Büyüyorum Anne

Büyüyorum anne.
Kemirgen geçmişler besliyorum
kapı önlerimde.
Yüksek ökçeli bir fahişenin,
gece boyu süren
gözyaşı sağnağında
yaşam rakımının çok altında
sürekli bir sel baskınıyla karşı karşıya,
ayyuka çıkıyor pişmanlıklarım.
..ve büyüyorum anne,
biraz ondan, biraz bundan çalıyor
hırslarım.
Birilerinin masallarında figüran,
birilerinde kimsesiz,
birilerinde “belki” biri..
Bağır çağır gelen her cankurtaranın
benim için telaşlandığını sanıyor komşularım.
Yağmur yatıya kalıyor nisan, mayıs boyu,
ekmek arası hüzün tüketip,
yanına gözyaşı demliyorum.
..ve büyüyorum anne
Karabasanlar çöküyor bazı gecelere,
sabahlıyoruz..
Çökecek şafak bulamadan, dışarı atıyorum kendimi;
arsız bir bahire dalıyorum,
insan biraz, biraz rutubet..
Güneş hep yalnızlığa batıyor
gün hep erken bitiyor,
eve dönüşte, köşedeki bakkaldan
beyaz sayfa alıyorum birkaç tane,
“Gerek yok, kalemim var abi”
yine yine..

Gece çöküyor içimde bir yerlere
yığınlaşıyorum.
Göz göre, görmeye
büyüyorum anne..
 
‘Düşsel’

Comments are closed.