<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AYLAK ADAMIZ</title>
	<atom:link href="http://www.aylakadamiz.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aylakadamiz.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 13:11:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>YALNIZLIK ÜZERİNE DEĞİNMELER</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8700</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8700#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 13:06:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tadımlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8700</guid>
		<description><![CDATA[  &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; (Fotoğraf : Kenan Yücel..)  &#160; LA PAIX  20 YALNIZLIK ÜZERİNE DEĞİNMELER yalnızlık günümüzde devrimcidir..  sıradanlaşmış, sıradanlaştırılmış insan yığınlarıyla içli dışlı olmak, güdülebilir olduğunu gösterir insanın yalnızca.. sıradanlaşmış olmak da başka hiçbir anlam taşımaz zaten.. sıradanın sıcaklığından da korur adamı bu davranış. soğuk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-large wp-image-8702" title="metin cengiz - 12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/metin-cengiz-12-500x421.jpg" alt="" width="500" height="421" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><strong><span style="font-size: medium;">(Fotoğraf : Kenan Yücel..)</span></strong> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>LA PAIX  20</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>YALNIZLIK ÜZERİNE DEĞİNMELER</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık günümüzde devrimcidir..  sıradanlaşmış, sıradanlaştırılmış insan yığınlarıyla içli dışlı olmak, güdülebilir olduğunu gösterir insanın yalnızca.. sıradanlaşmış olmak da başka hiçbir anlam taşımaz zaten..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>sıradanın sıcaklığından da korur adamı bu davranış. soğuk her zaman uyarıcıdır çünkü. ancak mutlak olarak yalnızlığı seçmek, bu durumda yalnızca üretenlerin işidir. sevişmek ise, iki yalnızın paylaştığı bir eylem.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>anlamak, beyinde başkalarının beyniyle paylaşılamayacak bir işlemdir. yalnızlık anlama esnasında doğru yolu tanrısal bir şekilde göstermektedir. gerek toplumsal planda olup biteni, gerekse insanın var olanda kendini anlamasının yolu kendini dinlemektedir. yani kendine doğru kaçınılmaz bir yolculuk yapmak. bunun yolu da yalnızlıktan geçer. bir başkasıyla yapılan böyle bir yolculuk, o bir başkasının cinsiyeti ne olursa olsun, insan sıcağına duyulan özlemi gidermek için gerçekleştirilmiş doğal bir işlemdir. bunun adı da yalnızlık değil, sahtekarlıktır. ya da entelektüel faaliyetlerin albenisinden yararlanmak üzere yapılmış ucuz kandırmaca.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>karşımızdaki eğer diğer cinstense buna da ucuz hovardalık denir.</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>etrafınıza iyi bir bakarsanız, bir dolu ucuz hovarda görürsünüz. yüreksizdir böyleleri. iyi şair olmaları da olanaksızdır. şiiri düzmek yerine, bu işi yaparlar.</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık allah’a mahsustur derler, ya… bu sözde büyük bir sahtekarlık kokusu vardır.. çünkü kadın erkek birlikteliğini doğal göstermek, dahası kabul edilebilir alana çekmek için söylenmiş kurnazca bir sözdür. oysa, doğal olandır bu birliktelik. demek bu söz gereksizdir. fazladır. dahası insan yapısını anlamaktan yoksun aptallar için söylenmiştir.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlıkla ilişkisine gelince… durum ortada.. yalnızlıkla ilişkisini kurmak bile yanlıştır.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık kişiyi, dinleme ve anlama alışkanlığını edinememiş, yarı aydınlar arasında amansızca ve ama gizlice sürdürülen erk kavgasından da korur. bu korumayı gereksiz kılan bilgilenme, yani kendi aklıyla düşünebilme yetisini edinen bir elin parmağını geçemediği için de, yalnızlık mutlak gereklidir. yani birey, günlük faşizan ilişkilerden korunmak ve hayatın bu anlamdaki faşist örgütlenmesinden mesafeli durmak istiyorsa, yalnızlık kaçınılmazdır.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>asıl çokluk, bize bir çok meziyeti veren böylesi bir yalnızlığı yaşamaktır.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık, üzerine en fazla spekülatif laf edilen bir konudur.. aşk, şiir gibi.. bu da yalnızlık denen olgunun soyutluğundan kaynaklanmaktadır.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık soyuttur dedik. oysa tam tersine somut bir olgu olarak bilinir hep. öyle bilinmiştir. evinde, iş yerinde, dışarda başkalarıyla paylaşılmayan bir hayat zannedilir. yalnızlık, fiziksel bir olgu olarak görülür hep ya&#8230; nedeni budur. oysa gerçek yalnız, çelik bir iradeyle, kalabalıklar içinde de yalnız olduğunun ayrımında olandır.. elbette bu da sahtesini de doğurmaktadır yalnızlığın. prim aldığı için yalnızlık.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık ve prim biraz tuhaf gibi durmakta… oysa anlaşılmayan bir şey yok. bir entelektüel faaliyet, entelektüel bir yaşamın kaçınılmaz dekoru olarak görüldüğü için, yalnızlık da son zamanlarda ucuz kazanovalar tarafından <span style="text-decoration: underline;">gibi yaşanmaya</span> başlandı. gerçek sanatçının arada bir geldiğini düşünürsek, bu tutum anlaşılır.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>anlaşılmaz olan, yalnızlığın arada bir gerçek yazar, şair olduğunu bildiğimiz kişiler tarafından da <span style="text-decoration: underline;">gibi yaşanmasıdır</span> günümüzde.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>pek bu neyi gösterir?</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>faşizmin gücünü.</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalanla hakikat iç içe geçtikçe yalnızlıkla sahtekarlık da birbirine bulaşır. gözlerin her daim iyi görmesi gerekir,, gerçekle gölgesi haline geleni ayırmak için.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>gerçek yalnızın dostu da düşmanı da yoktur. onun yalnızca, hayatı paylaştığında haz duyabileceği insan’ları vardır.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık herhangi bir ruhsal doyum sağlamaz insana. o sadece bir yaşam biçimidir.. gerçek devrimcilerin, faşistleştirilmiş dünyaya karşı koyabileceği bir yaşam biçimi.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>aşk nasıl iki kişiyle yaşanırsa, yalnızlık da ancak yalnızlıkla yaşanır. aşk paylaşılırsa gerçekleşir. yalnızlık paylaşıldığında yalnızlık olmaktan çıkar. bu yüzden aşktan çok şiire benzer yalnızlık.. şiir de ancak yalnız yazılır. bir başkasıyla birlikte yazılmaya çalışıldığında komikleşir olay. bir duygu alışverişine araç olur çünkü.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık üzerinde oynanırsa arsızlık çıkar ortaya. oynayan şair adayıysa, müteşair.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>dehşetin, korkunun, sömürünün sistemli hale getirildiği günümüz dünyasında yalnızlık, insanın aklını yitirmemesi için de tek ilaçtır.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık, dehşeti dışlar.. dehşetin olmadığı yerde korku da duyulmaz. dehşeti ise ancak ve ancak sömürü doğurur.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>bir defa daha şiirin ve yalnızlığın günümüzün faşistleştirilmiş dünyasına karşı gerçek muhalefetin oluşabileceği zemin olduğunu vurgulamak gerekir. aşk ise paylaştıkları tek olgu.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>ya da ortak paydaları.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlıkla şiirin diğer bir ilişkisi de şudur: şiir yalnızlığın varoluş biçimi, yalnızlık ise şiirin biricikliğidir.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>yalnızlık ne kadar nüfuz ederse şiire, yapısı o denli güçlü olur. şiir ise yalnızlığın çimentosudur. ne denli yalansız olursa şiir o denli sahici olur yalnızlık.</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlığın yaralayıcı temreni, yalnızlığı kendisizlik olarak algılayanlar içindir. insan kendisiyle ne denli birlikte olursa, o kadar çok ve kalabalık da sayılır. betonlaşır. temren işlemez böyle gerçek yalnızlara. dolayısıyla şairlere..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>çünkü şairler yalnızlık nedir, iyi bilirler..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>bir de şu var: oku fırlatan da yalnızdır, ok da. yalnızlığın okunun temreni bu nedenle de yalnıza işlemez.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>bu oku fırlatmaya gerçek olarak ancak şairler cesaret ederler. en iyi yay da onlardır ok da. kaldı ki iyi bilirler hedefi..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>hedefi bunca iyi bilmeselerdi, nasıl yontarlardı bunca ustalıkla sözcükleri?</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><em><span style="font-size: x-large;"><strong>METİN CENGİZ</strong></span></em></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><em></em><span style="font-size: large;"><strong>‘Bahçe, Sonbahar 1999..’</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><em><span style="font-size: large;">‘LA PAIX, şiire ve hayata dair denemeler..’ , METİN CENGİZ, ŞİİRDEN Yayınları, Ekim 2011, 132 Sayfa..</span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><em><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-large wp-image-8701" title="La Paix" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/La-Paix-346x500.jpg" alt="" width="346" height="500" /> </span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8700/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘şiirsellik peşinde koşma.. şiirsellik kendiliğinden, bağlantılardan içeri sızar..’ &#8211; ROBERT BRESSON</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8694</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8694#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 12:52:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8694</guid>
		<description><![CDATA[  &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; ‘hiçbir insan gözünün yakalayamadığı , hiçbir kalemin, fırçanın kaydedemediği şeyi kameran, ne olduğunu bilmeden yakalar ve bir makinenin titiz kayıtsızlığıyla kaydeder..’ ROBERT BRESSON.. &#160; “gerçek.. akla ulaşan gerçek çoktan gerçek olmaktan çıkmıştır.. fazla düşünen, fazla zeki gözlerimiz.. iki tür gerçek vardır : 1- kameranın olduğu gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-8696" title="robert bresson-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/robert-bresson-12.jpg" alt="" width="442" height="250" /></strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>‘hiçbir insan gözünün yakalayamadığı , hiçbir kalemin, fırçanın kaydedemediği şeyi kameran, ne olduğunu bilmeden yakalar ve bir makinenin titiz kayıtsızlığıyla kaydeder..’</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>ROBERT BRESSON..</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>“<em><span style="font-size: x-large;">gerçek..</span></em></strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>akla ulaşan gerçek çoktan gerçek olmaktan çıkmıştır.. fazla düşünen, fazla zeki gözlerimiz..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>iki tür gerçek vardır : 1- kameranın olduğu gibi kaydettiği kaba gerçek, 2- belleğimizin ve yanlış hesapların çarpıttığı, gerçek adını verdiğimiz gerçek..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>sorun.. gördüğün şeyi, senin onu gördüğün gibi görmeyen bir makine aracılığıyla göstermek.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>( ve duyduğun şeyi, senin onu duyduğun gibi duymayan bir makine aracılığıyla duyurmak..)</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>kendini kontrol etmeden yapılan şey, modellerinin aktif (kimyasal) ilkesi..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>tam yerinde bağlantıların olması ucuz görüntülerin ortaya çıkmasını engeller.. bağlantılar ne kadar yeniyse, güzellik duygusu da o kadar canlı olur..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>sağduyu sahibi olmak (algılamada kesinlik..)</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #99ccff;"><em><span style="font-size: x-large;"><strong>müzik üzerine..</strong></span></em></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>müzik eşlik etmek, desteklemek ya da güçlendirmek için kullanılmamalı.. hiç müzik kullanılmamalı.. (tabii, gözle görülen aletlerin çaldığı müzik hariç..)</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>sesler müziğe dönüşmeli..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>çekim.. beklenmedik şeylerin hepsini, sen gizlice bekliyor olmalısın.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>hemen altını kaz. başka yerlere yönelme.. nesnelerin altında, daha da altında yatan şey..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>hareketsizlik ve sessizlikte aktarılabilecek her şeyi en sonuna kadar kullandığından emin ol.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>modellerinde, tuhaflıkları ve bilinemezlikleriyle var olduklarının kanıtını bul.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>güzel film, kafanda sinematograf hakkında yüce düşünceler uyandıran filmdir..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>görüntünün mutlak değeri yoktur. görüntülerle seslerin gücü ve değeri senin onları nasıl kullandığına bağlıdır.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>model. sorguya çekilir (ona yaptırdığın hareketlerle, söylettiğin sözlerle).. yanıtı (yanıt vermeyi reddetmemişse) senin çoğu zaman fark etmediğin ancak kameranın kaydettiği yanıttır. senin sonradan inceleyeceğin yanıt.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>hakiki ve sahte üzerine..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>hakikiyle sahtenin karışımı, sahteyi verir (fotoğrafa alınmış tiyatro ya da sinema).. sahte katıksız olduğunda, hakikiyi verebilir (tiyatro)..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>hakikiyle sahtenin karışımında, hakiki sahteyi öne çıkarır, sahte hakikiye inanmamızı engeller.. hakiki bir fırtınaya yakalanmış, hakiki bir geminin güvertesinde, batmaktan korkuyormuş gibi yapan bir oyuncu gördüğümüzde, ne oyuncuya inanırız, ne gemiye, ne de fırtınaya..”</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>ROBERT BRESSON..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><em><span style="font-size: large;">‘SİNEMATOGRAF ÜZERİNE NOTLAR..’,  ROBERT BRESSON, Çeviri : NİLÜFER GÜNGÖRMÜŞ, NİSAN Yayınları, Şubat 1992, 125 Sayfa..</span></em></span></p>
<p><em></em> </p>
<p><span style="color: #99ccff;"><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-full wp-image-8695" title="robert bresson-18" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/robert-bresson-18.jpg" alt="" width="330" height="499" /> </span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8694/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;nasıl bir dünya mı?&#8217;</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8689</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8689#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 12:31:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Tadımlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8689</guid>
		<description><![CDATA[  &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; “-nasıl bir dünya mı? haksızlıkların olmadığı bir dünya… insanların hepsinin mesut olduğu, hiç olmazsa iş bulduğu, doyduğu bir dünya.. hırsızların, başkalarının hakkına tecavüz etmelerin, bol bol bulunmadığı.. pardon efendim’ bol bol bulunmadığı ne demek? hiç  bulunmadığı bir dünya.. sevilmeye layık, küçük kızların orospu olmadığı, geceleri hacıağaların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff99cc; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-8690" title="sait faik-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/sait-faik-12.jpg" alt="" width="220" height="228" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: large;"><strong>“-nasıl bir dünya mı? haksızlıkların olmadığı bir dünya… insanların hepsinin mesut olduğu, hiç olmazsa iş bulduğu, doyduğu bir dünya.. hırsızların, başkalarının hakkına tecavüz etmelerin, bol bol bulunmadığı.. pardon efendim’ bol bol bulunmadığı ne demek? hiç  bulunmadığı bir dünya..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: large;"><strong>sevilmeye layık, küçük kızların orospu olmadığı, geceleri hacıağaların minicik kızları caddelerden yirmi beş lira pazarlıklarla otellere götüremediği, her genç kızın namuslu bir delikanlı ile konuşabildiği, para için namus, ar , haya, hayat, gece, gündüz satılamadığı bir dünya… sokaklarda sefillerin bulunmadığı bir dünya… kafanın, kolun, çalışabildiği zaman insanın muhakkak doyabildiği, eğlenebildiği bir dünya… içinde iyi şeyler söylemeğe, doğru şeyler söylemeğe salahiyetle kıvranan adamın, korkmadan ve yanlış tefsir edilmeden bu bir şeyleri söyleyebildiği bir dünya&#8230;”</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: large;"><strong>**</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: large;"><strong>“büyük hayaller kuralım sevgilim! ben şimdi böyle yapıyorum.. tertemiz bir şehirde, asfalt caddeler üstünde, dibinden metrolar geçen, üstünden kolosal otobüsler uçan, muazzam, eğlenceli bir şehirde seninle yaşamak istiyorum.. yazılarım bize yaşamak için lazım olanı getiriyor. büyük kahvelerde çay içiyor, temiz lokantalarda kolalı peşkirlerle yemek yiyor, latif rayihalı şaraplar içiyor, tertemiz bir yatakta seni kollarımın arasına alıyor, sana :</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: large;"><strong>-bütün mesut şehir uyudu, uyuyalım sevgilim, diyorum..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: large;"><strong>sabahleyin bitlerle dolu, kimsenin kimseye hürmet etmediği, kimsenin kimseyi hürmete layık bulmadığı, istismar edenin, çalanın zengin ve bahtiyar olduğu, esnafının azgın, zenginin deli, haris, egoist, gaddar, fakirinin kayıtsız sersem olduğu bir şehirde; işin kötüsü sensiz, oldukça kirli bir yatakta uyanıyorum.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: large;"><strong>ama sevgilim, olacak, büyük hayaller kuruyorum..”</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: x-large;"><em><strong>SAİT FAİK ABASIYANIK..</strong></em></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc;"><em><span style="font-size: large;">‘HAVADA BULUT, Öyle bir hikaye, Hayattayken Yayımlanmış Hikaye Kitapları..’ SAİT FAİK ABASIYANIK, YKY Yayınları, Mayıs 2006..</span></em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8689/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘VAN GOGH, TOPLUMUN İNTİHAR ETTİRDİĞİ..’ &#8211; ANTONIN ARTAUD</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8681</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8681#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 12:22:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Tadımlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8681</guid>
		<description><![CDATA[  &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; “çalışan bilincin sayıkladığına karar veriyorsunuz, onu diğer yandan iğrenç cinselliğinizle boğazlamaktayken.. ve işte zavallı ‘van gogh’un iffetli olduğu düzlem budur, bir meleğin ya da bir bakirenin olamayacağı kadar iffetli, çünkü asıl onlardır kışkırtan ve başlangıçta besleyen, büyük makinasını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-large wp-image-8682" title="van gogh-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/van-gogh-12-402x500.jpg" alt="" width="402" height="500" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>“çalışan bilincin sayıkladığına karar veriyorsunuz, onu diğer yandan iğrenç cinselliğinizle boğazlamaktayken..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ve işte zavallı ‘van gogh’un iffetli olduğu düzlem budur,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>bir meleğin ya da bir bakirenin olamayacağı kadar iffetli, çünkü asıl onlardır</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>kışkırtan</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ve başlangıçta besleyen, büyük makinasını günahın..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>belki de zaten, doktor L., haksız meleklerin soyundansınız, ama lütfen rahat bırakın insanları,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>‘van gogh’un her çeşit günahtan arınmış vücudu, delilikten de arınmıştı, ki onu zaten bir tek günah getirir..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ve ben katolik günaha inanmıyorum,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ama erotik suça inanıyorum, ondan ki yeryüzünün bütün dâhileri,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>tımarhanelerin sahici delileri sakınmışlardır,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ya da o zaman sahici deli değildirler..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ve nedir sahici bir deli?</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>insan onurunun yüce bir fikrine karşı davranmaktansa, toplumsal olarak anlaşıldığı anlamda deli olmayı tercih etmiş insandır..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>böylece, toplum, kurtulmak ya da kendini korumak istediği herkesi tımarhanelerinde boğazlatmıştır, bazı ulu pislikler konusunda kendisiyle suç ortaklığı yapmayı reddetmiş kişiler olarak..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>çünkü bir deli, toplumun dinlemek istememiş olduğu ve dayanılmaz gerçekler söylemesini engellemek istemiş olduğu bir insandır da..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ama, bu durumda, içeri kapatma onun tek silahı değildir, ve insanların hemfikir toplaşması, kırmak istediği iradelerin hakkından gelmek için başka yollara sahiptir..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>kır büyücülerinin küçük büyülemelerinin dışında, bütün uyarılmış bilincin dönem dönem katıldığı muazzam toplu büyüleme hareketleri vardır..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>böylece, daha yumurtası kabuğunda bir savaş, bir devrim, bir toplumsal kargaşa durumunda, birlik olmuş bilinç sorgulanıyor ve kendini sorgular.. yargısını da duyurur..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>onun, kimi yankı uyandıran bireysel durumlarla ilgili olarak da doğurtulduğu ve kendisinden çıkartıldığı olabilir..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>böylece, ‘baudelaire, edgar poe, gerard de nerval, nietzsche, kierkegaard, hölderlin, coleridge’ ile ilgili, üstünde herkesin anlaştığı büyülemeler olmuştur,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ve ‘van gogh’la ilgili de olmuştur..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>bu gündüz meydana gelebilir, ama genellikle, tercihen, gece meydana gelir..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>böylece, acayip güçler kaldırılıp getirilmektedir yıldızlı gökyüzüne, kişilerin çoğunun kötü tininin zehirli saldırganlığının, bütün insan soluk alışı üstünden, oluşturduğu şu bir çeşit karanlık kubbeye..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>böylece, yeryüzünde çırpınmış ender açıkgörür iyi niyetler, gündüzün ve gecenin bazı saatlerinde, kendilerini sahici ve uyanık bazı kabus durumlarının dibinde görürler, çevreleri, yakında törelerde açıkça belirdiği görülecek bir çeşit yurttaşlık büyüsünün müthiş emmesiyle, müthiş dokunaçlı baskısıyla sarılmış..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>bir yandan cinselliği, diğer yandan da, zaten, kilise ayinini, ya da başka ruhsal ayinleri, temel ya da dayanak noktası olarak elinde bulunduran bu oybirlikli pisliğin karşısında, motif üstünde bir manzara resmetmek için on iki mum bağlı bir şapkayla geceleyin dolaşmakta sayıklama yoktur;</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>çünkü nasıl yapacaktı zavallı ‘van gogh’, kendini aydınlatmak için? geçen gün dostumuz, oyuncu ‘roger blin’in, haklı olarak belirttiği gibi..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>pişmiş el ise, sadece ve sadece kahramanlıktır, kesilmiş kulak, dolaysız mantık,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ve tekrarlıyorum,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>kötü niyetini amacına ulaştırmak için</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>gece gündüz, ve gitgide daha çok, yenilmez olanı yiyen bir dünyaya</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>bu noktada</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>çenesini kapamak düşer..”</strong></span></p>
<p><span style="font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>POST-SCRIPTUM</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>“van gogh özel bir sayıklama durumundan dolayı ölmemiştir,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ama başlangıcından beri bu insanlığın haksız tininin çevresinde çırpındığı bir sorunun bedensel olarak zemini olmaktan dolayı ölmüştür..</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>tenin tine, ya da bedenin tene, ya da tinin her ikisine üstünlüğü sorununun..</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ve nerededir bu sayıklamada insan benliğinin yeri?</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>‘van gogh’ kendisininkini bütün hayatı boyunca garip bir enerji ve kararlılıkla aramıştır,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ve bir çılgınlık an’ında, ona varmamanın büyük korkusunda intihar etmemiştir,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ama tersine, ona tam varmıştı ve ne olduğunu, kim olduğunu tam bulmuştu ki toplumun genel bilinci, kendisinden kopmuş olduğundan dolayı onu cezalandırmak için,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>onu intihar etti..</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ve ‘van gogh’la da her zaman olduğu gibi oldu, bir seks partisi, bir kilise ayini , bir tövbe duası, ya da başka bir kutsama, sahibiolma, dişi ya da erkek cinlere karışma ayini esnasında..</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>böylelikle onun bedenine girdi,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>bu tövbe edip bağışlanmış,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>kutsanmış,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>kutlu kılınmış</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ve cinlere karışmış</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>toplum,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ondan yeni almış olduğu doğaüstü bilinci sildi, ve, iç ağacının tellerinde bir siyah kargalar taşkını gibi,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ani bir düzey değişikliğiyle onu su altında bıraktı,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ve, onun yerini alarak,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>onu öldürdü..</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>çünkü modern insanın anatomik mantığıdır, hep sadece cinlere karışmış olarak yaşayabilmiş ve yaşadığını düşünebilmiş olmak..”</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><em><span style="font-size: x-large;"><strong>ANTONIN ARTAUD..</strong></span></em></span></p>
<p><span style="color: #00ccff;"><em><span style="font-size: large;">‘VAN GOGH, TOPLUMUN İNTİHAR ETTİRDİĞİ..’ , ANTONIN ARTAUD, Çeviri : AHMET SOYSAL, NİSAN Yayınları, Eylül 1991, 62 Sayfa..</span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #00ccff;"><em><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-full wp-image-8683" title="van gogh -antonin artaud" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/van-gogh-antonin-artaud.jpg" alt="" width="200" height="288" /> </span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8681/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;düş kırıklarımın ellerini kanattığı bir düşünce…&#8217;</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8677</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8677#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 12:04:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar : 'Hasibe']]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8677</guid>
		<description><![CDATA[NAR   Nara atmaya benzer Aşk…   Ne güzel demiş şair… “Dürtme içimde ki Narı üzerimde beyaz gömlek var.”   Bir Narı paylaşmak vardı seninle… Belki de eşit dağıtırdık tanelerini… Bir tane sen alırdın bir tane ben… Senin sevgin benim sevgimden fazla olmazdı… Ben seni daha az sevmezdim mesela…   Sevişirdik, bir sevişmenin lekesini Nar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>NAR</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Nara atmaya benzer Aşk…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Ne güzel demiş şair…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>“Dürtme içimde ki Narı üzerimde beyaz gömlek var.”</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Bir Narı paylaşmak vardı seninle…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Belki de eşit dağıtırdık tanelerini…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Bir tane sen alırdın bir tane ben…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Senin sevgin benim sevgimden fazla olmazdı…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Ben seni daha az sevmezdim mesela…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Sevişirdik, bir sevişmenin lekesini Nar da düşlerdik…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Naralar atardık sokaklarda…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Sen hiç çekinmezdin beni sevdiğini haykırmaktan boşluğa…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Bense dinlemekten zevk alırdım yankılanan sesini…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Seslerimiz düşerdi sokağa uyanırdı sokak lambaları…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Ya sokak kedileri mart ayından çıkıyorlar çığlık çığlığa…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Nara atmaya benzer Aşk…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Sadece bulutların üstünde yaşıyorsak üzerinde Nar tanelerini paylaşmaya değer Aşk…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: x-large;"><strong>Hasibe…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong> <img class="alignleft size-large wp-image-8678" title="aylak-121" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/aylak-121-500x375.jpg" alt="" width="500" height="375" /></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>MECZUP</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Seni düşünürüm…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Sadece bir düşünce…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Düş kırıklarımın ellerini kanattığı bir düşünce…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Avuçlarından taşacak bir sevda tozu…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Seni düşünürüm…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Sade bir düşünce…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Dolanmıyor ayaklarına, öyle sarmıyor sarmaşık gibi öyle soğuk öyle kısacık, kıpırtısız, uzak, öyle silik bir düşünce…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Bir anlık işte…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Seni düşünürüm…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Bir ayrılığın çıkmaz sokağında…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Bir uçurumun kenarında…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Düşüşüme bir adım kaldığı anda…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Belki buz gibi havada…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Soğuk bir esprinin kahkahasında…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Seni düşünürüm…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Düşkün bir aşığın feryadında…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Meczup bir dervişin ayak izlerinde…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Bir delinin dalgın düşüncelerindeyim şimdi…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong>Öyle meczup öyle derviş öyle Âşık…</strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #33cccc; font-size: x-large;"><strong>Hasibe…</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8677/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“ALDIRMA NİLGÜN MARMARA”</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8670</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8670#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 17:56:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Tadımlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8670</guid>
		<description><![CDATA[  &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; uç’talık! uç’talık’mı?   evet, ‘uç’talık’; ‘marjinallik’in türkçesidir.. ‘nilgün marmara’, başka (güzelim ve canım) insan – insan boyutları bir yana; ‘uç’ta olmuş olmasıyla, hatta yaşamın ve yaşamının en uc’unda bulunmuş olmakla sanırım biraz kendi kendini açıklayabilir.. (ben belki de ‘caz çağı’na bayıldığı için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-8671" title="nilgun marmara - 28" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/nilgun-marmara-28.jpg" alt="" width="499" height="362" /></strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>uç’talık!</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>uç’talık’mı?</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>evet, ‘uç’talık’; ‘marjinallik’in türkçesidir..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘nilgün marmara’, başka (güzelim ve canım) insan – insan boyutları bir yana; ‘uç’ta olmuş olmasıyla, hatta yaşamın ve yaşamının en uc’unda bulunmuş olmakla sanırım biraz kendi kendini açıklayabilir.. (ben belki de ‘caz çağı’na bayıldığı için ve işte bu yüzden kendisine ‘zelda’ diyordum..)</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘nilgün marmara’, gördüğüm ve bildiğim kadarıyla yakın ve uzak çevresinden ayrı, ayrılmış olarak sınırda, garip bir sınırda bulunur ve şiirde sahiden sınır çarpışmaları yapıyordur.. ‘demir maske’ çıkmaz! ama kurcalamak ve deşmek bence ancak buralarda ve buralardan yapılabilir yapılacaksa.. başka yerde pek açık olamaz!</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘marjinallik’ üzerine, ‘uç’ta bir dergi ve giderek topluluk olan ya da oluşturan ‘beyaz’ın 12. son sayısında, ‘marjinal bir insan  olarak ‘fikret ürgüp’ yazısında, bam teli olarak, şunları yazmışım :</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘oysa ve bence ve temelde ‘marjinallik’, herhalde, her türlü toplumsal cendere’nin ya da çember’in olabildiğince ve gerçekten de en ‘uc’unda, (bir ‘uçbeyi’ gibi kalarak) insanın kendi işlediği iş’e karınca kararınca bir katkı’da bulunması anlamına da alınmalı.. asıl böyle alınmalıdır..’</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘nilgün marmara’, evet, sözcüğün benim tasarladığım anlamlarında da, sözlüklerdeki anlamlarında da hem şiirleri, hem varlığıyla ‘marjinal bir insan’dır..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>(beyaz dergisinin sözünü ettiğim aynı sayısında ‘nilgün marmara’nın 2 ilginç ve güzel şiiri var.. çarpıcı ve çok değişiktir.. ‘vahşet koşusu’ ve ‘beden’.. tarihten üç ay önce de şiir atı dergisine ilk kez 2 şiiri çıkmıştır..)</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘nilgün marmara’ ve kocası ‘kağan önal’ı, 1982 nisanında bodrum’un  iki koylu, ‘sarı yazlar’lı gümüşlük köyünde, iskele’de tanımıştım.. 22 nisan..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘nilgün marmara’ o zaman 23-24 yaşlarında ‘boğaziçi üniversitesi ingiliz filolojisi’nde son sınıftaydı.. ‘kağan önal’ ise, ‘age’ kemal yalgın, hüseyin erişen.. gibi istanbul teknik üniversitesi’nde endüstri mühendisliği son sınıf arkadaşlarıyla birlikte, -denizi karşınıza alırsanız, soldaki kumsalın en sonundaki ‘sisyphos’ adlı bir pansiyonu sabahlara kadar cin içerek, müzik çalarak ve şiirler okuyarak öğrenci havasında işletiyordur.. (galiba bir güncemde ‘şiir ve cin içki – adamları’ demiştim..) hemen hemen hepsi de uzun boyluydular..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>benim gümüşlük’te yazdığım defterler bir bakıma onlarla (ve bu arada) yeşim arıkut’la, lale müldür’le, patrick’le, boşnak ali’yle, sarışın süleyman’la, hades’çi selçuk’la,, balerin şûle’yle, hakan sayis’le, dr. erkan’la, çağatay önal’la, necla coşkun’la.. vs.yle doldur..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>kısacası, iki yıla yakın bir zaman oturmak zorunda kaldığım gümüşlük benim için belirli bir açıdan bir çeşit ‘milat’, bir başlangıç olmuştur.. ‘nilgün marmara’yı (ve de seyhan sacide hanım’ı) orada tanımıştım çünkü!..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>şu kadar yıllık (şimdi 10-11 yılı buldu) bir ‘kötülük dayanışması’ koşullarındaki istanbul’a 1984 yazında kesin olarak geldiğimde ya da ayak bastığımda kızıltoprak’ta, tam istasyonun karşısındaki o evde, ‘nilgün marmara’larda kalacaktım..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>ve ekliyorum, ekleyeceğim :</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘nilgün marmara’nın annesi, babası ve ablası da, kendisi gibi, gerçekten de hem içerik, hem öz ve hem de biçim olarak güzel, yakışıklı ve ince insanlardır..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>bende ‘nilgün marmara’dan dolu dolu anılar var elbet, kaldı.. ama nedense aşağı yukarı hepsi de üzünçlü ve ilginç :</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>bir gece.. ‘mehmet günsür’, çerkesköy’de yedek subaylık yapıyor.. ‘kağan önal’ da libya’da mısır yakınlarında küçük bir körfezde endüstri mühendisi olarak çalışıyor.. ressam ‘saba melikesi emel’in evinde (zelda fitzgerald olarak) ‘nilgün marmara, cihat burak ve cemal süreya’nın başlarına toz şeker dökmüştür!..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘nilgün marmara’, geçen yıl topkapı’da sur içinde bir şoförle ayıcı bir çingen arasında çıkan tartışmayı bana anlatıyor.. çingene otobüse ayısıyla binmek ister, şoför de almaz onları, çingene direnir, ağız kavgası olur, çünkü çingene sabahleyin evdeki ‘köroğlu’na bir şey  bırakamamıştır, ekmek parasını çıkarmak üzere ne pahasına olursa olsun sultanahmet’e gidecektir! ‘taksi tutamam ya!’ diyormuş.. ‘nilgün marmara’ hemen çingene’nin, hızmalı kahverengi güzel ayının ve görmediği köroğlu’nun yanında olmuştur!</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>bir de rastlantı var, oldu :</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>şimdi, ‘cemal süreya’ ile birlikte ‘gergedan’da ‘çıkmalar’ı yazıyoruz.. ekimde başlayacaktı, kasıma kaldı.. ‘çıkmalar’ sözcüğünün ingilizcesi ‘marginalia’dır, ‘derkenarlar’ yani benim kullanışımla ‘marjinallikler’! işte o ‘marjinallikler’ çerçevesinde ‘nilgün marmara’nın adı geçiyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>evet, aldırmayacaksın ‘nilgün marmara’, gerekirse ölüme de! (1987)</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: x-large;"><strong>ECE AYHAN..</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><em><span style="font-size: large;">‘ŞİİRİN BİR ALTIN ÇAĞI.. (Yazılar, söyleşiler..) DİPYAZILARI..’, ECE AYHAN, YKY Yayınları, Nisan 1993, 286 Sayfa..</span></em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8670/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;çünkü korkunçtur yeryüzü..&#8217;</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8662</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8662#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 17:47:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Tadımlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8662</guid>
		<description><![CDATA[  &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; ‘… BİRLİKTE YOL ALMAK ‘kulelerim sonunda! bu aylak dolaşmalar bitiyor. susuzlukları daha büyük bir eksiklikle diniyor : arzulayan sonsuz birden geri çekiliyor çünkü korkunçtur yeryüzü.’ HERMAN MELVİLLE (the return of the sire de nesle..)   ırmağın geldiği yönde olma cinayetini işlemedik.. ta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-8663" title="rene char-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/rene-char-12.jpg" alt="" width="246" height="333" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>‘… BİRLİKTE YOL ALMAK</strong></span></p>
<p><em><span style="color: #ff6600; font-size: large;">‘kulelerim sonunda! bu aylak dolaşmalar bitiyor.</span></em></p>
<p><em><span style="color: #ff6600; font-size: large;">susuzlukları daha büyük bir eksiklikle diniyor :</span></em></p>
<p><em><span style="color: #ff6600; font-size: large;">arzulayan sonsuz birden geri çekiliyor</span></em></p>
<p><em><span style="color: #ff6600; font-size: large;">çünkü korkunçtur yeryüzü.’</span></em></p>
<p><em></em><em><span style="color: #ff6600; font-size: large;">HERMAN MELVİLLE (the return of the sire de nesle..)</span></em></p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>ırmağın geldiği yönde olma cinayetini işlemedik.. ta buzulda alındı yetkimiz; aynı anda suçlandık, ve hemen soldurulduk.. kurtulmuş birkaç kişi dolaşıyor orda burada, banliyölü.. duygusal durumlarımızın gençliği onları bozulmamış gösteriyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>akşamın koyuluğundan çıkıldığı gibi, kitaplarının yüzeyinden kaybolmak, aksın diye onlardan göçmen ilkbahar, çoğul olmayan bedenimizin rahatsız ettiği konuk..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>öylesine kolay bulmuştuk ki, maki’de, sürünme içgüdüsünü, çakıllı yüzeyde bir kara yılanın izine rastladığımızda, bu geçene ‘kaybolmuş sürünmeler’ diyorduk.. utanmış bir kıskançlıkla..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>şu rüzgarın salladığı saz üzerindeki çil ardıç kuşuna bakınız, nasıl da deniz ayağı var onun!</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>ululayan şiir, nesnesi yüceldikçe ocağını yok etmektedir.. iyi geceler’ çok iyi geceler, yardımcı bir gücün dokunduğu, suçu tekrar eden bir zaman’ın dizlerinde tutulan.. hiçbir yasak yok beklenmedik barınağın önünde, sen olduğunda..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>ters yüzünde şiir, en ufak ev nesnelerine ihtiyaç duyan iş gören kadın.. zenginlik ve tutumluluk..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>paramparça olmadan önce, her şey hazırlanıyor ve duyularımızla karşılaşıyor.. bu hazırlık süresi bizim rakipsiz talihimiz..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>çıkmak, tırmanmak.. ama kendini çekmek? ne kadar zor! ışıklı kalça hareketi, sıyırarak geçen güç, yeraltı yuvasından fışkıran ve, yer çekimine rağmen, sevinci doğurtan..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>keçisağan kuşunu bitlerinden nasıl kurtarmalı? soru sorulmuş kalıyor, keçisağan kuşu şehrin üzerine gittiğinde..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>değişken ‘yapraksız bitki..’ çiçeği kapanıyor.. bize baktı.. güçlü bir maviden.. usta ‘yapraksız bitki’!</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>senta, onun yelkeni hayalet gemi’nin beyaz direğinde, ölüme dek sadık.. ah! bizi elinde bulunduruyor.. kısa gençliğinde doğru sözlü.. sonra taşlaşmış.. bazıları yalancı diyecekler.. fısıldayan dudaklarını tırmalayan..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>20. YÜZYILIN KANLI ÜTOPYALARI..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>ne totaliter boynuz, ne de mantığa aykırılık alnımıza yerleşmedi.. günlük işlerde haklı ve haksızın kavramı sempatiye soluk aldırmadı..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>kendini bağdan kurtulmuş sanan kişilerin politik kanama dinmezliği.. ne kadar çok, insana değil de insanlığa tutkun olanlar! ikincisini yükseltmek için birincisini alçaltıyorlar.. eşitlik, saldırganla uyumda.. bu onun laneti.. tavrımız bunu hoş karşılıyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>ne kadar çok isteriz evrensel yazının bir tek gece bile kesilmemesini, yoksa bir aşk fenerinin eğik itişi tarafından yalnızca! böyle konuşur arzu.. geri dönüyor sözcük, her çeşit rüzgâra bu büyük barınak..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>atom patlaması maddenin bilincidir, ve onun anlatımı olduğunu söyleyen güleç insanın zımbası.. onun tinsel sürekliliği üretmeye başladı.. umursamadan onun yer altı mezarlığını çıkarıyoruz..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>sözcükleri bir kitle politikası yapmaya isteklendirmeyin.. bu anlamsız okyanusun dibi kanımızın kristalleriyle döşenmiştir..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>totalitarizmlerin inden beri, kişisel benliğimize değil, katolik, katledilmiş toplu bir benliğe bağlıyız.. ölümün yararı imgelemsiz yaşamaya mahkum ediyor, dokunsal uzay dışında, alçaltıcı karışımlarda..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>o kadar azimle ellerinde tutuyor gibi göründükleri şey, gözleriyle birlikte koparılacaktır onlardan.. bu yasadır, ya da yasada ekin sapı..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>şiir, bir şantajın fidyesi olabilir mi.. tombul ve iğrenç dilim, ağlayan bir bulut ile kahkahayla gülen toprak arasına sokuşmuş.. bütün havada uçuşan örümcek ağları koşup geliyorlar, alışveriş konusu yapılabilir..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>bir tane gerekir, iki tane gerekir, ..gerekir.. hiç kimsenin yeterlice birçok yerde birden olma yetisi yoktur, yalnız başına kendinin egemen çağdaşı olmak için..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>bakışı yok, ya da pek az, yalnızca fırsat kollayan dikenleri var , sayısız.. kararmış yerleri ayırt etme yetisiyle, öylesine keskinleşmiş, öylesine keskinleşmiş bilinç, kirpi..</strong></span><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>‘sabahsı’lar yaşarlar, akşam, sabah, artık olmasa bile..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>BAĞI ÇÖZÜLMÜŞLER..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>kendine değil de, başkasına yalan söylerken nerede durmalı? daha aşağıda, titreyen yapıtın önünde..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>yaşamdan boşanıyor, bağışlamayla dolunuyor! yaşam kararsız ve ölüm ateşli bizi bozguna uğratırken..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>‘baudelaire, melville, van gogh’ yabanıl tanrılardır, tanrı okumaları değil.. teşekkür edelim.. ve eğilmiş ‘mandelstam’ı ekleyelim, yüzen, kolu mavi, yanağı korkuya ve tansığa dayanmış.. çarptırıldığı korku, ve ona karşı koymadığı ama kendisinden yayılan tansık..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>içselliği, dumanlı iç’in eksikliğiyle resmetmek.. süzücü gözlerimiz deniyorlar bunu..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>her şey doğruydu bunun içinde.. ölüm, el açıklığıyla yerine getiriyordu yaşamsal sözleşmesini.. ve yerine getirmiyordu, çıplak bir buzun üstünde köpüklenen bir can çekişmenin çıkmazında..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>mevsimlerin, üstünde gemi yolculuğu yapılabilir şan’ına!</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>metrekarede kaç tane değişik gece vardır? yalnız şu oyun bozan bülbül bilir bunu.. biz, ki bu bizim ölçümüzdür, bilmeyiz..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>bayılma hanımı kötü taşınan kafaları kovuyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>benzerine olan yolun yarısında kalmak; son açık adımı atmamak.. üstünden atlarken hala düşünülüyor’</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>tanrı, düzeltici olan, ancak başarısızlığa uğrayabilirdi.. tanrılar, bu güzel çılgınlar, yalnızca kendileriyle ve dansçı arkadaşlarıyla uğraşan, güç arttırıcıdırlar.. birincisinden geri dönen, ama onunla ilişkide olan vahşi gladyatörler, ikincilerinin görüntüsünü bozmaktadır, onları aşındırmaktadır..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>büyük yırtıcı hayvanlar için kuru pastalar.. kendinize alınız..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>şiir, başka hiçbir sesin kan dökücü zaman’a emanet edemediğini alçakgönüllülük içinde söylemeye cüret ediyor.. yok olma durumundaki içgüdüye de yardım ediyor.. bu devinimde, içi oyulmuş bir sözcük, sözün rüzgarında başka bir yöne dönebiliyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>düş, şimdiki-zamanı acılara salma makinası.. ne mutlu roman heykeltıraşı, ‘autun’deki müneccim kralların! başkalarının tanıdığı, kırağıyla örtülü, uzayan buzlaşma gecelerinde çalışmakta..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>her defasında daha ileriye gitmek lutfu, daha çıplak, bizi uzun uzadıya gösteren aynı gün ağırması nesnesinin adını söylerken, bu tam anlamıyla yeniden canlanmaktadır..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>belleğimin uykusu, gitmesini bilirim iplik eğiren kız kardeşlere, pişmanlığa kesip atan istenmiş atılışla, artakalmayı önemsemeyerek ve yaşam içinde kalarak..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>önümüzde, yüksek dikilmiş, sorgulamak ya da devirmekten kaçınılması gereken verimli nokta..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>an, zamanın verdiği ve bizim tutuşturduğumuz bir parçacıktır.. demir bir bağla boğulan tilkidir.. silinmez bir şey. bir çocuğun yanağında şarap lekesi, belleğin salladığı sazlar oyununun bağışı..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>sularını gitgide ezilen topraklara iten bu savurgan derelere aitiz.. köprüler ve kırılırlar.. gemiyi yedekte çekmenin el emeği! ilerleyin, dizler alçak, gemiyi yedekte çekmenin el emeği.. ve durdurmayın bakışları.. gözüpeklik tek yetkinlik oluyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>rüzgâra güven, budala değildir; afacandır boşluk, erdem taslamaz kan..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><em><span style="font-size: x-large;"><strong>RENE CHAR..</strong></span></em></span></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><em><span style="font-size: large;">‘Fenétres Dormantes Et Porte Sur Le Toit (1979) – Uyuyan Pencereler ve Damda Kapı..&#8217;</span></em></span></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><em><span style="font-size: large;">BEYAZ KİTAP Dergisi, Sayı : 7, Özel Sayı, Kasım 1984, Dergiyi  Yayına Hazırlayanlar : TURGAY ÖZEN, AHMET SOYSAL, HAKKI MISIRLIOĞLU..</span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><em><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-full wp-image-8664" title="beyaz-14" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/beyaz-14.jpg" alt="" width="220" height="271" /> </span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><em><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-full wp-image-8665" title="beyaz-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/beyaz-12.jpg" alt="" width="331" height="411" /> </span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8662/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘TEHLİKELİ İLİŞKİ / A DANGEROUS METHOD..’ – DAVID CRONENBERG</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8633</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8633#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 12:11:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar : 'Crockett']]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8633</guid>
		<description><![CDATA[  &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; kanadalı usta yönetmen ‘david cronenberg’in izlediğim ilk filmi ‘the fly’ (sinek- 1986) adlı filmiydi.. bilim-kurgu tarzında fantastik bir gerilim filmiydi.. uçuk kaçık olmasının yanında insan psikolojisini de ele alan etkileyici bir filmdi.. daha sonra ‘dead ringers’ (ölü ikizler-1988) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-large wp-image-8634" title="a dangerous method-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/a-dangerous-method-12-349x500.jpg" alt="" width="349" height="500" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>kanadalı usta yönetmen ‘david cronenberg’in izlediğim ilk filmi ‘the fly’ (sinek- 1986) adlı filmiydi.. bilim-kurgu tarzında fantastik bir gerilim filmiydi.. uçuk kaçık olmasının yanında insan psikolojisini de ele alan etkileyici bir filmdi.. daha sonra ‘dead ringers’ (ölü ikizler-1988) filmini izledim..’jeremy irons’un başrolde oynadığı yine uçuk kaçık bir filmdi.. bu filmler 80’li yılların filmi olmasına rağmen izlememiz 90’lı yılların ortasını bulmuştu..  daha sonra eski filmlerinden ‘the scanners’ ve ‘videodrome’ ve ‘the brood’ elime geçti.. artık yavaş yavaş bir ‘david cronenberg’ hastalığı başlamıştı ruhumda.. filmleri karanlık, sert filmlerdi.. ona bağlandığım ve artık benliğimde silinmez yer edinmesine sebep olan filmi ise 1991 yapımı ‘william s. burroughs’un kült romanı ‘naked lunch’ (çıplak şölen)’dan uyarlanan aynı adlı filmiydi.. filmde çizdiği dünya, romanın dünyasına çok yaklaşmıştı.. kurduğu karakterler, madde kullanımından doğan halüsinasyonlar, krizler o kadar iyi sinema diline uyarlanmıştı ki hayran kalmamak elde değildi..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>daha sonra en çok bilinen ve ‘cronenberg’ adının sinema tarihine silinmez şekilde yazılmasını sağlayan kült filmi ‘crash’ (çarpışma &#8211; 1996)’ı izleme fırsatım oldu.. gerçekten yine insan ruhunun karanlık dehlizlerinde dolaşan bir filmdi.. insan ruhunun açmazları, çatışmaları, toplumsal baskıları, cinsel saplantıları, bitmez tükenmek bilmeyen arzular, hışlar, kıskançlıklar, şiddet bağımlılığı vs işleniyordu filmde.. aslında bu başlıklar ‘david cronenberg’in sinema dilinin ana başlıklarıydı.. oluşturduğu sinema dilinin kelimeleriydi..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘çarpışma’dan sonra ise ‘existenz’ (varoluş – 1999) geldi.. ama onda sonra gelen filmi beni en çok derinden etkileyen filmiydi :  ‘spider’ (örümcek).. ‘spider,’ ‘cronenberg’in filmografisinde kendi imkanlarıyla, kısıtlı maddi olanaklarla çektiği ve başrolünde usta oyuncu ‘ralph fiennes’in mükemmel bir performans sergilediği ve de bence ‘cronenberg’in en iyi filmiydi.. bu film hep elimin altında olan ve sıklıkla izlediğim filmlerden birisi haline geldi..    filmin kurgusu,  ‘ralph fiennes’ın adeta yaşayarak oynaması filmin karanlık, kafkaesk havası filmi başyapıt haline getirmişti.. ancak nedense hak ettiği değer verilmedi bu filme..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong> ‘spider’dan sonra ‘a history of violence’ (2005) ve ‘eastern promises’ (2007) geldi.. bu iki film de iyi filmlerdi ama bence ne ‘spider’dan ne de ‘çarpışma’dan iyi değillerdi.. ‘dead ringers’ ve ‘the fly’a ancak yaklaşan filmlerdi.. ama yere göğe sığdırılamadı bu filmler.. bu filmlerin en önemli yanı bu filmlerde başrolde oynayan ‘viggo mortensen’in üstün performansıydı..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>2007’deki ‘eastern promises’ filminden sonra uzun bir sessizlik dönemi geçiren ‘david cronenberg’in, ‘sigmund freud’ ve öğrencisi ‘carl jung’un arasında geçen olayları anlatan bir filme başladığını duyduğumda çok heyecanlanmıştım.. psikanalizin kurucusu ‘freud’ ve en yakın dostu ve yardımcısı ‘jung’un ilişkisi, dostlukları, sonra aralarının bozulup küsmeleri ve bu ilişki sırasında ‘sabina spielrein’ın adlı kadının ortaya çıkıp bu ilişkiyi etkilemesi.. tüm bunların işlendiği bir film olacaktı.. </strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-large wp-image-8635" title="a dangerous method-16" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/a-dangerous-method-16-500x332.jpg" alt="" width="500" height="332" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-large wp-image-8637" title="a dangerous method-18" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/a-dangerous-method-18-500x350.jpg" alt="" width="500" height="350" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-large wp-image-8638" title="a dangerous method-14" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/a-dangerous-method-14-500x317.jpg" alt="" width="500" height="317" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘freud’ ile ‘jung’ arasında neredeyse baba-oğul ilişkisine varan bir yakınlık varken ‘jung’un hastası olarak zürih’teki kliniğine büyük krizler geçirirken getirilen ‘sabina spilrein’ın önce ‘jung’un hayatına girmesi, onun aile yaşamını etkilemesi, daha sonra bunun viyana’da yaşayan ‘freud’un kulağına kadar gitmesi ve bu ilişkinin de yansımaları sonucu ikilinin arasının bozulması.. ‘sabina spielrein’ gerçekten ilginç birisi.. ‘jung’un hastası olan ‘spielrein’, iyileşme döneminde önce ‘jung’un asistanı olmuş daha sonra eğitimini tamamlayarak kendisi de bir psikanalist olmuş birisi.. gençlik yıllarında histeri teşhisi konulmuş ve çocukluğunda babasının gördüğü şiddetten dolayı rahatsızlandığı tedavi sürecinde ortaya çıkmış ‘spielrein’ aynı zamanda çok zeki ve hırslı bir kadındır ki kısa sürede dünyanın ilk kadın psikanalistlerinden birisi olur ve şizofreni ile çocuk psikolojisi üzerine uzmanlaşır.. zengin bir kadın olan ‘emma jung’ ile evli olan ‘carl jung’, çok önemli olan hasta &#8211; doktor ilişkisinin gerektirdiği meslek etiği sınırını aşarak hastası ‘spielrein’ ile tutkulu ve cinselliğin ağır bastığı bir ilişki yaşar.. ‘jung’un yanında yetişen ‘spielrien’ bir süre sonra ‘viyana’da ‘freud’un yanında çalışmaya başlar.. film bu üçlü arasındaki ilişkileri anlatan ve daha çok sanırım tarihte pek önem verilmeyen ve es geçilen ‘sabina spielrein’ın yaşamına odaklanmış bir hikaye örgüsüne sahip.. sabina spielrein ismi freud ile jung’un arasındaki mektuplaşmalarının ortaya çıkmasıyla duyulmuş ve araştırma konusu olmuştur.. bu araştırmaların sonunda ‘spielrein’ın, ‘freud’ ve ‘jung’un araştırmalarında ve oluşturdukları kuramlarda çok önemli bir yere sahip olduğu ortaya çıkmıştır..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>filmde artık ‘cronenberg’ filmlerinin gediklisi olmuş ‘viggo mortensen’ ‘freud’u canlandırıyor.. ‘eastern promises’teki ‘viggo mortensen’ bir de burada ‘freud’u canlandıran ‘viggo mortensen’e bakıyorsunuz ve ister istemez bu adam o adam mı deyip hayran kalıyorsunuz bu oyuncunun yeteneğine.. ‘carl jung’u ise yine usta bir oyuncu canlandırmış : ‘michael fassbender..’</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘sabina spielrein’ı ise ‘keira knightley’ canlandırmış.. filmi izlemeden önce onunla ilgili o kadar kötü eleştiriler okumuştum ki neredeyse şartlanmış olarak filmi izlemeye başladım ancak ‘keira knightley’ın performansı en üst düzeydeydi, kendisini ilk defa izliyordum ve hayran kalmıştım.. filmi taşıyan oyuncusu kendisiydi.. hele filmin başında ve filmin devamında yaşadığı histeri atakları sırasında sergilediği performans hayranlık uyandırıcı.. bazı çekemeyenler onun hakkında filmde iğreti durmuş, oynayamamış demişlerdi.. filmi izledikten sonra şaştım kaldım.. aynı filmi izlemedik mi ya da oyunculuk daha nasıl olabilir diye uzun süre düşündüm..   ‘keira knightley’in hakkını teslim etmek lazım, bence bu performansıyla hem tüm bayan oyunculara ders niteliğinde performans sergilemiş hem de 2012’de verilecek tüm ödüller layıktır kendisi..</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-large wp-image-8639" title="a dangerous method-30" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/a-dangerous-method-30-500x320.jpg" alt="" width="500" height="320" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>filmin sürprizlerinden ve bence fazla önem verilmemesi nedeniyle filmin eksikliklerinden  birisi de filmin bir bölümünde yer alan ‘otto gross’ rolündeki ‘vincent cassel’in müthiş oyunculuğu.. ‘vincent cassel’i, usta yönetmen ve oyuncu kassovitz’in ‘la haine’ (protesto- nefret)  filminden beri tanırım, yeni filmlerini hep sabırsızlıkla beklerim.. onun her zaman bende ayrı bir yeri  vardır ancak bu filmde yer aldığı kısa süre içerisinde gösterdiği oyunculukla hayranlığımı bir kez daha kazandı.. bu filme ivme kazandırıp daha da etkileyici kılanlardan birisi de ‘vincent cassel..’ bir zamanların ünlü psikanalistlerinden birisi olan ‘otto gross’ anarşist düşünceli avusturyalı hedonist bir bohemdir.. babası tarafından akıl hastası olduğu gerekçesiyle ‘freud’un aracılığıyla ‘jung’un kliniğine zorla gönderilir.. ancak ‘jung’un hastası olmaktan çok ‘jung’u dönüştüren ve ‘jung’un bastırmış olduğu duyguları, istekleri ortaya çıkarmasına yardımcı olmuş birisidir.. tek eşliliğe inanmayan ve yaşadığı sayısız ilişkiden de doyuma ulaşamayan birisidir ‘otto gross..’ ‘jung’un yanında bir süre kaldıktan sonra alıp başını yeni maceralara doğru kaçıp gider.. ‘freud’, ‘otto gross’un kaçtığını öğrenince hem ‘jung’a kızar hem de üzülür.. ‘kropotkin, nietzsche ve kafka’ gibi düşünürlerin büyük etkisinde kalmış ‘otto gross’ yine tarih sahnesinde pek önem verilmemiş kokainman, ayyaş birisi olarak görülmüştür.. halbuki ‘spielrein’ gibi incelenmesi gereken şahsiyetlerden birisidir.. ‘vincent cassel’ bu filmde ‘otto gross’u canlandırması tekli edildiğinde çok heyecanlanmış ve seve seve teklifi kabul etmiştir.. zaten filmde sergilediği performansla ne kadar isteyerek ve severek bu rolü canlandırdığını görüyorsunuz.. </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-large wp-image-8641" title="a dangerous method-34" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/a-dangerous-method-34-500x332.jpg" alt="" width="500" height="332" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-large wp-image-8642" title="a dangerous method-26" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/a-dangerous-method-26-500x332.jpg" alt="" width="500" height="332" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-large wp-image-8659" title="a dangerous method-32" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/a-dangerous-method-32-500x330.jpg" alt="" width="500" height="330" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>filme geri dönersek bu film ‘david cronenberg’in en iyi filmlerine yaklaşan bir film değil kesinlikle.. bunu peşin peşin yazayım da sonra bir hayal kırıklığı yaşamasın kimse.. ‘cronenberg’in  diğer filmlerinin karanlık, şiddet dolu ortamlarına karşın bu film bembeyaz, parlak, aydınlık bir atmosferin hakim olduğu ve tertemiz bir hijyen bir dünyanın sunulduğu bir film.. tabii bu film ‘cronenberg’in diğer filmlerinin aksine bir dönemsel film.. ‘spider’ ile ‘naked lunch’ hariç diğer filmleri genelde günümüzde ya da zaman kavramının pek önemli olmadığı filmlerdi.. oysa bu film 1900’lü yılların başında ‘freud-jung-spielrein’ üçlüsü arasında başlayan ve ‘otto gross’un da bu ilişkiye dahil olmasıyla birlikte daha da karmaşık bir hal alan ilişkiyi konu alan bir dönem filmi.. diğer karmaşık, karanlık ‘cronenberg’ filmlerine karşın bu film oldukça yalın ve sade bir film..</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-8644" title="a dangerous method-28" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/a-dangerous-method-28.jpg" alt="" width="482" height="298" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-large wp-image-8645" title="cronenberg-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/cronenberg-12-500x330.jpg" alt="" width="500" height="330" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>filmin senaryosu ‘john kerr’in ‘a most dangerous method’ (çok tehlikeli bir yöntem) adlı romanından uyarlanmış.. christopher hampton tarafından senaryolaştırılan ama önce tiyatroya uyarlanmış, sonra da ‘cronenberg’ ve ‘hampton’ tarafından sinemaya kazandırılmıştır.. filmin adının ‘a dangerous method’ yani ‘tehlikeli yöntem’ olmasına rağmen yine ülkemizin garabetlerinden birisi olan film adlarının abuk sabuk türkçeye çevrilmesinden nasibini almış ve ‘tehlikeli ilişki’ olarak vizyona girmiştir.. </strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>büyük beklentilere girmeden izlemeniz gereken bir film bu.. en azından ‘cronenberg’in dilindeki değişikliği görmek için bile izlenebilir.. tabii ‘keira knightley’ ve ‘vincent cassel’in muhteşem oyunculuklarını izleme fırsatının yanında ‘viggo mortensen’ hayranlarının da kaçırmaması gereken bir film aynı zamanda.. psikoloji ve psikanalizle ilgilenenler içinse mutlaka izlenmesi gereken bir yapım..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>performansı hakkında o kadar yazdık çizdik, o halde bu yazıyı da filmde ‘otto gross’u canlandıran ‘vincent cassel’in repliğiyle bitirelim :</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>&#8216;hiçbir zaman hiçbir şeyi bastırma..&#8217;</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: x-large;"><strong>Crockett..</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8633/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘ateşli bir sevi gibi yeşeriverdi, acılanarak ateşini seyre dalan bu kin..’ – CESARE PAVESE</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8628</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8628#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 19:47:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Tadımlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8628</guid>
		<description><![CDATA[DÜŞÜN SONU (FINE DELLA FANTASIA)   Yeniden başlayamaz artık bu gövde. Gözlerine dokunulduğunda, bir yığın toprağın canlılığını duyar biri. Tan ağartısında da kendini susturamayan topraktır o. Ölü bir gövdedir, o birçok yeniden uyanıştan Kalan ama.   Her gün yaşama başlayacak gücümüz yok -Toprağın önünde, suskun bir gök altında- bir yeniden uyanışı bekleyerek. Şaşırıyor biri bunca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>DÜŞÜN SONU </strong><em>(FINE DELLA FANTASIA)</em></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Yeniden başlayamaz artık bu gövde.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Gözlerine dokunulduğunda, bir yığın toprağın</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>canlılığını duyar biri. Tan ağartısında da</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>kendini susturamayan topraktır o.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Ölü bir gövdedir, o birçok yeniden uyanıştan</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Kalan ama.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Her gün yaşama başlayacak gücümüz yok</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>-Toprağın önünde, suskun bir gök altında-</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>bir yeniden uyanışı bekleyerek. Şaşırıyor biri</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>bunca yoruculuğuna tan ağartısının. Bir iş</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>yerine getiriliyor bu yeninden uyanışlar içinde.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Ama sadece ileriki bir işe heyecan yüklemek</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>ve toprağı bir kez uyandırmak için yaşıyoruz.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Ve kimi kez oraya erişip, sonra bizle birlikte</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>suskunluğa dönüyor.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Kımıldanmazdı yüz hafifçe dokunsaydı el</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>-Yaşayan el duyuyor dokunulan yaşamı-</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Bu soğuk, tan ağartısında donan toprağın</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>soğuğu değilse gerçekten, belki de bir yeniden uyanıştır.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Ve tan ağartısında susan varlıklar</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>sözcükler söylerler yine. Ama elim titriyor.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Ve tüm varlıklar kımıltısız ele benziyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Bir zamanlar kuru bir acı</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>ve ışığın kasılmasıydı tan ağartısında uyanmak.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Ama yine de bir özgürlüğe kavuşmaydı.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Toprağın verimsiz sözcüğü kısa bir an sevinçliydi.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Ve yine oraya dönmekti ölüm. Şimdi, toprağa</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>dönmeyen gövde birçok yeniden uyanıştan kalanı bekliyor.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Ondan söz etmiyor kaskatı dudaklar da. (1933)</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>CESARE PAVESE</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-large wp-image-8629" title="pavese-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/pavese-12-500x346.jpg" alt="" width="500" height="346" /></span></p>
<p><span style="font-size: large;">  </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>SONRA </strong><em>(DOPO)</em></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Yağmur sessizce ıslatıyor uzayıp giden tepeyi</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Evlerin üstüne yağıyor : daracık pencere</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>dipdiri, çırılçıplak bir yeşille doldu.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Benimle birlikte uzanmıştı sevgili : pencere boştu,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>hiç kimse bakmıyordu, çırılçıplaktık.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Yürüyor şimdi yolda onun gizemli gövdesi</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>adımlarının yumuşak uyumuyla; yağmur iniyor,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>bitkin ve hafif o adımlar gibi.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Görmüyor sevgili, çıplak tepeyi</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>yağmurun dinginliğindeki; geçiyor yoldan</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>insanların ona dokunduğunu bilmiyor.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Akşama doğru</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>soluyuşları duyuluyordu pencerede</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>tepeyi saran sis bulutlarının. Yol şimdi</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>bomboş, ıpıssız; yaşanmışlığı var</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Kopkoyu gövdesinde bu yalnız tepenin.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Uzanmıştık bitkin, iki gövdenin ıslaklığında</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>dingin her biri diğerinin üzerinde.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Yolda gezinmek bir sevinçtir</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>diri renklerin ve ılık güneşin yumuşacık</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>akşamında tadarak gövdenin</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>içe yayılmış anılarından birini.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>İki gövdenin de unuttuğu arı bir tansık;</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>yaşam var biraz herkesin sesinde</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>yollardaki yapraklarda, kadınların uyuşuk adımlarında.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Ve aşağıda bir yolun dibinde bulmak</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>evlerin arasındaki tepeyi, ve ona bakıp</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>düşünmek sevgilinin de birlikte baktığını</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>daracık pencereden.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Karanlığa gömülü çıplak tepe</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>ve mırıldanan yağmur. Burada değil kendisiyle</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>birlikte yumuşak gövdesini ve gülümseyişini</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>götüren sevgili. Ama yarın tan ağarırken</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>yıkanmış göğün altında yola çıkacak</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>adımlarının hafifliğinde. Karşılaşabileceğiz, isteyerek. (1934)</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>CESARE PAVESE</strong></span><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc;"><em><span style="font-size: large;">‘SEÇİLMİŞ ŞİİRLER..’ , CESARE PAVESE, İtalyancadan Çeviri : ALP DENİZAŞAN, KALAMIŞ Yayıncılık, 95 Sayfa, basım tarihi kitapta bulunmuyor..</span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff99cc;"><em><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-large wp-image-8630" title="cesare pavese-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/cesare-pavese-12-338x500.jpg" alt="" width="338" height="500" /> </span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8628/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘yaşamak öldürür..’</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8621</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8621#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 19:38:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Tadımlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8621</guid>
		<description><![CDATA[  &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#8220;- intihar dükkânı, buyurun.. üstünde kan kırmızısı renginde bir gömlek bulunan madam ‘tuvache’ telefonu kaldırıyor ve beklemesini istiyor karşı taraftan : ‘ayrılmayın mösyö..’ diyor ve bu arada sıkıntıdan ağzı yüzü birbirine girmiş bir kadın müşteriye parasının üstünü veriyor.. kadın elinde çevreye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-8622" title="jean teule-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/jean-teule-12.jpg" alt="" width="457" height="368" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>&#8220;- intihar dükkânı, buyurun..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>üstünde kan kırmızısı renginde bir gömlek bulunan madam ‘tuvache’ telefonu kaldırıyor ve beklemesini istiyor karşı taraftan : ‘ayrılmayın mösyö..’ diyor ve bu arada sıkıntıdan ağzı yüzü birbirine girmiş bir kadın müşteriye parasının üstünü veriyor.. kadın elinde çevreye zarar vermeyen bir kâğıt torbayla gidiyor.. kâğıt torbanın bir tarafında intihar dükkânı yazısı var.. öbür tarafında ise şu yazı okunuyor : hayatta başarılı olmadınız mı.. bize gelin, ölümünüzü başaracaksınız.. ‘lucréce’ kadın müşteriyi selamlıyor : ‘elveda, madam’ sonra tekrar telefonu alıyor eline :</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>- alo.. siz misiniz mösyö ‘çang..’ tabii ki hatırladım sizi : ip, bu sabah,değil mi.. siz.. bizi mi istiyorsunuz.. duyamıyorum (müşteri cep telefonundan konuşuyor büyük olasılıkla).. bizi cenazenize mi davet ediyorsunuz.. ah, çok naziksiniz.. ama ne zaman cenaze.. ip boynunuzda mı.. o zaman, bugün salı, yarın çarşamba.. yani tören perşembe günü olur.. ayrılmayın, eşime sorayım..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><span style="font-size: large;"><strong>..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>- birçok insan acemilik ediyor.. biliyor musunuz, yüz elli bin insan intihara teşebbüs ediyor ve yüz otuz sekiz bini başarılı olamıyor.. ve bu insanların çoğu daha sonra tekerlekli sandalyeye mahkûm olarak yaşıyor, yaşam boyu sakat kalıyorlar, halbuki bizde.. bizim intiharlarımız garantilidir.. ölüm ya da para geri verilir.. haydi, haydi, pişman olmayacaksınız bu alışverişten, sizin gibi bir atlet.. derin bir nefes alıyorsunuz ve hop, iş bitiyor.. ayrıca her zaman şunu söylerim, insan bir kez ölür, unutulmaz bir an olması gerekir..</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #00ff00; font-size: large;"><strong>‘vefat nedeniyle açığız..’ giriş kapısında dışarıya dönük olarak asılmış olan ve bir vantuzla tutturulan küçük ilanın yazılı olduğu levha çıngırak çaldığında oynuyor.. kapı çerçevesinin üst kısmında küçük bir çan gibi duran demir çubuklardan oluşan küçük bir iskeletten bir ‘requiem’in ölüm notaları dökülüyor.. ‘lucréce’ başını çeviriyor ve bir genç kızın içeri girdiğini görüyor :</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ff00; font-size: large;"><strong>- sen büyük değilsin ki.. kaç yaşındasın.. on iki, on üç..</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ff00; font-size: large;"><strong>- on beş.. diyor ve yalan söylüyor yeniyetme.. zehirli şeker isteyecektim madam..</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ff00; font-size: large;"><strong>- ah, şeker.. şekerler.. ne güzel düşünüyorsun.. öldüren şekerlerimiz bizim, tek bir tane alabilirsin.. sınıftaki bütün arkadaşlarına dağıtacak değilsin herhalde.. ‘montherlant’ lisesini ya da ‘gerard de nerval’ kolejini yok edecek halimiz yok.. diye devam ediyor ‘lucréce’ ve şeker dolu bir kavanozun kapağını açıyor bir yandan da.. tabanca mermisi gibi bunlar, tek tek satılıyor.. beynine  bir mermi atan ikincisine gerek duymaz.. bir kutu istiyorsa  başka bir niyeti vardır.. bizim işimiz katil üretmek değil tabii ki.. hadi bakalım, tercihini yap.. ama iyi yap çünkü bu kavanozda sadece iki şekerden biri ölümcül.. yasalara göre çocuklara bir şans bırakılması gerekiyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ff00; font-size: large;"><strong>gencecik kız tereddüt ediyor, bir yanda kâğıt ambalajlı öldüren mistral (karayel) çikletleri ve thanatos (ölüm) şekerlemeleri – içinde, yavaş yavaş öldürdüklerinden uzun süre yalanması gereken sarı, yeşil ya da kırmızı mayhoş şeker bulunan yarı kabuklu yumuşakçalar.. pencerenin önünde büyük kâğıt külahlar : erkek çocuklar için çok hoş, mavi renkli ve kız çocuklar için pembe renkli.. yeniyetme kız tercih yapamıyor, sonunda bir tane öldüren mistral alıyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ff00; font-size: large;"><strong>- niçin ölmek istiyorsun.. diye soruyor annesinin yanında oturan ve defterine kocaman güneş resimleri çizen küçük ‘alan..’</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ff00; font-size: large;"><strong>- çünkü hayat yaşama zahmetine değmiyor, diye karşılık veriyor aşağı </strong></span></p>
<p><span style="color: #00ff00; font-size: large;"><strong>yukarı kendisiyle aynı yaşta olan kız..”</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: x-large;"><strong>JEAN TEULÉ</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc;"><em><span style="font-size: large;">‘İNTİHAR DÜKKÂNI’ , JEAN TEULÉ, Çeviri : İSMAİL YERGUZ, SEL Yayınları, Aralık 2011, 140 Sayfa..</span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff99cc;"><em><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-full wp-image-8625" title="intihar dukkanı-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/intihar-dukkanı-121.jpg" alt="" width="268" height="377" />  </span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8621/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

