TAŞIYICI BABALAR..

Pencereye kısa gelmiş perdelerden, koli üzerine konulmuş pasta ile kutlanan doğum günlerinden, alışmak zorunda kalınan  ımmmmmm  seslerinden, tam  sevdim seni de  he diyecekken hoşçakal demekten, yaşasın anadolu lisesi kazandım diye sevinirken  ortaokulu bile olmayan bir yere yerleşmek zorunda kalmaktan, naber anne? naber baba? naber kardeşim? naber anne? naber kardeşim? naber baba? naber anne? naber kardeşim? naber anne pardon naber baba? tarzından uzatılabilecek, permütasyon kombinasyon problemlerine konu olabilecek tarzda 4 farklı kişi birbirine kaç farklı şekilde hal hatır sorabilirin yansıması olarak gelişen çekirdek aile yalnızlığından, yok lan havai fişek patlıyor ne silahı abartma sen de yatıştırmalarından, doğduğun yerde değil doyduğun yerdesindir abartılmasından meydana gelmiş bir karın doyurma savaşından çok da hoşlandığım söylenemez..

Ben de tanıdığım bakkaldan ekmek alıp, 5 kuruşu da yarın getiririm tatlı şişko amca (adamın suratına şişko diyemeyeceğimizden tabi bakkal amca desek daha yerinde olur..), kaç yıldır görüşüyoruz, uzun zamandır komşumuzdur bir yanlışını görmedim, buraları avucumun içi gibi bilirim, bu akşam tüm aile dostları toplanıyoruz güzel bir akşam yemeği yiyeceğiz, benim ilkokul öğretmenim şimdi de kardeşimi okutuyor… cümlelerinden  sarfedebilmek isterdim.

Babamı severim; ama oradan oraya sürüklenip durmayı sevdiğim söylenemez.

Tüm bu söylediklerim; babamın mesleği dolayısıyla yaşadığımız, ailecek derinlerden hissettiğimiz duygulardan.. Tayin olayının mantıklı olduğunu  düşünmeye  çalışıyorum ama 1 yılda 2 yılda bir şehir değiştirmenin anlamını kavrayamıyorum. Daha eşyalarını tam olarak açıp, koltuğuna uzanamamışken tekrar eşya topluyorsun sanki.. İşin amele tarafını geçtikten sonra ruh haline olanları minik de örneklendirdim.. Şimdi bu  örneklerden birkaç tanesini nasıl yaşadığımı genişleteyim..

Mardin / Nusaybin : (Baraj ) denilen bir hidroelektrik santralini koruyormuşuz. Bir tane ev var.. Aile yaşayabilsin diye ‘’çok ince’’ düşünülmüş.. Ağaçlıkların arasında şehre epey uzak, günün her saati hidroelektirik santralinin o (eşşiz tınısı ! ) ımmmmmmmm… Perdelerimizi takmanın verdiği mutlulukla ilk gün yatağımıza yattık ve ımmmm sesleri arasında uyuma gayreti göstermeye çalışıyoruz. Niye burada olduğumla ilgili pek de bir fikrim yok.. Aile içinde olmak zorunlu tabi o yaşlarda.. Pencerelere kısa gelmiş perdelerin yarattığı boşluktan  kocaman ağaçlar görünüyor, gözlerimi kapatıyorum başka şeyler düşünüyorum, gitmiş mi diye bakmaya kalmıyor ki gitmemiş.. Nasıl sabah oldu ve anneme nasıl anlattım bu durumu bilmiyorum ama ertesi gün tüm perdeler indirildi ve üzerine eklemeler yapıldı.. Şimdi çokk uzun olan perdelerimizin arkasında pencere hala aynı pencereydi ve o görüntü benim için hala aynı görüntü.. İşte bu yüzden  pencereye kısa gelmiş perdelerden nefret ediyorum !

Tunceli; 5.yaş günümden bir fotoğraf. Bomboş bir oda ve bantlanmış bir kolinin üzerinde doğum günü pastası.. Doğum günümün tam da taşınma merasimlerinin yoğunlaştığı ay olan haziran ayında olmasından da nefret ediyorum..

Gittiğim her okulda kendimi tekrar tekrar ispatlamak zorunda olmaktan, ilk aldığım 90 – 100 notlarından sonra kopya mı çektin kızım diye  özel öğretmen görüşmelerine maruz kalmaktan, tatlı ve arkadaş olunabilir bir kız olduğumu göstermek için tam 1, 2 yıl bekledikten sonra  tamam sevdik birbirimizi ama hoşkalın arkadaşlarım demekten, bir dahaki taşındığımız yerde benim de odam olacak ama söz tamam mı diyaloglarından, eğer bir gün şehre ve okula yakın oturursak ben de 23 nisan çalışmalarında ve tiyatro atölyelerine katılacağım ama söz mü tekrar diyaloglarından işte bu yüzden nefret ediyorum..

Belki her şeyden nefret eden şirin gibi nefret ettiğimi söyleyip durdum ama, taşıyıcı annesi vasıtasıyla dünyaya gelmiş varlıklara sesleniyorum şükredin ki  sadece 9 ay taşınıyorsunuz !..

Sana olan sevgimin ölçülemezliğini bildiğin için bir özür mektubu eklemiyorum canım babacığım, sadece ‘sabit’, yerinde duran, otur oturduğun yerde lafına sadık kalmış ‘dostlara’ sesleniyorum.. Durmanın, kalmanın, gitmemenin kıymetini lütfen layıkıyla biliniz..

‘İSMİM BU..’

Comments are closed.