<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AYLAK ADAMIZ</title>
	<atom:link href="http://www.aylakadamiz.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aylakadamiz.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2012 10:03:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>BALİNA</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/9368</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/9368#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 10:03:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=9368</guid>
		<description><![CDATA[Göğü gördüm imkâna tutuldum düşü sevdim dalıp çıkmalarım ‘orda bir şey’e dönüktü kaç kez bir şey, başka bir şey sıçradım hem yittim hem belirlendim derin durdum, teknenin altına girdim sarstım sarsıldım vuruşun gitgide usta vuruşuydu sustum düşe düştüm senin mi kan, yaralarımdan mı hey kaptan ne balinayım ben şimdi inadı içinde ne senin mavi balinan. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>Göğü gördüm imkâna tutuldum düşü sevdim</strong></span></p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>dalıp çıkmalarım ‘orda bir şey’e dönüktü</strong></span></p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>kaç kez bir şey, başka bir şey</strong></span></p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>sıçradım hem yittim</strong></span></p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>hem belirlendim</strong></span></p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>derin durdum, teknenin altına girdim</strong></span></p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>sarstım</strong></span></p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>sarsıldım vuruşun gitgide usta vuruşuydu</strong></span></p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>sustum düşe düştüm</strong></span></p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>senin mi kan, yaralarımdan mı</strong></span></p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>hey kaptan</strong></span></p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>ne balinayım ben şimdi inadı içinde</strong></span></p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>ne senin mavi balinan.</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>GÜLTEN AKIN..</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>‘Uzak Bir Kıyıda.. Toplu Şiirler-III..’ GÜLTEN AKIN, YKY Yayınları, Ekim 2004, 145 Sayfa..</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><img class="alignleft size-full wp-image-9370" title="gülten akın-1" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/05/gülten-akın-11.jpg" alt="" width="295" height="475" /> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/9368/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet Ada&#8217;nın Yeni Şiir Kitabı &#8220;Uçurum Otu&#8221; çıktı!</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/9364</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/9364#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:46:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=9364</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet Ada üretken bir şair. Yeni şiir kitabı &#8220;Uçurum Otu&#8221; geçtiğimiz ay (Nisan 2012) Artshop yayınları tarafından yayımlandı. Kitapta yer alan şiirlerin ilk kez kitap bütünlüğü içerisinde okurla buluştuğunu, büyük çoğunluğunun dergilerde yayımlanmadığını belirtelim. Kapak tasarımı ve baskı kalitesiyle de göz dolduran kitap &#8220;Göl ile kuğu&#8221;, &#8220;Lirik şiirler, liedler&#8221;, &#8220;Deniz, o kocaman tanıdık bahçe&#8221; ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Ahmet Ada üretken bir şair. Yeni şiir kitabı &#8220;Uçurum Otu&#8221; geçtiğimiz ay (Nisan 2012) Artshop yayınları tarafından yayımlandı. Kitapta yer alan şiirlerin ilk kez kitap bütünlüğü içerisinde okurla buluştuğunu, büyük çoğunluğunun dergilerde yayımlanmadığını belirtelim. Kapak tasarımı ve baskı kalitesiyle de göz dolduran kitap &#8220;Göl ile kuğu&#8221;, &#8220;Lirik şiirler, liedler&#8221;, &#8220;Deniz, o kocaman tanıdık bahçe&#8221; ve &#8220;Yeni Şiirler&#8221; adlı dört ayrı bölümden oluşuyor. Kitapta yüz doksan şiir yer alıyor.</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Kitaptan bir şiir:</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Göl ile kuğu</span></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Kuğu ne biliyor kurdun öldüğünü?</span></em></p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Dağda değil düzde, göl kenarında</span></em></p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Kuğuyla kim yaşamış o büyük serüveni</span></em></p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Yurdunun denizlerinde, toprağında, taşında</span></em></p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Kavaklar, yalın salkımsöğütler, vişne ağaçları</span></em></p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Titrerken rüzgârda, olağanüstü güzellikteki kuğu</span></em></p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Beyazlar giyinmiş yeryüzü gelini</span></em></p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Savaş görmemiş, sürgünü bilmez</span></em></p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Bu dağ gölünde, şu kavaklardan ötede</span></em></p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Ne yapar, kim biliyor?</span></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Cehennemî sayrılıktan sonra geldiğim</span></em></p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Bu dağ oteli, bu beyaz kuğu</span></em></p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Bilmiyor geri dönmeyeceğimi.</span></em></p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Bilmiyorum, ölür müyüm kalır mıyım</span></em></p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Büyük şiirini yazmadan Göl ile Kuğu’nun</span></em></p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Saf dizelerini, bakarak sessizliğine eğreltiotunun</span></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Bilmiyorum, dokunmak yeter mi dünyaya?</span></em></p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Bir başıma kaldığımda ferahlıyorum</span></em></p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: large;">Düşünüp kurdun öldüğünü</span></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><span style="color: #00ccff; font-size: x-large;">Ahmet Ada</span></em></p>
<p><em></em></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>‘Uçurum Otu..’ , Ahmet Ada, Artshop Yayınları, Nisan 2012</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><img class="alignleft size-full wp-image-9365" title="ahmet ada - ucurum otu-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/05/ahmet-ada-ucurum-otu-12.jpg" alt="" width="301" height="448" /> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/9364/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kenanım&#8217;a : &#8216;zaten bizim kahkahalarımız karşısında kim bozguna uğramadı ki..&#8217;</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/9354</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/9354#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:01:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar : 'Crockett']]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=9354</guid>
		<description><![CDATA[‘yine yollardayım günlerdir.. yalnız başıma.. bir başıma.. tek başıma.. seninle yollara alışmıştım.. senin sesine.. okuduğun şiirlere.. kahkahalarımıza.. ama şartlar elvermedi beraber  çıkamadık son yolculuklara.. ama sen yine de yanımdaydın hep kenanım.. gittiğimiz yolların her metresindeki anılar canlanıyordu geçtiğim her yerde.. bazen dalıyordum, gözlerim açıkken uyuyordum ama sen birden yanımda kahkahanla ortaya çıkıveriyordun yine.. hemen kendime [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘yine yollardayım günlerdir.. yalnız başıma.. bir başıma.. tek başıma.. seninle yollara alışmıştım.. senin sesine.. okuduğun şiirlere.. kahkahalarımıza.. ama şartlar elvermedi beraber  çıkamadık son yolculuklara.. ama sen yine de yanımdaydın hep kenanım.. gittiğimiz yolların her metresindeki anılar canlanıyordu geçtiğim her yerde.. bazen dalıyordum, gözlerim açıkken uyuyordum ama sen birden yanımda kahkahanla ortaya çıkıveriyordun yine.. hemen kendime bir tokat atıyor ve kahkahaya eşlik ediyordum..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘bebe’ çalıyor.. senin bildiğin dilde ispanyolca söylüyor.. bizim ‘lhasa’ gibi söyleyemese de kadife gibi yumuşacık sesinin içine alıyor beni.. ‘denizin yumuşak sesi hep ben de kalacak’ diyor ve ben yol alıyorum umutsuzluklarım içinde.. yollar akıyor önümde.. tekerlerimin altında eziyorum dünyayı ve hep kaçıyorum.. son zamanlarda fark ettim ki kaçtığım umutsuzluklarım değil kendimmiş..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>ama bil ki bu mutsuzluklarım ve umutsuzluklarıma son iki senedir direnebildiysem bu senin sayendedir.. anlamsızlığımın içinde boğulup gitmeme izin vermedin..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>en umutsuz anımda bir gece yarısı çıkıp geldin elinde çiçekler ve kahkahalarınla.. nasıl da gülüp kırılmıştık gözyaşlarımız arasında..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>kadıköy’ün sokaklarını sabahın erken zamanlarında az mı uyandırdık  yine kahkahalarımızla.. küf kokulu dükkanlarda ‘oza’ya ya da ingeborg’a rastladığımızda yaşadığımız sevinci, çığlıklarımızı senle benim dışımda kim anladı ki be kenanım..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>st. simon’un tepesinde sarı bıyıklı bekçiye rağmen güneşi batırdığımızda, tuz gölünü karşıdan karşıya yürüyerek geçtiğimizde kalbimiz beraber ve tek atıyordu..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>bolu gölcük’te suyun sesini dinlerken bana ‘elio vittorini’den ‘sicilya konuşmaları’nı okurken ben nedense umutsuzluklarıma gömülüp senin omzuma elini koyup ‘hadi yürünecek daha çok yolumuz var‘ deyişinle hayata dönüyordum..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘musa dağında’ pilotun yerinde ‘mor dağların yalanı emrecan’dan büyük ve ölümcül ‘sırrı’ dinlerken attığımız kahkahalar dağın yamaçları arasında yankılanıp derin vadide kaybolurken yüreklerimiz yine bir atıyordu..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>iki yüz kilometre hızla bolu dağlarından aşağıya inerken sesinde hayat bulan ‘ingeborg bachman’ bu kez kalplerimizde atıyordu.. bizim ikimizden başka kimse anlayamamıştır ‘ingeborg bachman’ı ve ‘ama biz nerede yoksak orada gece var..’ dizesini..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>gecenin bir yarısı varılan antakya’nın ayazında ısınmak için aynı yatakta beş kat örtünün altında sabaha kadar kahkaha atarak ‘he ya he ya he ya’ deyip ısınmaya çalışmamız ve herkesi anışımız.. yazacak daha o kadar çok şey var ki..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>bilmeni isterim ki son iki sene sen olmasaydın ben çoktan kaybolmuştum hiçliğimin derin sularında.. 1996’dan beri olan dostluğumuzun bu son iki senesi tüm hayatıma bedeldir kenanım ve sensiz geçen tüm vakitler benim için yaşanmamıştır.. bugün doğum günün diye içimdekileri biraz dökeyim dedim.. iyi ki varsın, iyi doğmuşsun kenanım..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>şimdi ikimizin yürekleri ‘gelecek uzun sürer’de dağların tepesine nefes nefese dört nala koşup çıkan o siyah atın yüreğinde atıyor ve sonsuza kadar orada atacak bizler nerede olursak olalım..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>ve son olarak bütün kötüler kahkahalarımızdan korksun diyorum.. daha önce de senin için yazmıştım yine yazıyorum : zaten bizim kahkahalarımız karşısında kim bozguna uğramadı ki..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>iyi ki doğdun kenanım..’</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: x-large;"><strong>Crockett..</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: x-large;"><img class="alignleft size-large wp-image-9356" title="st simon - 20" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/05/st-simon-20-500x284.png" alt="" width="500" height="284" /> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: x-large;"><img class="alignleft size-large wp-image-9357" title="st simon - 22" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/05/st-simon-22-500x281.png" alt="" width="500" height="281" /> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/9354/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>REMBRANDT ve ÇAĞDAŞLARI SERGİSİ</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/9350</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/9350#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2012 09:46:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar : 'Skycell']]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=9350</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul’da sergileri gezmek çok zevkli olduğu kadar zaman da gerektiren bir durum. Önceden haftalık gezi programınızı yapmanız gerekiyor. Hele bir de birkaç kişi iseniz, herkesin hemfikir olacağı bir günde anlaşmak gerekli. Deniz yoluyla boğazdan kıtalar arası bir geçiş yaparak Felemenk ressamları tanımak, o zamanlara yolculuk yapmak ve günümüzdeki anlayışla o zamanı karşılaştırmak bu gezinin özünü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ffffff;"><strong><span style="font-size: large;">İstanbul’da sergileri gezmek çok zevkli olduğu kadar zaman da gerektiren bir durum. Önceden haftalık gezi programınızı yapmanız gerekiyor. Hele bir de birkaç kişi iseniz, herkesin hemfikir olacağı bir günde anlaşmak gerekli. Deniz yoluyla boğazdan kıtalar arası bir geçiş yaparak Felemenk ressamları tanımak, o zamanlara yolculuk yapmak ve günümüzdeki anlayışla o zamanı karşılaştırmak bu gezinin özünü oluşturuyordu.</span></strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><strong><span style="font-size: large;">Sabancı Müzesi’nin bulunduğu Emirgân’daki Atlı Köşk başlı başına gezilmesi gereken bir yer. Hem konumu hem düzenlemesiyle harika bir seyir terası aynı zamanda.  İyi ki sanata meraklı ve teşvik eden iş adamlarımız var. Aslında Rembrandt Sergisi’ni gezerken yapılan resimlerden yine iş adamları sayesinde bu güzelliklerin ortaya çıktığına şahit oluyorsunuz. O dönemde de ticaret yoluyla zengin olan kişiler, bir prestij gösterisi olarak ailesinin veya kendisinin portlerini yaptırmış. Kimisi güpür kıyafetleriyle muhteşem salonlarında poz verirken kimisi de doğa resmetmek konusunda ünlenmiş ressamlara doğal ortamda pozlar vermiş.  Ancak hepsi de bir fotoğraftan daha gerçekçi ve o anki ruh hallerini hissediyorsunuz.</span></strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><strong><span style="font-size: large;">Vincent Van Gogh’un kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplarda da Rembrandt hayranlığına sık sık şahit olursunuz, Rembrandt için şöyle diyor;</span></strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><strong><span style="font-size: large;">‘Gauguin ile ikimiz, Delacroix, Rembrandt, vs. üstüne uzun uzun konuştuk. Tartışmalarımız <em>korkunç elektrikli</em>, tükenmiş bir elektrik akümülatörü kadar bitkin oluyor kafalarımız kimi kez, bu tartışmaların sonunda… Bir büyünün ortasında gibiyiz. Çünkü,  Fromentin’in de çok iyi dile getirdiği gibi, Rembrandt her şeyden çok bir büyücüdür.</span></strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><strong><span style="font-size: large;">Bunu, Rembrandt’ı öylesine seven ve izini süren Hollandalı dostlarımız de Haan ve Isaacson’la ilgili söylüyorum sana, üçünüzü de araştırmalarınızı sürdürme konusunda yüreklendirmek için…</span></strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><strong><span style="font-size: large;">Bu konuda cesaretiniz kırılmamalı.’</span></strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><strong><span style="font-size: large;">Van Gogh ve Rembrandt’da yaşadıkları süreçte ne kadar değerli resimler yaptıklarının farkında olarak sanatlarını ortaya koyup geliştirmişler ve hiç durmaksızın içsel enerjiyle çalışmışlar. Ara sıra para kaynağı yaratmak için kendi ifadeleriyle çok sanatsal olmasa da resim yaptıkları olmuş. Van Gogh’un kendi anlatımıyla ev sahibi için yaptığı resim ve postacının portresi böylelikle ortaya çıkmış. Ressamların tablolarını yaparken içinde bulundukları ruh hallerini anlamak için tabloların hikayelerine de ulaşmak gerekli. Bu da her zaman pek mümkün değil, oysa Vincent iyi yazarlığıyla bu yönde de bir armağan bırakmış. Her bir tablosunu yaparken içinde bulunduğu ruh durumunu, yaşamını ve hislerini size tekrar yaşatıyor. Bu da sanatına bütünsel yaklaşım gibi.</span></strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><strong><span style="font-size: large;">Felemenk ressamlar dönemlerinde sadece zenginleri resmetmek ile kalmayıp, toplum yararına da resimler yapmışlar. Halk yaşamından örnekler vererek ve bazı özlü sözlerle dikkat çekmek için. Böylelikle o zamanki zenginlerin hayatına dair bilgi sahibi olurken, halkın yaşantısına da dahil oluyorsunuz. Sanat toplum içindir ilkesini destekler gibi.  Sadece zevk vermekten çok, öğretici de oluyor.</span></strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><strong><span style="font-size: large;">Sergiden kazanımlar,  görsellik dışında şu bilgilendirme notu oldu. Bugünlerde sanata karşı bir çekişme söz konusuyken tam da yerini bulan cümleler…</span></strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><strong><span style="font-size: large;">FARKLILIĞA SAYGI (A MELTING POT*)</span></strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><strong><span style="font-size: large;">Felemenk Cumhuriyeti, artan refahı ve hoşgörülü ortamı sayesinde, Batı Avrupa içinde özenilen bir yerleşim yeri haline geldi. Çevre ülkelerden insanlar Felemenk kentlerine ve kasabalarına akın ettiler. Bunların kimi iş arayan insanlar, kimi de özgürce ibadet etmek için güney eyaletlerinden gelen Protestanlar ya da İspanya ve Portekiz’den gelen Yahudiler gibi gruplardı. Cumhuriyet resmen Protestan bir ülkeydi, ama Katolik, Yahudi ve başka inançlardan insanların ibadeti üzerinde pek az kısıtlama vardı.</span></strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><em><span style="font-size: large;">*Bu bilgi notunun İngilizce çevirisi ‘A Melting Pot’ olarak verilmiş, tam olarak Farklılığa Saygı değil ancak daha anlamlı. Erime potası, mecazi anlamı dışında, kimyada alaşım elde etmek için kullanılır. Her bir bileşik potada kendi özelliklerini kaybederek ve başka bileşiklerle birleşerek, yeni ve daha güçlü bir madde, alaşımı oluşturur.</span></em></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><strong><span style="font-size: large;">Sanat bir erime potası ise, sanatçılar da birer bileşik gibi keşfedilmemiş yeni alaşımlar yaratmak üzere var olurlar. Toplum yararına…</span></strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><strong><span style="font-size: large;"> </span></strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: x-large;"><strong>Skycell</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><strong><span style="font-size: large;"> </span></strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">SINIRLAR*</span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;"><em>küstüm çiçeğine ve hüsnüyusuf’umuza</em></span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;"> </span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">İnsanlar da ülkelere benziyor;</span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">Sınırları var, yüzölçümleri…</span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">Yasaları var, bayrakları, ilkeleri…</span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">Kimi dağlık bir arazidir,</span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">Kimi kıraç,</span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">Kimi bereketli…</span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">Kimi dardır, kimi engin göz alabildiğine.</span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">Kiminin sınırlarından pasaport denetimiyle girilebilir…</span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">Elini kolunu sallayarak geçebilirsin kiminden</span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">İçeri…</span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">Sonuçta ne küçümse insanları derim kızım,</span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">Ne de önemse gereğinden çok…</span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">Ama anlamaya çalış;</span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">Nedir sınırlarının varabileceği son nokta,</span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">Nedir ve ne kadar genişleyebilir</span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">Yüzölçümleri…</span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;"> </span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;">*Okul panosundan alınan bir yazı</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/9350/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peron 114</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/9347</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/9347#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2012 09:41:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar : 'Düşsel']]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=9347</guid>
		<description><![CDATA[Ölene dek hep o noktadayım. Otobüsten indiğim tam o noktada, tam orada. Seni terminalde bekleyen, heyecandan duvarlara yüzünü boyayan, gelen-giden yolcu kavramlarına uymayan burada ne işi olan yolcu modunda, tam bu noktada gelsende-gelmesende, sonsuzluğa neşeyle gülümsediğim tam burada. Zaten öyle bir geliş, öyle bir boyna sarılıştan sözederdim ki bir kaç meleği tarafıma bile çekebilirdim ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;"><strong>Ölene dek hep o noktadayım. Otobüsten indiğim tam o noktada, tam orada. </strong></span><br />
<span style="color: #ffffff; font-size: large;"><strong>Seni terminalde bekleyen, heyecandan duvarlara yüzünü boyayan, gelen-giden yolcu kavramlarına uymayan burada ne işi olan yolcu modunda, tam bu noktada gelsende-gelmesende, sonsuzluğa neşeyle gülümsediğim tam burada. </strong></span><br />
<span style="color: #ffffff; font-size: large;"><strong>Zaten öyle bir geliş, öyle bir boyna sarılıştan sözederdim ki bir kaç meleği tarafıma bile çekebilirdim ama değil işte. Terminalin kirli pencerelerinden yansıyan güneş öylece yüzümde damıtılıyordu ve söze hiç hacet yoktu.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;"><strong>Burada olacağım 114.ncü peronda. Ben ölene dek anlamayacak beni getiren otobüs nasıl bir belaya bulaştığını. Ben ölene dek anlamayacak insanlar burada ne beklediğimi. Yüzyılda bir &#8220;Metrodayım geliyorum&#8221; diye mesaj göndererek seninle metreleri, saniyeleri saymamı sağlayacaksın. Sonra bitecek senin için, boşluğuma gelecek ilkini tekrar eden ve aynı tadı veremeyen tüm sarılışların, ve hiç bana denk gelemeyeceksin. Seyretmek yandaşlarına katılacağım uzak bir köşeden, birbirlerine tüm ardlarını &#8220;o an için&#8221; sonsuza dek açan iki haylaz boynu, saçları, dudakları, kolları, ağırlıkları.. Sonra elele uzaklaşacağız sahneden, beni oracıkta bırakarak. Tersinden girdiğimiz ve çarpmak üzereyken kendimize geldiğimiz fotoselli kapı neşe içinde bizi &#8220;düşe&#8221; uğurlamak için orada olacak hep..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;"><strong>Mevsimler, insanlar, otobüsler doldur boşalt yaparak geçecek üzerimden. Bazen gelen-giden yolcuların olacak uğrayacaksın buraya, eski bizi göreceksin, bir damla düşecek Sur&#8217;a, İsrafil&#8217;in sol gözünden..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;"><strong>Kusursuz bir vuslat sahnesi tasarlamamıştık zaten, çift dingilli otobüsünü perona çekip halasının oğlunun getirdiği çakma havan purosunu yakan, terminalin sığacağı kadar geniş göbeğini sağ eliyle altından destekleyen otobüs şoförüne. Yine de keyif aldığını hissettiriyordu bıyıklarının burgusundan sarkan iğrenç gülüşü. Belki de sadece sarılışın kısmına takılı kalmıştı, bilemiyorum; ama heyecandan sırtından çıkmaya ramak kalan kalbini iki kolumla kapattığımı anımsıyorum silik silik..Ama yerimde olmak için notere gidip ruhunun satışını bana verebilecek rızada bakıyordu güzelliğine, farkında değildin.. Öyle ki içinde kalan son çocukta uçurumundan düşürdü elindeki elma şekerini, o an yapayalın kaldı dudakları arasında purosu, sandım ki..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;"><strong>Bugün ve her gün orada olacağım sevgili.</strong></span><br />
<span style="color: #ffffff; font-size: large;"><strong>Şimdi kalk ve oraya git sen de.</strong></span><br />
<span style="color: #ffffff; font-size: large;"><strong>Topla 114.ncü peronda biz kokan tüm cesetleri..</strong></span></p>
<div id="yiv1691990118">
<div id="yui_3_2_0_1_13368135211623953">
<div dir="ltr"> </div>
<div dir="ltr"><span style="color: #ffffff; font-size: x-large;"><strong>DÜŞSEL</strong></span></div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/9347/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SAHNE’DE KUKLA VAR!</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/9339</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/9339#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2012 09:29:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar : 'Herdem']]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=9339</guid>
		<description><![CDATA[Bahar bize yüzünü göstermek için ne kadar dirense de baharı karşılayan bir çok festival, etkinlik seyircisiyle buluştu bile!                         (Fotoğraf; İtalya’nın en önemli kuklacılarından Walter Broggini’nin oyununa ait. Ölmek isteyip bir türlü ölemeyen kuklanın acıklı güldürüsü) Bunlardan biri benimde heyecanla beklediğim en renkli ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><span style="color: #c0c0c0; font-size: large;"><strong>Bahar bize yüzünü göstermek için ne kadar dirense de baharı karşılayan bir çok festival, etkinlik seyircisiyle buluştu bile!</strong></span></p>
<p align="left"> </p>
<p align="left"><span style="color: #c0c0c0; font-size: large;"><img class="alignleft size-full wp-image-9342" title="kukla-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/05/kukla-121.jpg" alt="" width="420" height="292" /></span></p>
<p align="left"> </p>
<p align="left"> </p>
<p align="left"> </p>
<p align="left"> </p>
<p align="left"> </p>
<p align="left"> </p>
<p align="left"> </p>
<p align="left"> </p>
<p align="left"> </p>
<p align="left"> </p>
<p align="left"> </p>
<p align="left"><span style="color: #c0c0c0; font-size: large;"><strong>(Fotoğraf; İtalya’nın en önemli kuklacılarından Walter Broggini’nin oyununa ait. Ölmek isteyip bir türlü ölemeyen kuklanın acıklı güldürüsü)</strong></span></p>
<p align="left"><span style="color: #c0c0c0; font-size: large;"><strong>Bunlardan biri benimde heyecanla beklediğim en renkli ve sıra dışı festivallerden 15. Uluslararası İstanbul Kukla Festivali. 3-13 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek festivale katılımcılar için mybiletten bilet almalarının mümkün olduğunu da hatırlatalım. Sergiler ve film gösterimleri ile zenginleştirilmiş bir programın takipçisi olmanız şiddetle önerilir. Bu beni kesmez diyenlerdenseniz; workshoplara katılıp 2 boyutlu kukla yaratıcı olma şansınız da var! Sahne alacak ülkelerden bir kaçıysa şöyle; ABD, Fransa, Endonezya, Hollanda, Norveç, İsveç, İtalya, İspanya, Avusturya, Slovenya, Yunanistan</strong></span></p>
<p align="left"><span style="color: #c0c0c0; font-size: large;"><strong>Kukla denilince pek bir çağrışım yapmayan bir dönemde bir çoğu için ilk karşılaşma olacak. Zihinlerde siyasi bir jargonu, korku filmi nesnesi ya da bir şarkı, bir kitap adı olarak anımsanmanın ötesine geçmesi umuduyla!</strong></span></p>
<p align="left"><span style="color: #c0c0c0; font-size: x-large;"><strong>HERDEM</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/9339/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;ve bizim en güzel öldüğümüzdür bu; yaşamak&#8230;&#8217;</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/9336</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/9336#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 May 2012 09:17:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Sayıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar : 'Taflan']]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=9336</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;ağzımız koksun, ama koksun, biz iğrençliğe de varız yatalım, leş gibi yatalım, öylesine alıştığımız ki bu bir kumru bir kumruyu tamamlasın bir yılan, bir fare bir deliği kapasın bu sadece bu.. &#8220; Bir bahar günü en sevilen caddelerin birinde bom boş yürümek.. göz ucuyla süzülen vitrinlerde ucuz, indirimli bir şeyler bulup almak.. bir yanından tren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: large;"><em><span style="color: #ff0000;">&#8220;ağzımız koksun, ama koksun, biz iğrençliğe de varız </span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">yatalım, leş gibi yatalım, öylesine alıştığımız ki bu </span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">bir kumru bir kumruyu tamamlasın </span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span id="yui_3_2_0_1_13368135211623236" style="color: #ff0000;">bir yılan, bir fare bir deliği kapasın bu </span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">sadece bu.. &#8220;</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span></em><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span id="yui_3_2_0_1_13368135211623245" style="color: #ff0000;"><strong id="yui_3_2_0_1_13368135211623244"><em id="yui_3_2_0_1_13368135211623243">Bir bahar günü en sevilen caddelerin birinde bom boş yürümek.. göz ucuyla süzülen vitrinlerde ucuz, indirimli bir şeyler bulup almak.. bir yanından tren geçen, sedirli bir çay bahçesinde oturup, saatlerce gazete okumak.. telefonu kurcalamak.. acıkınca patatesli bir gözleme yemek.. bazen ıspanaklı.. peş peşe keyifli keyifli yudumlanan demli çayların eşliğinde saatleri devirmek.. zamanın farkında olmamak..<br />
bazen tüm bu sıradan yapılan şeyler sebebiyle gülümseyebilmek..<br />
evet, yavaşlık.. sıradanlık..</em></strong></span><span style="color: #ff0000;"><strong><em> Sadece BU..</em></strong><br />
</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><em><span style="color: #ff0000;">&#8220;iş edinmişim öyle kimsesizliği</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">kendimi saymazsam &#8211; hem niye sayacakmışım kendimi -</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">çünkü herkese bağlı, çünkü bir yığın ölüden gelen kendimi</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">konuşmak? konuşuyorum, alışmak? evet alışıyorum da</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">süresiz, dıştan ve yaşamsız resimler gibi.</span><span style="color: #ff0000;">.&#8221;<br />
</span></em><strong><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;"><em>Sesler.. hayatı, yaşamı anımsatan, çağıran sesler.. her kafadan çıkan sesler.. mutlu, mutsuz, acılı, sevinçli bazen ölümcül sesler.. ama, o sesleri duyamıyorum .. Kimse Yok muuu !! </em></span></strong><strong><span style="color: #ff0000;"><em><br />
</em></span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span></strong><em><span style="color: #ff0000;">&#8220;çok eski bir yerimdeyim, çürüyen bir yerimden geliyorum</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">öldüklerimi sayıyorum, yeniden doğduklarımı</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">anlıyorum, ama yepyeni anlıyorum bıktığımı</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">evlerde, köşebaşlarında değişmek diyorlar buna</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">değişmek</span><span style="color: #ff0000;">..&#8221;<br />
</span></em><strong><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><em><span style="color: #ff0000;">Bir film.. Bir replik.. </span><span style="color: #ff0000;">&#8220;Köyümüzde yaşlı bir bekçi vardı, Gece devriyelerinde bağırırdı: &#8220;Herşey yolunda. Herşey yolunda!&#8221; Biz de huzurlu bir şekilde uyurduk. Sonra bir gece, bir hırsızlık oldu. Ve öğrendik ki meğerse bekçi körmüş! O, &#8220;Herşey yolunda!&#8221; derdi, biz de güvende hissederdik kendimizi. O gün, bu kalbin ne kadar kolayca korkabildiğini öğrendim. Kandırmanız gerekiyor. Sorun ne kadar büyük olursa olsun, &#8220;Herşey yolunda.&#8221;</span></em></strong></span><br />
<span style="font-size: large;"><strong><span style="color: #ff0000;"><br />
</span></strong><em><span style="color: #ff0000;">&#8220;biz olmayan insanlarız, ya da çok kuşkuluyuz &#8211; böyle</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">nereden geldiniz, tam sizi soracaktım &#8211; böyle</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">biraz da soğuk almışım, biraz da içki, biraz da bahçe</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">yukarı çıkalım, hadi çıkalım, annem çay pişirir size</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">çünkü o bizim yukarda her zaman bir mavi olur</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">güneşler girer çıkar ellerinize..&#8221;</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span></em><strong><span style="color: #ff0000;"><em>Bir kitap.. bir aşkı anlatacak, okursam.. okuyamıyorum.. yüzümde aşka yabancı olma ifadesi.. aşk, bomboş bir park şimdi.. kimsesiz.. umutsuz.. sahici olmayan..<br />
</em></span></strong><strong><span style="color: #ff0000;"><br />
</span></strong><em><span style="color: #ff0000;">&#8220;işte bir sevgilinin bırakıp gitmesi üzerine</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">apışıp kaldığımız, yatıverdiğimiz yemekten sonra</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">saatin kaç olduğu &#8211; üstelik sorulmaz ki</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">sabaha kadar sabaha</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">uyuyup uyandığımız</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">bitmedi, diyorum bitmedi şaşkınlığımız.&#8221;</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span></em><strong><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;"><em>Doğduğumu hatırlıyorum.. sonra öldüğümü de .. çok oldu öleli.. ço</em></span></strong><span style="color: #ff0000;"><em><strong>k zor oldu ikisi de.. hep hatırlıyorsun.. hep hatırlıyorsun.. </strong><br />
</em></span><strong id="yui_3_2_0_1_13368135211623258"><br />
</strong><em><span id="yui_3_2_0_1_13368135211623257" style="color: #ff0000;">&#8220;biz ne garip şeyleriz ki; doluyuz, bazıyız, avuntuluyuz</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">ve bizim en güzel öldüğümüzdür bu: yaşamak</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">ben biliyorum, yalan mı, siz de biliyorsunuz.&#8221;</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span><span style="color: #ff0000;">Umutsuzlar Parkı/Edip Cansever</span><span style="color: #ff0000;"><br />
</span></em><strong id="yui_3_2_0_1_13368135211623258"><span style="color: #ff0000;"></p>
<p><span style="font-size: x-large;">&#8216;TAFLAN&#8217;</span><br />
</span></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/9336/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Metamorfoz</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/9331</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/9331#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 May 2012 16:53:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar : 'Düşsel']]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=9331</guid>
		<description><![CDATA[Babam 16 yaşına kadar deniz görmemiş bir çocukluk bıraktı bana. Kırık bir &#8220;Pinokyo&#8221; bisikletten gizlice bakarak kontra &#8220;BMX&#8221; bisikletlere özenmek sonra. Ekmeğe hep ben gittim, eve gelirken almayı unuttuğu sigarasını market raflarında aramaya da, ki cins bir marka sigara içerdi babam, bulmadan dönemezdim.. Tüm sınavlara yalnız gider, yalnız dönerdim; sıkı yönetim altında yaşayan annemin &#8220;sen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;"><strong>Babam 16 yaşına kadar deniz görmemiş bir çocukluk bıraktı bana. Kırık bir &#8220;Pinokyo&#8221; bisikletten gizlice bakarak kontra &#8220;BMX&#8221; bisikletlere özenmek sonra. Ekmeğe hep ben gittim, eve gelirken almayı unuttuğu sigarasını market raflarında aramaya da, ki cins bir marka sigara içerdi babam, bulmadan dönemezdim.. Tüm sınavlara yalnız gider, yalnız dönerdim; sıkı yönetim altında yaşayan annemin &#8220;sen yaparsın&#8221; okşayışları olurdu sadece sırtımda, her zaman da babamın sınava gireceğim okullarda önceden keşif yapmadığı içindir, iki saat erken giderdim, adres sora sora..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><span style="font-size: large;"><strong>Akşam ezanından sonra cinler, periler fink atardı bizim mahallede. Babam yalan mı söyleyecek ? Çıkmazdık top oynamaya, misket yuvarlamaya..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><span style="font-size: large;"><strong>Babam 16 yaşına kadar deniz görmemiş bir çocukluk bıraktı bana, yüzmeyi bilmem bu yüzden. Hiç babamın kollarında yatay durumda su yutmadım ben herhangi bir denizden, çocukken. Kullanılmış kitaplardan bana ait olmayan notlar ezberler, altını çizmediğim halde, kullanılmış orjinalinde altı çizik cümlelerle fikirler bilerdim inceden. Pijamayla girdiğim beden eğitimi derslerinde rezil olurdu babamın vurdumduymazlığı, oralı olmazdı bir süre sonra görüntü alışkanları. gerektiği kadar görmezden gelinirdi yanaklarımın mesken tutmuş kızıllığı. Çuvaldızla ayakkabı dikilmeyi abartırdı yırtıklarım, yeni modeller üretirdi annem dike dike ayakkabılarımı. Tabanları için yapabileceği pek fazla birşey yoktu da, iklimin ibne ılımanlığına kızmak gelirdi hep dışımızdan. Yağmuru da pek sevmem bu gibi sebeplerden..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><span style="font-size: large;"><strong>Uzak uzak okullarda okumak istemediğimi söylesemde, duyamayacak kadar dibimde olurdu babam. Yürüye yürüye, okul yollarında bıraktım çocukluğumun yarısını bu yüzden. Kahvenin önünden geçmem için yalvarırdı bazen yorgunluğum, yorgunluğum yüzünden yolu kısaltma zorundalığım, beni çağıran sesi hep görürdü beni geçerken. Giderdim mecbur, kulağımı uzatırdı saçma sapan bir gözünün üzerinde kaş var meselesi yüzünden. Bazen kafamla birleştiği yerden yırtılır, kanardı kulağım. Ama canım, annemin içi kadar acımazdı hiç..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><span style="font-size: large;"><strong>16 yaşının sonunda denizi görüp görmeyeceğime pişman oldum bir gün. Eşşek derisidir babamın kemeri, milim milim bilir çocukluğum.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><span style="font-size: large;"><strong>Bir kızı sever gibi oldum, başka bir liseden. Annem tanımak istedi, koynundan çıkarıp annem kokan 10 bin lira yol parası verdi, getireyim diye. Babam elimden parayı alıp, annemide benide berhudar eyledi yine kemeriyle.. Kız çok bekledi o gün biliyorum, çünkü ben de çok bekledim o günden sonra hep buluşma yerimizde. Hiç gelen olmadı dilenememiş özürlerin morluklarından öpmeye..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><span style="font-size: large;"><strong>Babam 17 yaşına kadar küfre esir bir çocukluk bıraktı, ölürken bana. Çok şey öğretti ama, gazete kağıtlarını banklarda yatarken üşümemek için koltukaltlarına tepmeyi mesela, acıktığından fırından ekmek çalmayıda, eski morlukların yeni ve farklı morluklara bağışıklık kazanmış olmasını ya da. Polislerle içli-dışlı, joplu-sopalı olmayı sonra. Hiç gelmeyen kadınlara morluklarını itinayla saklamayı da..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><span style="font-size: large;"><strong>Babamı kaybettim ben, üç ay önce hiç girmediği aramızdan ayrıldı, nasıl oluyorsa. Şimdi mezarına gidip gidip çiçeklerini, otlarını suluyorum, bildiğim bir kaç duayı ediyorum, bilmediklerimin üzerine basmıyorum. Babamı hiç kazanamadığım kadar kazandım şimdilerde, ölüp gerçekten benimle olduğu için kime minnet duymalıyım bilmiyorum. Tüm bağışlamalarımın ipini çözdüm, babamın ruhuna hediye ediyorum.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><span style="font-size: large;"><strong>Ve sanırım herşeye rağmen onu çok özlüyorum..</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ffffff;"><span style="font-size: x-large;"><strong>‘Düşsel’</strong></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/9331/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;senin düş çemberini engellemek içindir karşıda uzanan duvar..&#8217; &#8211; St. John Perse</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/9322</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/9322#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 May 2012 12:30:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar : 'Crockett']]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=9322</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; ‘aylak adamız’ beşinci yılına bensiz girdi.. sağ olsun reis ‘blackhawk’ güzel bir yazıyla o günü es geçmedi.. zaman su gibi akıp geçiyor.. daha dün gibi şu odada reis ‘blackhawk’ ‘aylak adamız’ fikrini ortaya atmış, odada bulunan altı yedi kişiden çoğu kafa bulmuştu.. şimdi biz ikimiz hepsiyle kafa buluyoruz.. hepsi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-large wp-image-9323" title="DSC09344" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/05/DSC09344-500x138.jpg" alt="" width="500" height="138" /></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘aylak adamız’ beşinci yılına bensiz girdi.. sağ olsun reis ‘blackhawk’ güzel bir yazıyla o günü es geçmedi.. zaman su gibi akıp geçiyor.. daha dün gibi şu odada reis ‘blackhawk’ ‘aylak adamız’ fikrini ortaya atmış, odada bulunan altı yedi kişiden çoğu kafa bulmuştu.. şimdi biz ikimiz hepsiyle kafa buluyoruz.. hepsi ‘oblomov’, hepsi karpuz büyütüyor.. lafa gelince varlar, çeneleri makine gibi çalışıyor ama icraata gelince fıslar.. bir el atın, bir iki kelime yazın, bir şeyler üretin, yaratın.. yok nerede o cesaret ve yürek.. bazıları da el attılar kenara çekildiler.. onlara daha da gıcığım.. kimisi de ‘ah ben de burada yazdım’ diyebilmek, hava atabilmek için yazdı birkaç yazı bastı gitti.. olsun biz yine buradayız, kırkı aşkın yazar kadromuzla kafamıza göre takılıyoruz..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘aylak adamız’ın doğum gününde burada olup ıslatabilmek isterdim aylak adamlarla.. ama yoktum yine yollardaydık.. son dört ayda on dokuz bin kilometreden fazla yol yapmışım tek başıma.. araba artık motor indirmeye hazırlanıyordu ki servise götürdüm son kaçışımdan önce.. servisteki kırıtık baylardan birisi ‘evet seksen binde gelmişiz, şimdi doksan bin kilometre bakımı yapacağız arabamıza’ diye hem konuşup hem  yazmaya başlayınca, ‘canım yüz bin kilometre bakımı olacak’ dedim.. adamın gözler faltaşı gibi açıldı.. </strong></span><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘nasıl yani’ diye sorunca ‘azmettik  yüz bini geçtik’ dedim.. ‘taksi olarak mı kullanıyorsunuz arabayı’ diye sordu, ‘yok, uzun yol aylaklık aracı’ olarak kullanıyorum dedim.. sırıtarak mal mal bakıp işlemlerimi yaptı.. sanırım dört ayda dünyanın etrafının yarısını dönmüşüm, kısmetse diğer yarısını da önümüzdeki dört ayda tamamlarım..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>şaka bir yana yolda olmak gayet güzel, insan kendini bile unutuyor yolda, arabayla bir vücut oluyorsunuz, arabanın bir aksamı gibi oluyorsunuz.. aslında arabanın beynisiniz.. siz olmasanız araba yürüyemez zaten..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>son yolculuğumda kafamı bayağı boşalttım.. dünyayla iletişimimi bir hafta tamamen kestim.. ne telefon, ne internet.. belli sayıda insanın bana ulaşabilmesi güzeldi.. bol bol ‘mor dağların yalanı emrecan’ ustayla dağ ova bayır dolandık durduk.. deniz kenarına gidip ‘akdeniz’in en mavi yerlerine gözlerimizi sabitleyerek saatlerce konuşmadan oturup dalgaların sesini dinleyerek tavşanlı biralarımızı yudumladık.. oralar hala esir edilmemiş yerler olduğundan ‘hop birader baksana burada içmek yassah, çekin arabanızı’ diyen ayılar yoktu.. zaten oralarda yerse yapsınlar böyle bir şeyi.. özgürlük güzel şey.. devletin insana ulaşamadığı yerler tek özgür yerlerdir dünyada.. öyle yerleri çok seviyorum..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>denizin kenarından sıkıldık mı basıyorduk ‘mor dağların yalanı emrecan’la ‘st. simon’a çıkıyorduk.. orası şimdilerde esir olmak üzere.. etrafını yüzlerce rüzgar gülü tabir edilen elektrik üreteçleri doldurmuş durumda.. manastırın etrafı bile çevrilmiş bunlarla, birinci dereceden tarihi yer olmasına rağmen.. bu devir paranın açamayacağı kapının olmadığı bir devir.. şansımıza manastıra koyulmuş bekçi murtaza kıvamındaki arkadaşa denk gelmedik bu gidişlerimizde.. insanın aklını alıyor siz manastırı dolaşırken ya da dinlenmek için bir kayanın üzerine çömelirken.. ‘hop o kayaya oturmayın..’ soruyoruz ‘niye bize zarar mı verir..’ el cevap : ‘yok o kaya numaralandırıldı, uydudan izliyorlar, bir milim oynarsa ben işimden olurum..’ ben de ‘sen boku yemişsin o zaman, en ufak bir depremde onlarca santim yer değiştirebilir bu kayalar’ deyince de sustu gariban arkadaşım.. ulan manastırın son doksan yılda anasını ağlatmışlar, her yerini hazine bulacağım diye delik deşik etmişler, bir sürü eseri çalmışlar, yağmalanmadık yeri kalmamış.. geriye sadece yüzlerce ton ağırlığında kayalar kalmış, devlet şimdi onun peşine düşmüş.. neredeyse tamamen yerle bir olmak üzere olan bu şaheseri restore edip yeninden eski günlerine kavuşturacaklarına kayaları saymışlar ve numaralandırmışlar.. vay be ne büyük ne muhteşem bir iş..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>bir haftalık son kaçışımdan sonra 1 mayıs günü sabaha karşı istanbul’a geldim.. iki üç saat kestirdikten sonra yataktan fırladım.. bugün büyük gündü.. emeğin günü.. her önemli gün gibi içi boşaltılmaya çalışılan, ‘emek’ özünden koparılmaya çalışılan büyük gündü.. yüzlerce insanın geçmişte katledildiği, yaralandığı, işkencelerden geçirildiği o anlamlı gündü.. tüm yorgunluğuma rağmen her sene yaptığım gibi yüzbinlerce emekçi kardeşimle birlikte olmak için hemen hazırlandım.. annem, babam, kardeşim gibi beni her daim arayıp, soran, merak eden kardeşlerim ‘kenanım, zaferim ve büyük reis blackhawk’la kadıköy iskelede buluşup vapura atladık.. karaköy’den geçen sene yaptığımız hatayı yapmayıp yokuştan istiklale doğru tırmandık.. sonra son sürat meydanların meydanı ‘taksim’e yollandık.. geçen sene yürüyüş güzergahı olmamasına rağmen sadece ‘aylak adamız’ pankartı arkasında biz yürümüştük burada binaları, kaldırımları sarsa sarsa.. bu sene ‘oblomov’lar ve artistler yüzünden böyle bir şey gerçekleştiremedik.. biz rahattayız, sıkıntımız yok.. kafalarına göre takılanlar düşünsün.. neyse alana vardık.. alan biz geldiğimiz sırada bile hınca hınç dolmuştu.. zaten alanın büyük bir kısmını geçen seneye göre gasp etmişlerdi.. çünkü katılımın rekor seviyede olacağını biliyorlardı.. ve nitekim diğer sarı sendikalar türk-iş ve hak-iş’in başka illere tüymesine rağmen gelmiş geçmiş en geniş katılımlı 1 mayıs oldu.. akşama ve ertesi gün medyaya baktım, özellikle yandaş medya mitinge katılımların başladığı ya da bitmesine yakın ki dağılım esnasındaki görüntüleri kullanmışlar ve verdikleri rakamlar otuz ila elli bin arasında değişiyor.. ‘yürrüyün’ anca gidersiniz.. yüreklerinizdeki korku taksimden duyuluyordu.. büyüyen toplumsal muhalefetin gücünü az göstermeye çabalayın siz ama meydanlar gün geçtikçe daha da kalabalıklaşıyor.. o çok sevdiğini söylediğiniz demokrasinin dikenleri bunlar ne yapacaksınız katlanacaksınız bre.. yüzbinlerin katıldığı kutlamalardaki ufak birkaç çapulcunun kırdığı birkaç camın görüntüsünü vererek kötüleyemezsiniz o alana gelenleri.. bir de hala ‘marx, engels, lenin’ takıntınız yok mu sizin ona daha çok bitiyorum.. ne kadar korkuyorsunuz bu adamlardan hala.. niye korkuyorsunuz ki.. yıkıldı gitti sosyalizm ve onun sakallı adamlarının düşünceleri.. öyle demiyor musunuz.. e neden hala bu kompleks ve korkunuz.. neden hala televizyonlarda ‘deniz’e, ‘che’ye, ‘castro’ya salya sümük vahşice saldırıyorsunuz.. siz kimsiniz arkadaşım.. sizi bir iki sene sonra kimse hatırlamayacak fakat onlar sonsuza kadar halkların yüreğinde yaşayacak ve hatırlanacaklar.. kıçınızı yırtsanız da o televizyonlarda ve dokunulmaz gazete köşelerinizde bu böyle olacak.. çatlayın patlayın.. bakın ne güzel kutlandı devlet uzaktan bakınca meydana.. devletin olmadığı yerde şiddet olmaz, anarşi olmaz.. nerede devlet var orada kaos oluşuyor.. çünkü devlet baba hemen ortaya çıkıyor ‘yassah hemşerim’ diyerek.. niye yasak lan niye.. ne, yasak olan ne.. işte yıllarca yasakladınız ne oldu.. seve seve verdiniz meydanı.. bak iki senedir oluyor mu bir şey.. olmuyor.. kırk elli kişilik gencin yaptığı saçmalık mı kaldı elinizde geyiğini yapacağınız.. yapın sabaha kadar yapın.. size malzeme çıktı işte.. ama tüm ülke gördü ki devlet uzaktan bakınca olay çıkmıyormuş.. bu kadar basit..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>bu seneki 1 mayıs ilginç görüntülere sahne oldu.. medyaya malzeme bol çıktı.. islamcı bir grubun 1 mayıs’a katılımı abartıldıkça abartıldı.. vay kardeşim ne büyük olaymış.. orada yüzbinlerce insan ve grup var, yüz kişilik grubun peşine takıldı adamlar.. daha önceki 1 mayıs ve protesto gösterilerinde solculara, işçilere saldıran zihniyetten bir grup imana gelip, özür dileyip 1 mayıs’a katılıyorlarmış, mış, mış.. hele arkalarına takılan ufak bir soytarı grup vardı yedi sekiz kişilik.. onlara kafa göz dalmamak için zor tuttum kendimi.. sivas katliamını meşru gören ve liderleri halen cezaevinde olan bu soytarı grubu da ellerine almış üç çaput parçası kıvamında pankart ve hapisteki liderlerinin resmi yedi sekiz kişi malum işaretlerini yapıp yürüyorlar.. garibim çakal carlos’un da mesajını poster yapıp taşımışlar.. ulan çakal carlos sizin yıllarca solcu kanıyla beslendiğinizi bilse suratınıza tükürürdü.. ama dört duvar arasında nereden bilecek.. neyse öndeki geniş katılımlı diğer islamcı grubun pankartları ve sloganları da kafa açacak cinstendi.. bizim grubun önünden geçerlerken her sloganlarına günaydın diye karşılık verdik.. gerçekten de günaydın.. hele ‘kula, kulluğa ve sömürüye hayır’ pankartları tam bir komediydi.. siz kulsunuz kardeşim nasıl hayır diyorsunuz buna.. öndeki pankartta ‘mülk allahın’dır yazmıyor muydu.. mülk nedir.. mülk dünyaysa, kainatsa siz de kulsanız nasıl kula kulluğa hayır.. ve daha nice komedi pankart ve slogan.. ‘hırsız müslüman istemiyoruz’ diye slogan atıyorlardı.. sanki dinin hırsızlıkla ilgisi var, her dinden, gruptan, topluluktan hırsız çıkabilir.. dinle ne alakası var.. ekonomik ve politik içeriği nedir bu sloganın.. neden bu kadar kapalı bir slogan kullanılıyor.. hırsızlar kim, açık açık söyleyin kardeşim.. korkuyor musunuz yoksa.. yapmayın.. stadyumlarda bazen bağırmayan ya da oturan seyircilere böyle koro halinde bağırırlar.. bunlar da ‘hırsız müslüman istemiyoruz&#8217; diye bağırıyorlar.. güya sol grupların gönüllerini okşayacaklar.. nitekim cılız da olsa alkışlayanlar oldu bu kafaları karışık grubu.. aramızda konuştuk, gelecek seneye faşistlerde katılırsa bu 1 mayıs’a hiç şaşırmayız diye.. gerçekten de öyle, kızıl rengi maviye çevrilmeye çalışılan 1 mayıs’ın içinin boşaltılmaya, anlamsızlaştırılmaya  çalışıldığı ortada.. yıllarca her alanda solcuların tepesine binmeye çalışan, üniversitelerde bugünlerde dahi solculara saldıran gruplar 1 mayıs alanına ellerini kollarını sallaya sallaya girdiler.. yüz kişi değillerdi belki ama anlamı büyüktü bu alana sızma olayının, tabi anlayana.. her alanda, edebiyatta, sanatta, sinemada olan sızmaların, muhafazakarlaştırma operasyonlarının bir aşamasıydı bu.. artık hayırlısı bakalım seneye faşist gruplarla, işadamları da katılacak mı ve gülerek aramızda onlar için bulup söylediğimiz sloganları atacaklar mı.. ve 1 mayıs günü bu sağcı grupları alkışlayanlar gibi onları da alkışlayacaklar mı.. ne acı ve ne komik..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>neyse kısa keseyim şimdilik.. yazacak çok şey birikti, içim dolup taşıyor, hepsini yakında yağdıracağım buradan..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>1 mayıs günü alanlardaki kutlama ve anmalara katılan tüm emekçilerin (yukarıda saydığım alana sızan iki grup hariç) yüreklerine sağlık diyorum, geç de olsa hepsinin bayramını tekrar buradan da kutluyorum..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>gülüşünüzle kalın..</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: x-large;"><strong>Crockett..</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/9322/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Truva İtlerinden 1 Mayıs Uluması</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/9319</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/9319#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 May 2012 17:15:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar : 'Taha Rifat']]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=9319</guid>
		<description><![CDATA[how how how how how kültür evrenseldir dedik geldik işte how &#160; yok yok hayır sırıtmıyoruz dudaklarımızın kıyısındaki boşluk taşıdığımız kemiklerden abiler biraz uzunsa dilimiz ve sarkıyorsa yerlere kadar anlayın işte biz Truva itleri yala yala yalarız ellerinizden how how how how how how &#160; portakallı ördeği de aldık geldik how solcu eskisiyle çıktık geldik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>how how how how how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>kültür evrenseldir dedik</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>geldik işte how</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>yok yok hayır sırıtmıyoruz</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>dudaklarımızın kıyısındaki boşluk</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>taşıdığımız kemiklerden abiler</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>biraz uzunsa dilimiz</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>ve sarkıyorsa yerlere kadar</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>anlayın işte biz Truva itleri</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>yala yala yalarız ellerinizden how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>how how how how how</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>portakallı ördeği de aldık geldik how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>solcu eskisiyle çıktık geldik işte how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>karı koca çıktık geldik how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>asker eskileriyle çıktık geldik how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>imam haTiplimizi de aldık geldik how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>ipsizimiz tipsizimiz hep birlikte</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>olmayan yüzümüzle çıktık geldik how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>şerefli köpekleriz how how how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>ve bâkidir köpekliğimiz how</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>heil heil heil how how how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>kültür kültür geldik how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>evrensele şenlik how</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>sınıf sınıf sınıf</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>koklayarak geldik how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>rant için bir mayısa</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>şiiri düzmeye geldik</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>ay pardon how</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>sosunuza bulanmaya geldik how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>aranızda görünmeye geldik how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>birlik mücadele ve dayanışma içinde</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>muhafazakar sanat için how how how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>şiiri düzmeye geldik how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>ay yine pardon how</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>çok pardon how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>hep birlikte how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>müslümanlar Taksim’e çıktı</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>biz de buraya çıktık işte how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>meydanı boş bulduk uluyoruz şimdi</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>az deyyus değiliz biz de ha ha hah how</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>yaşasuuuun bir mayuuuuuuuuuuuuuuuu</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>uuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuus</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>maskemiz düşmeden how how how</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>kıstırıp kuyrukları sıvışalım how</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: x-large;"><strong>Taha Rifat</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/9319/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

