‘HASTASIYIZ..’

‘HASTASIYIZ..’

iki gündür içmiyordum.. sensizlikten ve canımın sıkıntısından artık her içtiğim az ve etkisiz , her yer dar , her saniye de geçmek bilmeyen bir işkence gibi geliyor..

son bir hafta çocuklarla hayli yüklendik yine.. ‘reis’ , ‘sarı’ , ‘gürsel’ ve ‘dayıyla’ çok güzel demlendik.. ama ne yazık ki vücut bu yoğunluğu bir yere kadar kaldırıyor ve alarm sinyalleri veriyor..

sabahları kalktığımda üzerimden tren geçmiş gibi çok yorgun hissediyorum kendimi.. içerken sınır olmazsa , dur durak olmazsa vücut bir yerde duruyor.. şarkı da diyor ya ‘gülmek için’ falan filan ‘sevmek için yaratılmış’ , öyle değil içmek için yaratılmışız.. gülüyorum.. ‘sarı’ kızacak.. ferdi özbeğen şarkısı mıydı bu tam emin değilim ama şarkının sözleri tırt zaten..

neyse öğlene doğru üsküdar’dan kadıköy’e çöplüğüme geçtim.. geldim ki ‘dayı’ büroda odalar arası fink atıyor elinde rakısıyla.. klasik karşılamasını yaptı ‘nerdesin be müdürüm’ dedi..   rakının kokusunu alınca gözlerim döndü.. iki gün önce alkol almayı bıraktığımı yeminler içerek söylediysem de ; alkolü bir daha alanı şöyle böyle öpsünler dediğim halde ve de rakı içmeyi sevmediğim halde hemen mutfağa koştum domuz sıkısı bir duble koydum.. iki elmayı ‘dayının’ istediği şekilde doğradım.. sonra ‘dayının’ yanına balkona intikal ettim.. ama o da ne balkonda sürpriz vardı.. ‘yakubum’ da balkondaydı.. selamlaşma faslı sırasında içimden bu gece de zorlu geçecek , yandık diye düşündüm fakat ‘yakubum’un işi varmış kalktı özürlerle gitti.. ve bir oh çektim çünkü keyfim kadar içecektim , gecenin sonuna kadar değil.. biz dayıyla baş başa kaldık.. rakı bardakları gidip gelmeye , havada el kol hareketleriyle dans etmeye başladı.. moral bozukluğundan , her şeyin  kötüye gidişinden başladık , adalet sistemimizin nasıl iyileştirebileceği gibi güncel olaylara girdik çıktık , sonra pir sultan’ın ‘bozuk düzende sağlam çark olmaz’ sözüyle bu bahsi kapattık çünkü ‘dayının’ , ‘konukları’ gelmeye başladı , ben odama doğru uzadım..

gazeteleri biraz gözden geçireyim dedim.. midem bulandı , öfkelendim yine ve kapattım.. daldım gittim.. bir sürü yalan yanlış ve uyduruk haberin içinde öyle kötü haberler de vardı ki sinirden çatladım.. sabahın köründe zaten sinirlerim sabah haberlerini izlerken doruğa çıkmıştı.. tansiyonu yirmi yapmıştım sabah sabah : ‘roman açılımı’ adı altında yapılan etkinlikte sadece ‘parasız eğitim hakkı istiyoruz’ diyen üç öğrencinin önce derdest edilirken tartaklanmasını sonra huşuyla gaza gelen roman kardeşlerimizin bilip bilmeden bu üç öğrenciye sille tokat dalmasını görünce.. ağlayasım geldi.. ağlayamadım.. boğazıma oturdu koca bir yumruk.. sonra haberin devamında öğrendim ki bu üç öğrenciden ikisi ‘yasadışı örgüt üyeliğinden’ tutuklanmış , birisi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış.. hemen de tespit edilmiş örgüt üyesi oldukları sevgili medyamızca.. üç beş ay önce adamlar dağdan gerilla kıyafetiyle geldi ‘size selam getirmişem dağdan , biz bilmem neye üyeyiz , pişman değiliz’ falan filan dedi adamları yargılanmak ne kelime direk serbest bıraktılar davul zurnayla.. iyi güzel de kardeşim bu ne ya şimdi adam dağdan geliyor ben bilmem ne örgütü üyesiyim pişman değilim diyor takibata uğramadan serbest kalıyor ama öğrenciler parasız eğitim hakkı istiyoruz diyor tutuklanıyorlar.. bu nedir ? kardeşim bu mudur ‘demokratik açılım , mili birlik bütünlük açılımı’.. hak aramak bu açılımların hiçbirisinin içinde yok öyle mi..

sevgili ayhan sicimoğlu’nun sevindiği , hoş bir şey gördüğü zaman dediği gibi : ‘HASTASIYIZ !’ ve de ‘MAŞALLAH MAŞALLAH !’ ama ben tersine kullanacağım bu nidaları..

işte biz hastasıyız bu açılımların ve de maşallah maşallah bu açılımlara , nazar boncuğu takın bu açılımlara..

dün aylakadamızda yazmıştık tekel işçilerine destek veren 24 öğrenciye tasdikname verildiğini.. açılım bu..

işte biz hastasıyız bu açılımların ve de maşallah maşallah bu açılımlara , nazar boncuğu takın bu açılımlara..

devamı yok mu bu açılımların var var olmaz mı..

dün odtü ve hacettepe üniversitesi öğrenciler tekrar zamlanan ulaşım ücretlerini demokratik haklarını kullanıp protesto ederken açılımların bir güzelliği olarak tartaklanarak 147’si kelepçelenerek gözaltına alınmışlar.. şu ses kulaklarımda çınladı televizyondan ‘kelepçe yap kelepçe yap..’

işte biz hastasıyız bu açılımların ve de maşallah maşallah bu açılımlara , nazar boncuğu takın bu açılımlara..

tramvay çarptı üç öğrenciye istanbul aksarayda bir lisenin önünde duymuşsunuzdur ya da okumuşsunuzdur.. üç pırıl pırıl genci kaybettik maalesef bu kazada.. değerli medyamız acılı ailelerin feryatlarını defalarca verip bu acıları sömürürken ve de bu kötü kazanın nasıl önlenebileceği konusunda hiçbir şey söylemezken bir habere daha rastladım.. arkadaşlarını kaybeden lisedeki öğrenciler tramvay yolunu kapatıp bir protesto gösterisi düzenleyecekmiş.. bunu istihbarat alan okul yönetimi , okul önünde öğrencileri toplamış ve şu veciz sözlerle öğrencileri tehdit ediyordu : ‘okul içinde ya da dışında kazayı protesto edecekler en ağır şekilde cezalandırılacaktır..’ hak aramanın öğretilmediği bir okulda verilecek eğitim nasıl nitelikli , gerçek bir eğitim olabilir ki..  

işte biz hastasıyız bu açılımların ve de maşallah maşallah bu açılımlara , nazar boncuğu takın bu açılımlara..

şimdi sıkı durun şu habere kulak verin.. biliyorsunuz bir iki ay önce adana’da çukurova üniversitesi öğrencilerinin barındığı devlete ait yurtların yemekhanesinde yıllarca öğrencilere at ve eşek eti yedirildiği ortaya çıkmıştı.. günlerce bu olay gündemde kaldı.. sıkı durun , tutunun ve de sakin olun : yurtlarda kalan öğrencilerin bu durumu protesto etmek için yaptıkları eylemlere katılan yurtta kalan öğrencilerin 18’ine  ‘Yurt-Kuru ıslık ve alkışlarla protesto eden ve ‘Adana uyuma öğrencine sahip çık’, ‘Adana kebabı, eşek kebabı’, ‘Yönetim bize hesap verecek’, ‘İnsanca bir yurt istiyoruz’ yazılı pankartlar açan öğrencilere, eylem yaptıkları ve yurt müdürünü küçük düşürücü sloganlar attıkları gerekçesiyle’ ‘uyarma cezası’ verilmiş.. hafif gibi görünen fakat öğrencilerin sicillerine işleyecek bu ceza yıllar boyunca önlerine çıkabilecek.. ama bilmiyor ki bu öğrenciler polyanacılık oynamayı.. ne güzel yemişsiniz etleri işte.. protesto etseniz ne olacak geri mi dönecek zaman , olmamış mı olacak , kazancınız ne olacak a ‘provokasyoncu’ öğrenciler.. of of.. içim daralıyor.. kaçıp gitmek mi gerekir bunları duymamak, görmemek için ıssız bir çöle ya da bir dağ evine.. çıldırmamak elde değil.. adama sen daya at , eşek etini , bilmem ne etlerini yedir yılarca sonra bir de kızınca öğrenciler bu nedenle tut onlara ceza ver.. sen önce kendini uyar be kendini uyar , o uyarı cezasını önce kendine  ver , ülkemizin geleceği öğrencilere ne yedirmişiz diye kendini uyar önce.. ama hak aranmaz bu ülke de , hiçbir şey protesto edilemez , her şey güllük gülistanlık çünkü açılımlarımız var..

işte biz hastasıyız bu açılımların ve de maşallah maşallah bu açılımlara , nazar boncuğu takın bu açılımlara..

daha bitti mi bitmedi bitmez.. geçenlerde hatırlıyorsunuz aileden ve bilmem neden sorumlu sevgili sayın bakanımız ‘eşcinsellik hastalıktır , tedavi edilmelidir’ dedi.. ya yorum yapmak isteyeceğim ama ayarı tutturamayacağım bu yüzden sadece şunu söyleyeyim : ‘lütfen aileden sorumlu sayın bakanım benim ailemden ve yakınlarımın , sevdiklerimin ailelerinden en az beş kilometre uzakta durun lütfen lütfen.. sayın bakanım bizim ailelerimizden , bizden sorumlu olmayın allah aşkına..’ sadece bunları söyleyeceğim bu eşcinsel açılımı konusunda yoksa bizi de bir pundunu bulur ‘tedavi’ ettirirler..

işte biz hastasıyız bu açılımların ve de maşallah maşallah bu açılımlara , nazar boncuğu takın bu açılımlara..

yazacak çok şey var ama ben de o güç yok bugünlük.. ama son bir şeye değineceğim öğlene doğru ‘şok şok şok’ haberlerle ekranlara yansımıştı : hükümetin anayasa reformu paketi içinde anayasanın geçici 15. maddesinin kaldırılacağı da varmış , yaşasınmış ve de pek sevinelimmiş , mış , muş.. böylece 12 eylül darbecilerine de yargılanma yolu açılacakmış ve bu nedenle pek güzel , ne güzel , ne şeker şeymiş bu değişiklikler de yahu abe güzel kardeşlerim ‘zamanaşımı’ denen olayı da kaldıracak mı bu anayasa değişiklikleri.. zamanaşımı diye bir hukuksal durum var.. kimi yargılayacaksınız kimi kandırıyorsunuz.. tiyatroya , oynamaya devam.. şovda ara yok tekmili birden devam açılımlara..

işte biz hastasıyız bu açılımların ve de maşallah maşallah bu açılımlara , nazar boncuğu takın bu açılımlara..

bitirirken :

hangi yerli filmde ya da dizide vardı bilmiyorum gözüme çarpmıştı ve çok hoşlanmıştım : bir kötü karakter vardı , bu kötü kişi sevmediği kişilere hep ‘canımsın’ diye hitap ediyordu en nazik şekilde..

ben de şu yukarıda saydıklarımın hepsinden sorumlu olanlara tek bir şey söylüyorum : ‘CANIMSINIZ..’

neyse hepinize selam olsun , hepinizin sağlığına ve hepiniz için birer duble daha içeceğim , tansiyonu sıfırlayana kadar.. sıfır olsun ki rahata erelim bu çıldırtıcı dünyada bizi de ‘açılımlamadan’ bunlar.. ama hayır hayır hayır sonuna kadar inadına yaşayacağız..

‘dayı’ nerdesin ya ‘dayı’ var mı bizde topuklamak , yok.. sonuna kadar ve tüm ‘canımsın’ların inadına buradayız ve gitmiyoruz hiçbir yere.. hem içilecek daha çok bira, rakı , viski , votka vs. alkol var..

Crockett.. 

Comments are closed.