep aynı yerde kalmış. çünkü behzat ç. yazılı adalete karşı çıkıyor. kanun onun umurunda değil! onun için varsa yoksa vicdan. özel hayatında yaşadığı travmalar iş hayatını doğrudan etkiliyor.o yüzden belki de bu kadar tutarsız.hayatta hiç kimseye özellikle kadınlara güvenmiyor.tek güvendiği insan kızı berna…

harun : 30 yaşlarında, iri yarı ve kaba saba biridir. hayatta saf ama cinayet işlerinde çakaldır. korkutucu bir mizah anlayışı vardır. sekiz yıldır behzat ç. ile beraber çalışmaktadır. onun en yakın çalışma arkadaşıdır. amiriyle zaman zaman çatışmakla birlikte ona sonuna kadar güvenir. amiri bir çatıdan atlasa o da peşinden atlar. görev adamıdır ama ters tarafına denk geldi mi söz dinlemeyi pek sevmez, inisiyatifini sonuna dek kullanır. iyi koşar, iyi dövüşür. fiziki meselelerde ekibe katkısı en önemli özelliğidir. polis olmanın her türlü avantajını kullanır. maçlara beleş girer, yasak yere park eder, sağa sola diklenir. iyi bir şofördür ve motorlu taşıtlar uzmanıdır. spor gazeteleri okur, mizah dergilerine göz gezdirir. ankaragüçlüdür. iştahı yerindedir. her türlü abur cuburla beslenir. bilinebilecek her şeyi bildiğini düşünür. sinir bozucu bir özgüveni vardır. sinirli bir mizacı vardır, çabuk öfkelenir ama karamsar değildir. behzat ç.’nin karamsarlığına karşı bir kontrast oluşturur. melankolik değildir, dışa dönüktür, esprili olmaya çalışır. yaşama karşı tutumu, savaşçı ve saldırgandır.

hayalet : ekibin kulağı en delik adamıdır. her türlü çevre araştırması ve istihbarat işi ondan sorulur, aranan adamları şıp diye bulur. açık tenlidir, cılızdır, çöp adam gibidir. o kadar ince ve beyazdır ki hayalet zannedilir. lakabı buradan gelmektedir. “adı sami ya da sabri gibi bir şeydir”, ama kimse hatırlamaz. tavrı ve duruşu belli belirsizdir, keskin hareketler yapmaz, su gibidir. gözden hemen kaybolur, nereden geldiği belli olmaz. ayaklarının altında raylı sistem varmış gibi hareket eder. seridir, gözden hemen kaybolur. gözleri çok keskindir.

akbaba : 40 yaşlarındadır ama yüz senedir cinayet masasında çalışıyor gibidir. büronun demirbaşıdır, hayatı cinayet olmuştur. akademiden değil, çekirdekten yetiştiği için komiserlikte kalmıştır.  bütün yaralama ve cinayetlere ilk elden bakan cinayet büro elemanı odur. ölenlerin ve öleceklerin kokusunu aldığına yönelik bir rivayet vardır. bu yüzden ismi olan ismet unutulmuş lakabı akbaba baki kalmıştır. hastanede yaralıların başında bekleye bekleye kendi çapında bir tıp kültürü edinmiştir. yaralanma çeşitlerinin hepsini bilir, kimi zaman 112 gelene kadar ilkyardımda bulunur. tanımayan doktorlar, ‘meslekten misin’ diye sorar kendisine. kendi çapında bir halk hekimi olduğu da söylenebilir. iş arkadaşları dışında bir arkadaşı ya da bilinen bir özel hayatı yoktur. sadece vaktinde evli olduğu ve karısının başka birine kaçtığına yönelik bir takım rivayetler vardır.

şevket : 50 yaşlarındadır. behzat ç.’nin ağbisidir, bir alışveriş merkezinin müdürüdür.
oturaklı bir tipi vardır. çokbilmiştir, kendine güveni tamdır, dışadönüktür. işinin kurdudur, ‘gemisini yürüten kaptan’ anlayışıyla hareket eden pratik bir adamdır. senelerdir behzat ç.’yi arkasından toplamaya çalışır. o soruşturma geçirdikçe şevket araya adam sokmaktadır. yüksek mevkilerde hatırlı dostları vardır, bu açıdan boş bir adam değildir. behzat ç.’nin sürülmesini ve açığa alınmasını engeller sürekli. kızsa da bağırsa da, kendi açısından hep onun iyiliğini ister.

(alıntılar , fotoğraflar ve bulabileceğiniz başka ayrıntılar : www.startv.com.tr..)