‘yalnızlığımı taşa astım, gölgesinde çalışıyorum yalnızlığım. benim ikiz kardeşim. sol yanım, huysuz sevgilim, en bencilim, en yaratıcım, en beğenmezim..’ – MEHMET AKSOY

‘heykelimi kendi kentlerine isteyenler , bilmeyerek de olsa mücadelemin önünü tıkıyorlar..

heykelime talip olanlar bu tavırlarıyla , sanata sahip çıkayım derken heykelin yıkılmasına ya da taşınmasına yardımcı olmuş duruma düşüyorlar.. yıkılacak , taşınacak söylentilerinin ayyuka çıktığı şimdilerde , taş yerinde ağır diye düşünüp heykelime yeni bir adres bulmayı bıraksınlar , mücadeleme destek versinler..

özgür düşünceye tahammülleri olmayanlar , kafalarındaki putları yıkamayanlar , heykelimi yıkmaya çalışmaktan vazgeçmeli..

bütün çelişki de buradan kaynaklanıyor.. sanatın , heykelin bir dil olduğunu kabul etmek istemiyorlar.. beğeni göreceli bir kavramdır.. ben bir şey yaptım beğenmeyebilirler , ancak hakaret edemezler..’

MEHMET AKSOY..

Alıntı : CUMHURİYET Gazetesinden OĞUZ YILDIZ’ın ‘Taş yerinde Ağırdır!’ başlıklı haberinden.. 28 Ocak 2011..

BASIN AÇIKLAMASI..

başbakan farıcıma ucube dedi. halbuki müsaade etselerdi, kanadını, tüyünü düzüp keklik olacaktı. başbakan onun keklik olacağını göremedi onu okuyamadı. aslında haklı sanat düz mantıkla, politik mantıkla anlaşılacak idrak edilecek ve giderek dilde ifadesini bulacak bir şey değil. (farıç : keklik yavrusu)

heykel sanatı form diliyle konuşur. bu dili öğrenmek, alfabesini, kodlarını çözmek bir kültür ve görgü işidir. bir uğraşı ve eğitimi gerektirir. politik arenanın çirkinliği her şeyin politik rant sağlayan bir meta olarak algılanması ve maalesef sanatında acımasızca ve kaba bir şekilde bu arenaya çekilmek istenmesi türkiye sanatı ve sanat kültürü adına bir kayıp bir düşmanlıktır. başbakanımız vicdanını göğsünde taşımıyor, iktidar koltuğunun arkasında saklamış görünmüyor. görünen ve gösterdiği yalnızca güç… yarın ahirette kalbi ağırlaşmış olarak terazinin kefesine konacak. biliyorsunuz terazinin öteki tefesinde bir tüy var, kalbin tüyden hafif olması gerekiyor, o tüy belki de benim kekliğin tüyü olur. kalbinizi, vicdanınızı ağırlaştırmayın sayın başbakanım.. bakın bir sürü bakanlarınız var danışmanlarınız var kültür bakanınız var bu heykel hakkında sizi bilgilendirsinler. kulaktan dolma gerçek olmayan enformasyonlarla konuşmamış olursunuz. sarıkamış’ta , kars’ta , çanakkale’de ölen tüm şehitlerimizin barış arzularını ruhlarını göğe yükseltiyor bu anıt , savaşları mahkum ediyor.

insan olma yolunda ilerleme kaydetmek istiyorsak barış içinde yan yana yaşamak hayatı daha derinden anlamlı hoşgörü içinde birbirimizi kucaklamak gerekir duygusunu veriyor… böyle bir içerikteki heykele başbakanın karşı olacağını düşünemiyorum.

heykel ortadan ikiye bölünmüş bir insanın bölünen parçaların karşı karşıya konularak kendi kendine düşman edilmesini simgeliyor. aralarındaki boşluk bir duvar gibi onları ayırıyor. boşlukta uzanan el insanlığa uzanıyormuş gibi tutulmayı bekliyor. bu el şuanda heykel yapımı durdurulduğu için yerde yerine takılmayı bekliyor. yapılması bitmeyen engellenen bir parçada insani vicdanı sembolize eden göz ve ondan savaşların acısıyla akan gözyaşı… heykelin şuanda yarısının kabası bitmiş durumda, bu dört senelik bir emeğe mal oldu. bu heykel yıkılır mı??

yıkılırsa ne olur. fizik olarak yıkılması çok zor.öyle kepçeyle, dozerle yıkılacak bir şey değil. normal betondan üç misli daha dayanıklı akışkan beton içinde çelik borular ve güçlü bir demir konstrüksiyon var. 1500 ton ağırlığında uçurumun kenarında bazalt kütlelerin üzerinde duruyor. altında bir tavya var. ancak c4 yada dinamitle patlatılabilir.bu da türkiye’de ve dünyada büyük tepkilere sebep olur. talibanın buda heykellerinin yıkımı eyleminden farksız olur. bu davranış iki yüzlü bir dış politika demektir. inandırıcılığımız kalmaz. bir yandan dışarıda barış çabaları gösterirken arabuluculuklar yaparken öte yandan barış öneren bi heykeli yıkamazsınız. ayrıca yurtta ve dünyada sanatsever kamuoyu her yerde karşılarına dikilir.

siz en iyisi beni bırakında heykeli tamamlayayım. bana sahip çıkın heykele sahip çıkın, barışa sahip çıkın… benim kafamı meşgul etmeyin, bana elleşmeyin, bırakında heykelimi yapayım. sizde kendi işinizi yapın. işsizlik sorununu halledin kars’taki besicilik işini halledin, hayvancılık işini halledin, okul sorununu halledin, çiftçinin ürününü dalında çürütmeyin aracıların tefecilerin eline bırakmayın. kanalizasyon problemlerini çözün. doğaya sahip çıkın, doğayı parsel parsel satmayın. daha söylenilecek çok şey var ama…

MEHMET AKSOY.. (www.mehmetaksoy.com)

Comments are closed.