‘kanı çekilmiş aktörler olarak , ağza sakız olmuş zamanın içinde şişirme roller oynamaya hazırlanırız : evrenin perdesi güvelenmiştir ve deliklerinden artık sadece maskeler ve hayaletler görülür..’ – E.M. CIORAN

‘hayatı nezaketen kabul ederim : sürekli başkaldırı tıpkı intiharın yüceliği gibi zevksizdir.. yirmi yaşındayken semaya  ve onun örttüğü pisliğe karşı verilip veriştirilir , sonra bundan bezilir.. trajik poz ancak uzamış ve gülünç bir ergenliğe yakışır ; ama kayıtsızlık şarlatanlığına ulaşmak için bin bir tane badire gerekir..

kullanımdaki bütün ilkeler nazarında serbestleşmiş kişide , hiçbir komedyen yeteneği bulunmazdı ; bir basitlik baş örneği , ideal bir biçimde mutsuz varlık olurdu o.. bu içtenlik modelini kurak yararsızdır : hayat ancak içine kattığımız yutturmaca derecesiyle hoş görülebilirdir.. bir arada yaşamanın ‘tatlılığı’ sonsuz art düşüncelerimize ortalıkta at oynattırma imkansızlığına bağlı olduğu için , böylesi bir model toplumun ani ölümü olurdu.. hepimiz sahtekar olduğumuz için birbirimize tahammül ederiz.. yalan söylemeyi kabul etmeyen birisi ayağının altındaki toprağın kaydığını görürdü : sahteliğe biyolojik olarak tabiyizdir.. çocuksu ya da işe yaramaz , ya da gayri otantik olmayan hiçbir ahlaki kahraman yoktur ; zira hakiki otantik hiledeki , kamusal yaltaklanmanın ve gizli kara çalmanın muaşeretindeki kirlenmedir.. hemcinslerimiz onlar hakkındaki düşüncelerimizi göz önünde tutabilselerdi , aşk , dostluk , fedakarlık sözlüklerden hepten silinirdi.. kendimiz hakkında aklımızdan çekingenlikle geçen şüphelerle yüzleşme cesaretimiz olsaydı , hiçbirimiz utanmadan bir ‘ben’ sözcüğü sarf edemezdik.. yaşayan her şeyi maskaralık sürüklemektedir , mağara adamından kuşkucuya kadar.. bir tek görünümlere saygı bizi leşlerden ayırdığına göre , şeylerin ve varlıkların temeline göz dikmek mahvolmaktır ; daha hoş bir yoklukla yetinelim : teşekkülümüzün ancak muayyen bir hakikat dozuna tahammülü vardır.. 

en derinlerimizde , bütün diğer kesinliklerden üstün bir kesinliği muhafaza edelim : hayatın anlamı yoktur , olamaz.. öngörmediğimiz bir vahiyle bunun aksine kanaat getirseydik , kendimizi hemen o anda öldürmemiz gerekirdi.. hava bir kaybolsa hala soluk alırdık ; ama yararsızlığın sevinci elimizden alınsa hemen soluksuz kalırdık..’

E.M. CIORAN

‘tarihin ağırlığını , oluşun yükünü ve miadı dolmuş ya da muhtemel olayların külliyatını ve boşunalığını göz önünde bulundurduğu zaman bilincin karşısında boyun eğdiği o bezginliği hissetmek.. nostalji , olmuş olan her şeyden çıkan dersleri göz ardı ederek bir atılımı zikreder boşu boşuna.. bizzat geleceği bir mezarlık gibi , olmayı bekleyen her şeyin mezarlığı gibi gören kişiyi bezginlik beklemektedir.. yüzyıllar ağırlaşmıştır ve anın üzerine yük olurlar.. – bütün çağlardan daha kokuşmuşuzdur , bütün imparatorluklardan daha çürümüşüzdür.. tükenişimiz tarihi yorumlar , soluk soluğa kalışımız bize ulusların hırıltılarını duyurur.. kanı çekilmiş aktörler olarak , ağza sakız olmuş zamanın içinde şişirme roller oynamaya hazırlanırız : evrenin perdesi güvelenmiştir ve deliklerinden artık sadece maskeler ve hayaletler görülür..’

E.M. CIORAN 

E.M. CIORAN , Çürümenin Kitabı ,Çeviri : HALDUN BAYRI , METİS Yayınevi ,  Ocak 2000..

Comments are closed.