‘İşsizlik Hakkı..’ – IVAN ILLICH

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

‘eğer insanlar kendilerine uzmanlar tarafından ihtiyaç olarak dayatılan şeyleri eksiklik olarak kabul etmeye gönüllü olmasalardı, meslekler hakim ve köreltici hale gelemezlerdi.. insanlar ve meslekler arasındaki karşılıklı bağımlılık yozlaştırılan dil yoluyla örtbas edildi ve tahlil edilemedi.. eski güzel sözcükler, uzmanları evin, dükkanın, mağazanın ve bunların arasındaki boşluğun vasileri olarak belirlemeye yarayan damgalar haline getirildi.. en temel ortak mal olan dil, her biri bir mesleğin kontrolü altında olan dolambaçlı jargonlar tarafından kirletildi.. sözcüklerin gasp edilmesi ve gündelik dilin içi boşaltılarak bürokratik bir terminolojiye indirgenmesi ile, çevresel bozulmanın insanları kâra dönük olarak istihdam edilmedikleri sürece fayda sağlamaktan mahrum bırakan özel bir şekli arsında itibarsızlaştırma dereceleri açısından yakın bir paralellik vardır.. profesyonel hakimiyetin etkisini azaltacak olası tasarım, tutum ve kanun değişikliklerinin mümkün olması, bu hakimiyetin arkasına saklandığı isimlendirme hilelerine karşı daha duyarlı olmamıza bağlıdır..’

‘insanlar zaman kaybettiren hızlanmanın, hasta eden sağlık hizmetlerinin ve aptallaştıran eğitimin tutsakları haline geliyorlar, çünkü belli bir eşik aşıldıktan sonra endüstriyel ve profesyonel ürünler silsilesine bağımlı olma hali insan potansiyelini öldürüyor ve bunu spesifik bir yolla yapıyor.. metalar yalnızca bir noktaya kadar insanların kendi yapabilecekleri ya da üretebilecekleri şeylerin yerini alabilirler.. mübadele değeri, yalnızca belli sınırlar dahilinde kullanım değerinin  yerini tatmin edici şekilde doldurabilir.. bu noktanın ötesinde üretim artışı yalnızca bu ihtiyaçları tüketiciye dayatan profesyonel üreticinin çıkarına hizmet eder, tüketiciyi ise belki daha zengin, ama aklı karışmış ve sersemlemiş bir hale getirir.. sadece giderilmekle kalmayıp tatmin de sağlayacak ihtiyaçların sınırı, belli bir ölçüde kişisel otonom eylemin bıraktığı izden duyulacak keyifle belirlenmelidir.. kişinin ihtiyaçlarını tatmin edecek eylemleri kendisinin belirlediği bu durumlar için de, ötesine geçildiğinde metaların tüketiciyi köreltmeden çoğalmalarının mümkün olmadığı belirgin sınırlar vardır..’

‘günümüz toplumunda bir patron tarafından emredilmiş olmadığı sürece hiçbir çaba üretken sayılmıyor ve ekonomistler de bir şirketin, gönüllü kuruluşun ya da çalışma kampının kontrolü altında olmayan insanların nasıl olup da gayet işe yarar olabildiklerini açıklamakta güçlük çekiyorlar.. bir iş yalnızca standartlara uygun şekilde belgelenmiş olan bir ihtiyacı karşıladığına hükmedecek bir profesyonel kurum tarafından planlandığı, takip edildiği ve kontrol altında tutulduğu sürece üretken, saygın ve yurttaşlara layık bir iş olabiliyor..

gelişmiş bir sanayi toplumunda işsizliği özerk ve faydalı çalışma hali olarak değerlendirmek, hatta hayal etmek imkansızlaşıyor.. toplumun altyapısı öylesine bir şekilde düzenlenmiş ki üretim araçlarına erişmenin tek yolu ücretli işler ve devlet devreye girdikçe kullanım değeri üretimin üzerindeki bu meta üretim tekeli daha da baskıcı oluyor..

bir çocuğa yalnızca diplomanız varsa bir şey öğretebilirsiniz, kırılmış bir kemiği ancak bir klinikte oturtabilirsiniz.. ev işleri, el becerileri, geçimlik tarım, radikal teknoloji, birbirinden öğrenme ve benzeri faaliyetler yalnızca aylaklar, üretken olmayanlar, çok yoksullar ve çok zenginler için mümkün hale gelmiş durumda..’

‘İŞSİZLİK HAKKI..’ , IVAN ILLICH, Çeviri : DENİZ KESKİN , YENİ İNSAN YAYINEVİ, Mayıs 2010, 94 Sayfa..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Comments are closed.