‘KÖPRÜDEKİLER’e bin selam sinema yazmaya devam..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

‘Köprüdekiler..’ – Aslı Özge 

‘köprüdekiler’ filmini atlamış, izleyememiştim..

üzerine pek çok yazı, eleştiri okudum.. merak ediyordum.. geçenlerde dvdsi çıkmış sonunda, alalım izleyelim dedim..

bir kere filmin kendisinden önce duyduklarımdan, okuduklarımdan dolayı yarattığı hava zaten büyük beklenti içine sokuyordu insanı..

bu film katıldığı ‘adana altın koza’da ‘en iyi film ödülü’nün yanı sıra katıldığı sene sanırım 40 filmin yarıştığı ‘istanbul film festivali’nde de ‘altın lale en iyi film ödülü’nü almıştı.. ben ödüllere hiç bakmam, hatta ödüller çoğunlukla ters etki yaratır, ödüllü filmlere karşı önyargıyla bakarım..

ee bizde bu haleti ruhiye içinde başladık filmi izlemeye..

filmin ana eksenini istanbul boğaz köprüsünde değişik meslek gruplarında çalışan insanlardan üçünün hayatından kesitler sunuyor.. gül satıcısı ‘fikret’, trafik polisi ‘murat’, taksim-bostancı hattında minibüste şoförlük yapan ‘umut..’ bunların üçünün hayatlarının bir şekilde kesişmesi ve günlük yaşam mücadeleleri anlatılıyor..

filmdeki oyuncular aslında kendi hayatlarını oynuyorlar.. oyuncular profesyonel oyuncular değiller.. yönetmen profesyonel oyuncularla çalışmak yerine senaryoda canlandırılacak kişilerin kendilerini oynatmış filmde.. riskli bir tercih fakat oyuncuların çoğu iyi iş çıkarmış.. yanılmıyorsam gül satıcısı ‘fikret’ bir film festivalinde en iyi oyuncu ödülünü almış.. oyuncuların performansında pek sıkıntı yok ama bazen repliklerde aksama ve oyunculuklarda hatalar olduğu da gözden kaçmıyor..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

filmimizde ‘fikret’ boğaz köprüsünde her gün karşımıza çıkan seyyar gül satıcılarından birisidir.. duran trafikte gelen geçen arabalara gül satarak hem kendi cep harçlığını çıkarmak hem de evine destek olmak istemektedir.. bir yandan da başka bir iş bulma derdindedir çünkü gül satıcılığı bir yere kadar katlanılabilecek bir iştir.. mazot, benzin atıklarını solurken arabaların arasında bir de cambazlık yapmak zorundadırlar.. ancak hangi iş yerine başvursa okul okumadığından dolayı ve roman olmasından dolayı önyargıyla kendisine yaklaşılır ve iş verilmez..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

‘umut’ ise yeni evli bir dolmuş şoförüdür.. gece gündüz demeden uykusuz şekilde istanbul’un akmayan trafiğinde yolcularla, trafikle, polisle, diğer araç şoförleriyle cebelleşerek ekmek parası kazanmak peşindedir.. bir yandan karısının daha güzel yaşam şartları istemesi, bir yandan çalıştığı araç sahibinin bitmek tükenmek bilmeyen kaprisleri yorgunluktan, stresten bitme noktasına gelen umut’u daha da umutsuzluğa iter.. karısının da aslında istediği çok fazla bir şey değildir.. daha güzel bir ev istemektedir.. kocası ‘umut’a destek olabilmek için o da çalışmak istemektedir.. ancak bilgisayar açıp kapamayı bile bilmez.. kursa gitmek ister parası yeterli gelmez.. evde bu meselelerden tartışmalar çıkmaya başlar..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

‘murat’ ise boğaz köprüsüne atanmış bir trafik polisidir.. vardiyası boyunca boğaz köprüsünde, bağlantı yolarında araçların arasında trafiğin akışını sağlamaya çalışır ekip arkadaşıyla.. kayseri’lidir.. annesiyle arada telefonla görüşür.. tek sosyal faaliyeti akşamları arkadaşıyla kaldığı bekar evinde internet üzerinden kız arkadaş aramaktır.. arada bazılarıyla buluşur ancak sonuç hep hüsran olur.. çünkü gelen bayanlar sevgiye değil doğal olarak olası bir sevgililik veya evlilik durumunda ortaya çıkabilecek sonuçları değerlendirirler.. ‘murat’ hiç kendisini değişik gösterme çabasına girmez, neyse öyle davranır.. kredi kartlarında borca battığını ve doğuya mecburi hizmete gideceğini anlatır bu bayanlara.. bayanlar ise önlerindeki çayı bitirmende kalkar giderler genelde..

film işte bu üç insanın hayatlarının bir şekilde köprü üstünde her gün kesişmelerini ve yaşam mücadelelerini ve umutsuzluklarını anlatıyor..

ha bu arada oyuncular gerçek oyuncular dedik ama filmdeki trafik polisi gerçek polis değilmiş çünkü malum 657 sayılı yasaya göre polisler memur olmalarından dolayı filmlerde oynayamıyorlar..

filmi izledim bitti.. ne hissettim, ne gördüm filmde diye kendi kendime sordum.. cevabım belliydi : hayatı gördüm..

her gün istanbul’da yaşananları anlatıyordu.. olduğu gibi günlük yaşamı anlatıyordu film.. ne bir abartı ne bir eksiklik.. eleştirilecek çok yönü olabilir filmin ama bence izlenmeli ve desteklenmeli bu film.. herkes şunu diyebilir ‘bunu ben de, biz de çekebilirdik..’ hatta ‘aynısını çekebilirdik’ diyebilirsiniz.. ama benim de diyeceğim şu : size zahmet siz de çekin, sizin filmi de izleyelim.. herkes çeksin..’

filmin yönetmeni ‘aslı özge’, serdar akbıyık’la yaptığı bir söyleşi de bu filme nasıl başladığını şöyle anlatıyor : ‘boğaz köprüsü trafiğinde uzun süre beklerken satıcıların fotoğrafını çekiyordum.. bir gün aklıma onlardan birisiyle buradan kalkıp evlerine gitsem nasıl olur dedim.. sonra burada her gün polisin, satıcıların ve şoförlerin birbirlerinden habersiz yolunun kesiştiğini fark ettim ve birbirine teğet geçen paralel hayatlar üzerine bir film yapmak istedim.. 2006’dan itibaren bu projeyi hayata geçirmek için çalıştım.. bana ilginç gelen karakterleri uzun süre takip ettikten sonra senaryoyu yazdım..’

abartıya kaçmadan sabah gün doğumundan ertesi gün doğumuna kadar neler yaşanıyorsa onu anlatmış yönetmen filminde.. gerçek oyuncularla gerçek hayatlara kamerasını çevirmiş..

‘ticari film çekme derdim, ticari başarısızlık korkum yok’ diyen yönetmenin gerçekten cesaret isteyen bu filminde umutsuz hayatların içine hapsedilmiş insanları yani kendimizi izleyelim ve hapsedildiğimiz bu hayatlardan artık yeter diyip kurtulabilmek için neler yapabilmeliyiz düşünelim..’

 

Crockett..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

‘Köprüdekiler..’

 

Yönetmen : Aslı Özge

Senaryo : Aslı Özge

Oyuncular :  Fikret Potakal, Murat Tokgöz, Umut İlker, Cemile İlker

Yapım : Türkiye, 2009

Süre :90 dakika..

Comments are closed.