<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AYLAK ADAMIZ &#187; Tadımlık</title>
	<atom:link href="http://www.aylakadamiz.com/archives/category/tadimlik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aylakadamiz.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 13:11:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>YALNIZLIK ÜZERİNE DEĞİNMELER</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8700</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8700#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 13:06:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tadımlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8700</guid>
		<description><![CDATA[  &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; (Fotoğraf : Kenan Yücel..)  &#160; LA PAIX  20 YALNIZLIK ÜZERİNE DEĞİNMELER yalnızlık günümüzde devrimcidir..  sıradanlaşmış, sıradanlaştırılmış insan yığınlarıyla içli dışlı olmak, güdülebilir olduğunu gösterir insanın yalnızca.. sıradanlaşmış olmak da başka hiçbir anlam taşımaz zaten.. sıradanın sıcaklığından da korur adamı bu davranış. soğuk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-large wp-image-8702" title="metin cengiz - 12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/metin-cengiz-12-500x421.jpg" alt="" width="500" height="421" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><strong><span style="font-size: medium;">(Fotoğraf : Kenan Yücel..)</span></strong> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>LA PAIX  20</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>YALNIZLIK ÜZERİNE DEĞİNMELER</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık günümüzde devrimcidir..  sıradanlaşmış, sıradanlaştırılmış insan yığınlarıyla içli dışlı olmak, güdülebilir olduğunu gösterir insanın yalnızca.. sıradanlaşmış olmak da başka hiçbir anlam taşımaz zaten..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>sıradanın sıcaklığından da korur adamı bu davranış. soğuk her zaman uyarıcıdır çünkü. ancak mutlak olarak yalnızlığı seçmek, bu durumda yalnızca üretenlerin işidir. sevişmek ise, iki yalnızın paylaştığı bir eylem.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>anlamak, beyinde başkalarının beyniyle paylaşılamayacak bir işlemdir. yalnızlık anlama esnasında doğru yolu tanrısal bir şekilde göstermektedir. gerek toplumsal planda olup biteni, gerekse insanın var olanda kendini anlamasının yolu kendini dinlemektedir. yani kendine doğru kaçınılmaz bir yolculuk yapmak. bunun yolu da yalnızlıktan geçer. bir başkasıyla yapılan böyle bir yolculuk, o bir başkasının cinsiyeti ne olursa olsun, insan sıcağına duyulan özlemi gidermek için gerçekleştirilmiş doğal bir işlemdir. bunun adı da yalnızlık değil, sahtekarlıktır. ya da entelektüel faaliyetlerin albenisinden yararlanmak üzere yapılmış ucuz kandırmaca.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>karşımızdaki eğer diğer cinstense buna da ucuz hovardalık denir.</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>etrafınıza iyi bir bakarsanız, bir dolu ucuz hovarda görürsünüz. yüreksizdir böyleleri. iyi şair olmaları da olanaksızdır. şiiri düzmek yerine, bu işi yaparlar.</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık allah’a mahsustur derler, ya… bu sözde büyük bir sahtekarlık kokusu vardır.. çünkü kadın erkek birlikteliğini doğal göstermek, dahası kabul edilebilir alana çekmek için söylenmiş kurnazca bir sözdür. oysa, doğal olandır bu birliktelik. demek bu söz gereksizdir. fazladır. dahası insan yapısını anlamaktan yoksun aptallar için söylenmiştir.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlıkla ilişkisine gelince… durum ortada.. yalnızlıkla ilişkisini kurmak bile yanlıştır.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık kişiyi, dinleme ve anlama alışkanlığını edinememiş, yarı aydınlar arasında amansızca ve ama gizlice sürdürülen erk kavgasından da korur. bu korumayı gereksiz kılan bilgilenme, yani kendi aklıyla düşünebilme yetisini edinen bir elin parmağını geçemediği için de, yalnızlık mutlak gereklidir. yani birey, günlük faşizan ilişkilerden korunmak ve hayatın bu anlamdaki faşist örgütlenmesinden mesafeli durmak istiyorsa, yalnızlık kaçınılmazdır.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>asıl çokluk, bize bir çok meziyeti veren böylesi bir yalnızlığı yaşamaktır.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık, üzerine en fazla spekülatif laf edilen bir konudur.. aşk, şiir gibi.. bu da yalnızlık denen olgunun soyutluğundan kaynaklanmaktadır.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık soyuttur dedik. oysa tam tersine somut bir olgu olarak bilinir hep. öyle bilinmiştir. evinde, iş yerinde, dışarda başkalarıyla paylaşılmayan bir hayat zannedilir. yalnızlık, fiziksel bir olgu olarak görülür hep ya&#8230; nedeni budur. oysa gerçek yalnız, çelik bir iradeyle, kalabalıklar içinde de yalnız olduğunun ayrımında olandır.. elbette bu da sahtesini de doğurmaktadır yalnızlığın. prim aldığı için yalnızlık.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık ve prim biraz tuhaf gibi durmakta… oysa anlaşılmayan bir şey yok. bir entelektüel faaliyet, entelektüel bir yaşamın kaçınılmaz dekoru olarak görüldüğü için, yalnızlık da son zamanlarda ucuz kazanovalar tarafından <span style="text-decoration: underline;">gibi yaşanmaya</span> başlandı. gerçek sanatçının arada bir geldiğini düşünürsek, bu tutum anlaşılır.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>anlaşılmaz olan, yalnızlığın arada bir gerçek yazar, şair olduğunu bildiğimiz kişiler tarafından da <span style="text-decoration: underline;">gibi yaşanmasıdır</span> günümüzde.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>pek bu neyi gösterir?</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>faşizmin gücünü.</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalanla hakikat iç içe geçtikçe yalnızlıkla sahtekarlık da birbirine bulaşır. gözlerin her daim iyi görmesi gerekir,, gerçekle gölgesi haline geleni ayırmak için.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>gerçek yalnızın dostu da düşmanı da yoktur. onun yalnızca, hayatı paylaştığında haz duyabileceği insan’ları vardır.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık herhangi bir ruhsal doyum sağlamaz insana. o sadece bir yaşam biçimidir.. gerçek devrimcilerin, faşistleştirilmiş dünyaya karşı koyabileceği bir yaşam biçimi.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>aşk nasıl iki kişiyle yaşanırsa, yalnızlık da ancak yalnızlıkla yaşanır. aşk paylaşılırsa gerçekleşir. yalnızlık paylaşıldığında yalnızlık olmaktan çıkar. bu yüzden aşktan çok şiire benzer yalnızlık.. şiir de ancak yalnız yazılır. bir başkasıyla birlikte yazılmaya çalışıldığında komikleşir olay. bir duygu alışverişine araç olur çünkü.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık üzerinde oynanırsa arsızlık çıkar ortaya. oynayan şair adayıysa, müteşair.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>dehşetin, korkunun, sömürünün sistemli hale getirildiği günümüz dünyasında yalnızlık, insanın aklını yitirmemesi için de tek ilaçtır.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlık, dehşeti dışlar.. dehşetin olmadığı yerde korku da duyulmaz. dehşeti ise ancak ve ancak sömürü doğurur.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>bir defa daha şiirin ve yalnızlığın günümüzün faşistleştirilmiş dünyasına karşı gerçek muhalefetin oluşabileceği zemin olduğunu vurgulamak gerekir. aşk ise paylaştıkları tek olgu.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>ya da ortak paydaları.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlıkla şiirin diğer bir ilişkisi de şudur: şiir yalnızlığın varoluş biçimi, yalnızlık ise şiirin biricikliğidir.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>yalnızlık ne kadar nüfuz ederse şiire, yapısı o denli güçlü olur. şiir ise yalnızlığın çimentosudur. ne denli yalansız olursa şiir o denli sahici olur yalnızlık.</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>yalnızlığın yaralayıcı temreni, yalnızlığı kendisizlik olarak algılayanlar içindir. insan kendisiyle ne denli birlikte olursa, o kadar çok ve kalabalık da sayılır. betonlaşır. temren işlemez böyle gerçek yalnızlara. dolayısıyla şairlere..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>çünkü şairler yalnızlık nedir, iyi bilirler..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>***</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: large;"><strong>bir de şu var: oku fırlatan da yalnızdır, ok da. yalnızlığın okunun temreni bu nedenle de yalnıza işlemez.</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>bu oku fırlatmaya gerçek olarak ancak şairler cesaret ederler. en iyi yay da onlardır ok da. kaldı ki iyi bilirler hedefi..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>hedefi bunca iyi bilmeselerdi, nasıl yontarlardı bunca ustalıkla sözcükleri?</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><em><span style="font-size: x-large;"><strong>METİN CENGİZ</strong></span></em></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><em></em><span style="font-size: large;"><strong>‘Bahçe, Sonbahar 1999..’</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><em><span style="font-size: large;">‘LA PAIX, şiire ve hayata dair denemeler..’ , METİN CENGİZ, ŞİİRDEN Yayınları, Ekim 2011, 132 Sayfa..</span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><em><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-large wp-image-8701" title="La Paix" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/La-Paix-346x500.jpg" alt="" width="346" height="500" /> </span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8700/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;nasıl bir dünya mı?&#8217;</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8689</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8689#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 12:31:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Tadımlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8689</guid>
		<description><![CDATA[  &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; “-nasıl bir dünya mı? haksızlıkların olmadığı bir dünya… insanların hepsinin mesut olduğu, hiç olmazsa iş bulduğu, doyduğu bir dünya.. hırsızların, başkalarının hakkına tecavüz etmelerin, bol bol bulunmadığı.. pardon efendim’ bol bol bulunmadığı ne demek? hiç  bulunmadığı bir dünya.. sevilmeye layık, küçük kızların orospu olmadığı, geceleri hacıağaların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff99cc; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-8690" title="sait faik-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/sait-faik-12.jpg" alt="" width="220" height="228" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: large;"><strong>“-nasıl bir dünya mı? haksızlıkların olmadığı bir dünya… insanların hepsinin mesut olduğu, hiç olmazsa iş bulduğu, doyduğu bir dünya.. hırsızların, başkalarının hakkına tecavüz etmelerin, bol bol bulunmadığı.. pardon efendim’ bol bol bulunmadığı ne demek? hiç  bulunmadığı bir dünya..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: large;"><strong>sevilmeye layık, küçük kızların orospu olmadığı, geceleri hacıağaların minicik kızları caddelerden yirmi beş lira pazarlıklarla otellere götüremediği, her genç kızın namuslu bir delikanlı ile konuşabildiği, para için namus, ar , haya, hayat, gece, gündüz satılamadığı bir dünya… sokaklarda sefillerin bulunmadığı bir dünya… kafanın, kolun, çalışabildiği zaman insanın muhakkak doyabildiği, eğlenebildiği bir dünya… içinde iyi şeyler söylemeğe, doğru şeyler söylemeğe salahiyetle kıvranan adamın, korkmadan ve yanlış tefsir edilmeden bu bir şeyleri söyleyebildiği bir dünya&#8230;”</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: large;"><strong>**</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: large;"><strong>“büyük hayaller kuralım sevgilim! ben şimdi böyle yapıyorum.. tertemiz bir şehirde, asfalt caddeler üstünde, dibinden metrolar geçen, üstünden kolosal otobüsler uçan, muazzam, eğlenceli bir şehirde seninle yaşamak istiyorum.. yazılarım bize yaşamak için lazım olanı getiriyor. büyük kahvelerde çay içiyor, temiz lokantalarda kolalı peşkirlerle yemek yiyor, latif rayihalı şaraplar içiyor, tertemiz bir yatakta seni kollarımın arasına alıyor, sana :</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: large;"><strong>-bütün mesut şehir uyudu, uyuyalım sevgilim, diyorum..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: large;"><strong>sabahleyin bitlerle dolu, kimsenin kimseye hürmet etmediği, kimsenin kimseyi hürmete layık bulmadığı, istismar edenin, çalanın zengin ve bahtiyar olduğu, esnafının azgın, zenginin deli, haris, egoist, gaddar, fakirinin kayıtsız sersem olduğu bir şehirde; işin kötüsü sensiz, oldukça kirli bir yatakta uyanıyorum.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: large;"><strong>ama sevgilim, olacak, büyük hayaller kuruyorum..”</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: x-large;"><em><strong>SAİT FAİK ABASIYANIK..</strong></em></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc;"><em><span style="font-size: large;">‘HAVADA BULUT, Öyle bir hikaye, Hayattayken Yayımlanmış Hikaye Kitapları..’ SAİT FAİK ABASIYANIK, YKY Yayınları, Mayıs 2006..</span></em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8689/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘VAN GOGH, TOPLUMUN İNTİHAR ETTİRDİĞİ..’ &#8211; ANTONIN ARTAUD</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8681</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8681#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2012 12:22:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Tadımlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8681</guid>
		<description><![CDATA[  &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; “çalışan bilincin sayıkladığına karar veriyorsunuz, onu diğer yandan iğrenç cinselliğinizle boğazlamaktayken.. ve işte zavallı ‘van gogh’un iffetli olduğu düzlem budur, bir meleğin ya da bir bakirenin olamayacağı kadar iffetli, çünkü asıl onlardır kışkırtan ve başlangıçta besleyen, büyük makinasını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-large wp-image-8682" title="van gogh-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/van-gogh-12-402x500.jpg" alt="" width="402" height="500" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>“çalışan bilincin sayıkladığına karar veriyorsunuz, onu diğer yandan iğrenç cinselliğinizle boğazlamaktayken..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ve işte zavallı ‘van gogh’un iffetli olduğu düzlem budur,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>bir meleğin ya da bir bakirenin olamayacağı kadar iffetli, çünkü asıl onlardır</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>kışkırtan</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ve başlangıçta besleyen, büyük makinasını günahın..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>belki de zaten, doktor L., haksız meleklerin soyundansınız, ama lütfen rahat bırakın insanları,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>‘van gogh’un her çeşit günahtan arınmış vücudu, delilikten de arınmıştı, ki onu zaten bir tek günah getirir..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ve ben katolik günaha inanmıyorum,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ama erotik suça inanıyorum, ondan ki yeryüzünün bütün dâhileri,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>tımarhanelerin sahici delileri sakınmışlardır,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ya da o zaman sahici deli değildirler..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ve nedir sahici bir deli?</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>insan onurunun yüce bir fikrine karşı davranmaktansa, toplumsal olarak anlaşıldığı anlamda deli olmayı tercih etmiş insandır..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>böylece, toplum, kurtulmak ya da kendini korumak istediği herkesi tımarhanelerinde boğazlatmıştır, bazı ulu pislikler konusunda kendisiyle suç ortaklığı yapmayı reddetmiş kişiler olarak..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>çünkü bir deli, toplumun dinlemek istememiş olduğu ve dayanılmaz gerçekler söylemesini engellemek istemiş olduğu bir insandır da..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ama, bu durumda, içeri kapatma onun tek silahı değildir, ve insanların hemfikir toplaşması, kırmak istediği iradelerin hakkından gelmek için başka yollara sahiptir..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>kır büyücülerinin küçük büyülemelerinin dışında, bütün uyarılmış bilincin dönem dönem katıldığı muazzam toplu büyüleme hareketleri vardır..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>böylece, daha yumurtası kabuğunda bir savaş, bir devrim, bir toplumsal kargaşa durumunda, birlik olmuş bilinç sorgulanıyor ve kendini sorgular.. yargısını da duyurur..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>onun, kimi yankı uyandıran bireysel durumlarla ilgili olarak da doğurtulduğu ve kendisinden çıkartıldığı olabilir..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>böylece, ‘baudelaire, edgar poe, gerard de nerval, nietzsche, kierkegaard, hölderlin, coleridge’ ile ilgili, üstünde herkesin anlaştığı büyülemeler olmuştur,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ve ‘van gogh’la ilgili de olmuştur..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>bu gündüz meydana gelebilir, ama genellikle, tercihen, gece meydana gelir..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>böylece, acayip güçler kaldırılıp getirilmektedir yıldızlı gökyüzüne, kişilerin çoğunun kötü tininin zehirli saldırganlığının, bütün insan soluk alışı üstünden, oluşturduğu şu bir çeşit karanlık kubbeye..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>böylece, yeryüzünde çırpınmış ender açıkgörür iyi niyetler, gündüzün ve gecenin bazı saatlerinde, kendilerini sahici ve uyanık bazı kabus durumlarının dibinde görürler, çevreleri, yakında törelerde açıkça belirdiği görülecek bir çeşit yurttaşlık büyüsünün müthiş emmesiyle, müthiş dokunaçlı baskısıyla sarılmış..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>bir yandan cinselliği, diğer yandan da, zaten, kilise ayinini, ya da başka ruhsal ayinleri, temel ya da dayanak noktası olarak elinde bulunduran bu oybirlikli pisliğin karşısında, motif üstünde bir manzara resmetmek için on iki mum bağlı bir şapkayla geceleyin dolaşmakta sayıklama yoktur;</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>çünkü nasıl yapacaktı zavallı ‘van gogh’, kendini aydınlatmak için? geçen gün dostumuz, oyuncu ‘roger blin’in, haklı olarak belirttiği gibi..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>pişmiş el ise, sadece ve sadece kahramanlıktır, kesilmiş kulak, dolaysız mantık,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>ve tekrarlıyorum,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>kötü niyetini amacına ulaştırmak için</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>gece gündüz, ve gitgide daha çok, yenilmez olanı yiyen bir dünyaya</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>bu noktada</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc00; font-size: large;"><strong>çenesini kapamak düşer..”</strong></span></p>
<p><span style="font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>POST-SCRIPTUM</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>“van gogh özel bir sayıklama durumundan dolayı ölmemiştir,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ama başlangıcından beri bu insanlığın haksız tininin çevresinde çırpındığı bir sorunun bedensel olarak zemini olmaktan dolayı ölmüştür..</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>tenin tine, ya da bedenin tene, ya da tinin her ikisine üstünlüğü sorununun..</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ve nerededir bu sayıklamada insan benliğinin yeri?</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>‘van gogh’ kendisininkini bütün hayatı boyunca garip bir enerji ve kararlılıkla aramıştır,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ve bir çılgınlık an’ında, ona varmamanın büyük korkusunda intihar etmemiştir,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ama tersine, ona tam varmıştı ve ne olduğunu, kim olduğunu tam bulmuştu ki toplumun genel bilinci, kendisinden kopmuş olduğundan dolayı onu cezalandırmak için,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>onu intihar etti..</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ve ‘van gogh’la da her zaman olduğu gibi oldu, bir seks partisi, bir kilise ayini , bir tövbe duası, ya da başka bir kutsama, sahibiolma, dişi ya da erkek cinlere karışma ayini esnasında..</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>böylelikle onun bedenine girdi,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>bu tövbe edip bağışlanmış,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>kutsanmış,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>kutlu kılınmış</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ve cinlere karışmış</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>toplum,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ondan yeni almış olduğu doğaüstü bilinci sildi, ve, iç ağacının tellerinde bir siyah kargalar taşkını gibi,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ani bir düzey değişikliğiyle onu su altında bıraktı,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>ve, onun yerini alarak,</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>onu öldürdü..</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff; font-size: large;"><strong>çünkü modern insanın anatomik mantığıdır, hep sadece cinlere karışmış olarak yaşayabilmiş ve yaşadığını düşünebilmiş olmak..”</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><em><span style="font-size: x-large;"><strong>ANTONIN ARTAUD..</strong></span></em></span></p>
<p><span style="color: #00ccff;"><em><span style="font-size: large;">‘VAN GOGH, TOPLUMUN İNTİHAR ETTİRDİĞİ..’ , ANTONIN ARTAUD, Çeviri : AHMET SOYSAL, NİSAN Yayınları, Eylül 1991, 62 Sayfa..</span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #00ccff;"><em><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-full wp-image-8683" title="van gogh -antonin artaud" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/van-gogh-antonin-artaud.jpg" alt="" width="200" height="288" /> </span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8681/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“ALDIRMA NİLGÜN MARMARA”</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8670</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8670#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 17:56:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Tadımlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8670</guid>
		<description><![CDATA[  &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; uç’talık! uç’talık’mı?   evet, ‘uç’talık’; ‘marjinallik’in türkçesidir.. ‘nilgün marmara’, başka (güzelim ve canım) insan – insan boyutları bir yana; ‘uç’ta olmuş olmasıyla, hatta yaşamın ve yaşamının en uc’unda bulunmuş olmakla sanırım biraz kendi kendini açıklayabilir.. (ben belki de ‘caz çağı’na bayıldığı için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-8671" title="nilgun marmara - 28" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/nilgun-marmara-28.jpg" alt="" width="499" height="362" /></strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>uç’talık!</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>uç’talık’mı?</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>evet, ‘uç’talık’; ‘marjinallik’in türkçesidir..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘nilgün marmara’, başka (güzelim ve canım) insan – insan boyutları bir yana; ‘uç’ta olmuş olmasıyla, hatta yaşamın ve yaşamının en uc’unda bulunmuş olmakla sanırım biraz kendi kendini açıklayabilir.. (ben belki de ‘caz çağı’na bayıldığı için ve işte bu yüzden kendisine ‘zelda’ diyordum..)</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘nilgün marmara’, gördüğüm ve bildiğim kadarıyla yakın ve uzak çevresinden ayrı, ayrılmış olarak sınırda, garip bir sınırda bulunur ve şiirde sahiden sınır çarpışmaları yapıyordur.. ‘demir maske’ çıkmaz! ama kurcalamak ve deşmek bence ancak buralarda ve buralardan yapılabilir yapılacaksa.. başka yerde pek açık olamaz!</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘marjinallik’ üzerine, ‘uç’ta bir dergi ve giderek topluluk olan ya da oluşturan ‘beyaz’ın 12. son sayısında, ‘marjinal bir insan  olarak ‘fikret ürgüp’ yazısında, bam teli olarak, şunları yazmışım :</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘oysa ve bence ve temelde ‘marjinallik’, herhalde, her türlü toplumsal cendere’nin ya da çember’in olabildiğince ve gerçekten de en ‘uc’unda, (bir ‘uçbeyi’ gibi kalarak) insanın kendi işlediği iş’e karınca kararınca bir katkı’da bulunması anlamına da alınmalı.. asıl böyle alınmalıdır..’</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘nilgün marmara’, evet, sözcüğün benim tasarladığım anlamlarında da, sözlüklerdeki anlamlarında da hem şiirleri, hem varlığıyla ‘marjinal bir insan’dır..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>(beyaz dergisinin sözünü ettiğim aynı sayısında ‘nilgün marmara’nın 2 ilginç ve güzel şiiri var.. çarpıcı ve çok değişiktir.. ‘vahşet koşusu’ ve ‘beden’.. tarihten üç ay önce de şiir atı dergisine ilk kez 2 şiiri çıkmıştır..)</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘nilgün marmara’ ve kocası ‘kağan önal’ı, 1982 nisanında bodrum’un  iki koylu, ‘sarı yazlar’lı gümüşlük köyünde, iskele’de tanımıştım.. 22 nisan..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘nilgün marmara’ o zaman 23-24 yaşlarında ‘boğaziçi üniversitesi ingiliz filolojisi’nde son sınıftaydı.. ‘kağan önal’ ise, ‘age’ kemal yalgın, hüseyin erişen.. gibi istanbul teknik üniversitesi’nde endüstri mühendisliği son sınıf arkadaşlarıyla birlikte, -denizi karşınıza alırsanız, soldaki kumsalın en sonundaki ‘sisyphos’ adlı bir pansiyonu sabahlara kadar cin içerek, müzik çalarak ve şiirler okuyarak öğrenci havasında işletiyordur.. (galiba bir güncemde ‘şiir ve cin içki – adamları’ demiştim..) hemen hemen hepsi de uzun boyluydular..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>benim gümüşlük’te yazdığım defterler bir bakıma onlarla (ve bu arada) yeşim arıkut’la, lale müldür’le, patrick’le, boşnak ali’yle, sarışın süleyman’la, hades’çi selçuk’la,, balerin şûle’yle, hakan sayis’le, dr. erkan’la, çağatay önal’la, necla coşkun’la.. vs.yle doldur..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>kısacası, iki yıla yakın bir zaman oturmak zorunda kaldığım gümüşlük benim için belirli bir açıdan bir çeşit ‘milat’, bir başlangıç olmuştur.. ‘nilgün marmara’yı (ve de seyhan sacide hanım’ı) orada tanımıştım çünkü!..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>şu kadar yıllık (şimdi 10-11 yılı buldu) bir ‘kötülük dayanışması’ koşullarındaki istanbul’a 1984 yazında kesin olarak geldiğimde ya da ayak bastığımda kızıltoprak’ta, tam istasyonun karşısındaki o evde, ‘nilgün marmara’larda kalacaktım..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>ve ekliyorum, ekleyeceğim :</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘nilgün marmara’nın annesi, babası ve ablası da, kendisi gibi, gerçekten de hem içerik, hem öz ve hem de biçim olarak güzel, yakışıklı ve ince insanlardır..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>bende ‘nilgün marmara’dan dolu dolu anılar var elbet, kaldı.. ama nedense aşağı yukarı hepsi de üzünçlü ve ilginç :</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>bir gece.. ‘mehmet günsür’, çerkesköy’de yedek subaylık yapıyor.. ‘kağan önal’ da libya’da mısır yakınlarında küçük bir körfezde endüstri mühendisi olarak çalışıyor.. ressam ‘saba melikesi emel’in evinde (zelda fitzgerald olarak) ‘nilgün marmara, cihat burak ve cemal süreya’nın başlarına toz şeker dökmüştür!..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘nilgün marmara’, geçen yıl topkapı’da sur içinde bir şoförle ayıcı bir çingen arasında çıkan tartışmayı bana anlatıyor.. çingene otobüse ayısıyla binmek ister, şoför de almaz onları, çingene direnir, ağız kavgası olur, çünkü çingene sabahleyin evdeki ‘köroğlu’na bir şey  bırakamamıştır, ekmek parasını çıkarmak üzere ne pahasına olursa olsun sultanahmet’e gidecektir! ‘taksi tutamam ya!’ diyormuş.. ‘nilgün marmara’ hemen çingene’nin, hızmalı kahverengi güzel ayının ve görmediği köroğlu’nun yanında olmuştur!</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>bir de rastlantı var, oldu :</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>şimdi, ‘cemal süreya’ ile birlikte ‘gergedan’da ‘çıkmalar’ı yazıyoruz.. ekimde başlayacaktı, kasıma kaldı.. ‘çıkmalar’ sözcüğünün ingilizcesi ‘marginalia’dır, ‘derkenarlar’ yani benim kullanışımla ‘marjinallikler’! işte o ‘marjinallikler’ çerçevesinde ‘nilgün marmara’nın adı geçiyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>evet, aldırmayacaksın ‘nilgün marmara’, gerekirse ölüme de! (1987)</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: x-large;"><strong>ECE AYHAN..</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><em><span style="font-size: large;">‘ŞİİRİN BİR ALTIN ÇAĞI.. (Yazılar, söyleşiler..) DİPYAZILARI..’, ECE AYHAN, YKY Yayınları, Nisan 1993, 286 Sayfa..</span></em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8670/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;çünkü korkunçtur yeryüzü..&#8217;</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8662</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8662#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 17:47:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Tadımlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8662</guid>
		<description><![CDATA[  &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; ‘… BİRLİKTE YOL ALMAK ‘kulelerim sonunda! bu aylak dolaşmalar bitiyor. susuzlukları daha büyük bir eksiklikle diniyor : arzulayan sonsuz birden geri çekiliyor çünkü korkunçtur yeryüzü.’ HERMAN MELVİLLE (the return of the sire de nesle..)   ırmağın geldiği yönde olma cinayetini işlemedik.. ta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-8663" title="rene char-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/rene-char-12.jpg" alt="" width="246" height="333" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>‘… BİRLİKTE YOL ALMAK</strong></span></p>
<p><em><span style="color: #ff6600; font-size: large;">‘kulelerim sonunda! bu aylak dolaşmalar bitiyor.</span></em></p>
<p><em><span style="color: #ff6600; font-size: large;">susuzlukları daha büyük bir eksiklikle diniyor :</span></em></p>
<p><em><span style="color: #ff6600; font-size: large;">arzulayan sonsuz birden geri çekiliyor</span></em></p>
<p><em><span style="color: #ff6600; font-size: large;">çünkü korkunçtur yeryüzü.’</span></em></p>
<p><em></em><em><span style="color: #ff6600; font-size: large;">HERMAN MELVİLLE (the return of the sire de nesle..)</span></em></p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>ırmağın geldiği yönde olma cinayetini işlemedik.. ta buzulda alındı yetkimiz; aynı anda suçlandık, ve hemen soldurulduk.. kurtulmuş birkaç kişi dolaşıyor orda burada, banliyölü.. duygusal durumlarımızın gençliği onları bozulmamış gösteriyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>akşamın koyuluğundan çıkıldığı gibi, kitaplarının yüzeyinden kaybolmak, aksın diye onlardan göçmen ilkbahar, çoğul olmayan bedenimizin rahatsız ettiği konuk..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>öylesine kolay bulmuştuk ki, maki’de, sürünme içgüdüsünü, çakıllı yüzeyde bir kara yılanın izine rastladığımızda, bu geçene ‘kaybolmuş sürünmeler’ diyorduk.. utanmış bir kıskançlıkla..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>şu rüzgarın salladığı saz üzerindeki çil ardıç kuşuna bakınız, nasıl da deniz ayağı var onun!</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>ululayan şiir, nesnesi yüceldikçe ocağını yok etmektedir.. iyi geceler’ çok iyi geceler, yardımcı bir gücün dokunduğu, suçu tekrar eden bir zaman’ın dizlerinde tutulan.. hiçbir yasak yok beklenmedik barınağın önünde, sen olduğunda..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>ters yüzünde şiir, en ufak ev nesnelerine ihtiyaç duyan iş gören kadın.. zenginlik ve tutumluluk..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>paramparça olmadan önce, her şey hazırlanıyor ve duyularımızla karşılaşıyor.. bu hazırlık süresi bizim rakipsiz talihimiz..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>çıkmak, tırmanmak.. ama kendini çekmek? ne kadar zor! ışıklı kalça hareketi, sıyırarak geçen güç, yeraltı yuvasından fışkıran ve, yer çekimine rağmen, sevinci doğurtan..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>keçisağan kuşunu bitlerinden nasıl kurtarmalı? soru sorulmuş kalıyor, keçisağan kuşu şehrin üzerine gittiğinde..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>değişken ‘yapraksız bitki..’ çiçeği kapanıyor.. bize baktı.. güçlü bir maviden.. usta ‘yapraksız bitki’!</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>senta, onun yelkeni hayalet gemi’nin beyaz direğinde, ölüme dek sadık.. ah! bizi elinde bulunduruyor.. kısa gençliğinde doğru sözlü.. sonra taşlaşmış.. bazıları yalancı diyecekler.. fısıldayan dudaklarını tırmalayan..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>20. YÜZYILIN KANLI ÜTOPYALARI..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>ne totaliter boynuz, ne de mantığa aykırılık alnımıza yerleşmedi.. günlük işlerde haklı ve haksızın kavramı sempatiye soluk aldırmadı..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>kendini bağdan kurtulmuş sanan kişilerin politik kanama dinmezliği.. ne kadar çok, insana değil de insanlığa tutkun olanlar! ikincisini yükseltmek için birincisini alçaltıyorlar.. eşitlik, saldırganla uyumda.. bu onun laneti.. tavrımız bunu hoş karşılıyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>ne kadar çok isteriz evrensel yazının bir tek gece bile kesilmemesini, yoksa bir aşk fenerinin eğik itişi tarafından yalnızca! böyle konuşur arzu.. geri dönüyor sözcük, her çeşit rüzgâra bu büyük barınak..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>atom patlaması maddenin bilincidir, ve onun anlatımı olduğunu söyleyen güleç insanın zımbası.. onun tinsel sürekliliği üretmeye başladı.. umursamadan onun yer altı mezarlığını çıkarıyoruz..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>sözcükleri bir kitle politikası yapmaya isteklendirmeyin.. bu anlamsız okyanusun dibi kanımızın kristalleriyle döşenmiştir..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>totalitarizmlerin inden beri, kişisel benliğimize değil, katolik, katledilmiş toplu bir benliğe bağlıyız.. ölümün yararı imgelemsiz yaşamaya mahkum ediyor, dokunsal uzay dışında, alçaltıcı karışımlarda..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>o kadar azimle ellerinde tutuyor gibi göründükleri şey, gözleriyle birlikte koparılacaktır onlardan.. bu yasadır, ya da yasada ekin sapı..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>şiir, bir şantajın fidyesi olabilir mi.. tombul ve iğrenç dilim, ağlayan bir bulut ile kahkahayla gülen toprak arasına sokuşmuş.. bütün havada uçuşan örümcek ağları koşup geliyorlar, alışveriş konusu yapılabilir..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>bir tane gerekir, iki tane gerekir, ..gerekir.. hiç kimsenin yeterlice birçok yerde birden olma yetisi yoktur, yalnız başına kendinin egemen çağdaşı olmak için..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>bakışı yok, ya da pek az, yalnızca fırsat kollayan dikenleri var , sayısız.. kararmış yerleri ayırt etme yetisiyle, öylesine keskinleşmiş, öylesine keskinleşmiş bilinç, kirpi..</strong></span><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>‘sabahsı’lar yaşarlar, akşam, sabah, artık olmasa bile..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>BAĞI ÇÖZÜLMÜŞLER..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>kendine değil de, başkasına yalan söylerken nerede durmalı? daha aşağıda, titreyen yapıtın önünde..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>yaşamdan boşanıyor, bağışlamayla dolunuyor! yaşam kararsız ve ölüm ateşli bizi bozguna uğratırken..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>‘baudelaire, melville, van gogh’ yabanıl tanrılardır, tanrı okumaları değil.. teşekkür edelim.. ve eğilmiş ‘mandelstam’ı ekleyelim, yüzen, kolu mavi, yanağı korkuya ve tansığa dayanmış.. çarptırıldığı korku, ve ona karşı koymadığı ama kendisinden yayılan tansık..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>içselliği, dumanlı iç’in eksikliğiyle resmetmek.. süzücü gözlerimiz deniyorlar bunu..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>her şey doğruydu bunun içinde.. ölüm, el açıklığıyla yerine getiriyordu yaşamsal sözleşmesini.. ve yerine getirmiyordu, çıplak bir buzun üstünde köpüklenen bir can çekişmenin çıkmazında..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>mevsimlerin, üstünde gemi yolculuğu yapılabilir şan’ına!</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>metrekarede kaç tane değişik gece vardır? yalnız şu oyun bozan bülbül bilir bunu.. biz, ki bu bizim ölçümüzdür, bilmeyiz..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>bayılma hanımı kötü taşınan kafaları kovuyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>benzerine olan yolun yarısında kalmak; son açık adımı atmamak.. üstünden atlarken hala düşünülüyor’</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>tanrı, düzeltici olan, ancak başarısızlığa uğrayabilirdi.. tanrılar, bu güzel çılgınlar, yalnızca kendileriyle ve dansçı arkadaşlarıyla uğraşan, güç arttırıcıdırlar.. birincisinden geri dönen, ama onunla ilişkide olan vahşi gladyatörler, ikincilerinin görüntüsünü bozmaktadır, onları aşındırmaktadır..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>büyük yırtıcı hayvanlar için kuru pastalar.. kendinize alınız..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>şiir, başka hiçbir sesin kan dökücü zaman’a emanet edemediğini alçakgönüllülük içinde söylemeye cüret ediyor.. yok olma durumundaki içgüdüye de yardım ediyor.. bu devinimde, içi oyulmuş bir sözcük, sözün rüzgarında başka bir yöne dönebiliyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>düş, şimdiki-zamanı acılara salma makinası.. ne mutlu roman heykeltıraşı, ‘autun’deki müneccim kralların! başkalarının tanıdığı, kırağıyla örtülü, uzayan buzlaşma gecelerinde çalışmakta..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>her defasında daha ileriye gitmek lutfu, daha çıplak, bizi uzun uzadıya gösteren aynı gün ağırması nesnesinin adını söylerken, bu tam anlamıyla yeniden canlanmaktadır..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>belleğimin uykusu, gitmesini bilirim iplik eğiren kız kardeşlere, pişmanlığa kesip atan istenmiş atılışla, artakalmayı önemsemeyerek ve yaşam içinde kalarak..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>önümüzde, yüksek dikilmiş, sorgulamak ya da devirmekten kaçınılması gereken verimli nokta..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>an, zamanın verdiği ve bizim tutuşturduğumuz bir parçacıktır.. demir bir bağla boğulan tilkidir.. silinmez bir şey. bir çocuğun yanağında şarap lekesi, belleğin salladığı sazlar oyununun bağışı..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>sularını gitgide ezilen topraklara iten bu savurgan derelere aitiz.. köprüler ve kırılırlar.. gemiyi yedekte çekmenin el emeği! ilerleyin, dizler alçak, gemiyi yedekte çekmenin el emeği.. ve durdurmayın bakışları.. gözüpeklik tek yetkinlik oluyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>rüzgâra güven, budala değildir; afacandır boşluk, erdem taslamaz kan..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><em><span style="font-size: x-large;"><strong>RENE CHAR..</strong></span></em></span></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><em><span style="font-size: large;">‘Fenétres Dormantes Et Porte Sur Le Toit (1979) – Uyuyan Pencereler ve Damda Kapı..&#8217;</span></em></span></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><em><span style="font-size: large;">BEYAZ KİTAP Dergisi, Sayı : 7, Özel Sayı, Kasım 1984, Dergiyi  Yayına Hazırlayanlar : TURGAY ÖZEN, AHMET SOYSAL, HAKKI MISIRLIOĞLU..</span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><em><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-full wp-image-8664" title="beyaz-14" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/beyaz-14.jpg" alt="" width="220" height="271" /> </span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><em><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-full wp-image-8665" title="beyaz-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/beyaz-12.jpg" alt="" width="331" height="411" /> </span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8662/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘ateşli bir sevi gibi yeşeriverdi, acılanarak ateşini seyre dalan bu kin..’ – CESARE PAVESE</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8628</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8628#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 19:47:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Tadımlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8628</guid>
		<description><![CDATA[DÜŞÜN SONU (FINE DELLA FANTASIA)   Yeniden başlayamaz artık bu gövde. Gözlerine dokunulduğunda, bir yığın toprağın canlılığını duyar biri. Tan ağartısında da kendini susturamayan topraktır o. Ölü bir gövdedir, o birçok yeniden uyanıştan Kalan ama.   Her gün yaşama başlayacak gücümüz yok -Toprağın önünde, suskun bir gök altında- bir yeniden uyanışı bekleyerek. Şaşırıyor biri bunca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>DÜŞÜN SONU </strong><em>(FINE DELLA FANTASIA)</em></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Yeniden başlayamaz artık bu gövde.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Gözlerine dokunulduğunda, bir yığın toprağın</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>canlılığını duyar biri. Tan ağartısında da</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>kendini susturamayan topraktır o.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Ölü bir gövdedir, o birçok yeniden uyanıştan</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Kalan ama.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Her gün yaşama başlayacak gücümüz yok</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>-Toprağın önünde, suskun bir gök altında-</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>bir yeniden uyanışı bekleyerek. Şaşırıyor biri</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>bunca yoruculuğuna tan ağartısının. Bir iş</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>yerine getiriliyor bu yeninden uyanışlar içinde.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Ama sadece ileriki bir işe heyecan yüklemek</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>ve toprağı bir kez uyandırmak için yaşıyoruz.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Ve kimi kez oraya erişip, sonra bizle birlikte</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>suskunluğa dönüyor.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Kımıldanmazdı yüz hafifçe dokunsaydı el</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>-Yaşayan el duyuyor dokunulan yaşamı-</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Bu soğuk, tan ağartısında donan toprağın</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>soğuğu değilse gerçekten, belki de bir yeniden uyanıştır.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Ve tan ağartısında susan varlıklar</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>sözcükler söylerler yine. Ama elim titriyor.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Ve tüm varlıklar kımıltısız ele benziyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Bir zamanlar kuru bir acı</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>ve ışığın kasılmasıydı tan ağartısında uyanmak.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Ama yine de bir özgürlüğe kavuşmaydı.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Toprağın verimsiz sözcüğü kısa bir an sevinçliydi.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Ve yine oraya dönmekti ölüm. Şimdi, toprağa</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>dönmeyen gövde birçok yeniden uyanıştan kalanı bekliyor.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Ondan söz etmiyor kaskatı dudaklar da. (1933)</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>CESARE PAVESE</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-large wp-image-8629" title="pavese-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/pavese-12-500x346.jpg" alt="" width="500" height="346" /></span></p>
<p><span style="font-size: large;">  </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>SONRA </strong><em>(DOPO)</em></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Yağmur sessizce ıslatıyor uzayıp giden tepeyi</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Evlerin üstüne yağıyor : daracık pencere</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>dipdiri, çırılçıplak bir yeşille doldu.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Benimle birlikte uzanmıştı sevgili : pencere boştu,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>hiç kimse bakmıyordu, çırılçıplaktık.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Yürüyor şimdi yolda onun gizemli gövdesi</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>adımlarının yumuşak uyumuyla; yağmur iniyor,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>bitkin ve hafif o adımlar gibi.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Görmüyor sevgili, çıplak tepeyi</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>yağmurun dinginliğindeki; geçiyor yoldan</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>insanların ona dokunduğunu bilmiyor.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Akşama doğru</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>soluyuşları duyuluyordu pencerede</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>tepeyi saran sis bulutlarının. Yol şimdi</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>bomboş, ıpıssız; yaşanmışlığı var</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Kopkoyu gövdesinde bu yalnız tepenin.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Uzanmıştık bitkin, iki gövdenin ıslaklığında</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>dingin her biri diğerinin üzerinde.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Yolda gezinmek bir sevinçtir</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>diri renklerin ve ılık güneşin yumuşacık</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>akşamında tadarak gövdenin</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>içe yayılmış anılarından birini.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>İki gövdenin de unuttuğu arı bir tansık;</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>yaşam var biraz herkesin sesinde</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>yollardaki yapraklarda, kadınların uyuşuk adımlarında.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Ve aşağıda bir yolun dibinde bulmak</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>evlerin arasındaki tepeyi, ve ona bakıp</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>düşünmek sevgilinin de birlikte baktığını</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>daracık pencereden.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>Karanlığa gömülü çıplak tepe</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>ve mırıldanan yağmur. Burada değil kendisiyle</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>birlikte yumuşak gövdesini ve gülümseyişini</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>götüren sevgili. Ama yarın tan ağarırken</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>yıkanmış göğün altında yola çıkacak</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>adımlarının hafifliğinde. Karşılaşabileceğiz, isteyerek. (1934)</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong>CESARE PAVESE</strong></span><span style="color: #ffcc99; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc;"><em><span style="font-size: large;">‘SEÇİLMİŞ ŞİİRLER..’ , CESARE PAVESE, İtalyancadan Çeviri : ALP DENİZAŞAN, KALAMIŞ Yayıncılık, 95 Sayfa, basım tarihi kitapta bulunmuyor..</span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff99cc;"><em><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-large wp-image-8630" title="cesare pavese-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/cesare-pavese-12-338x500.jpg" alt="" width="338" height="500" /> </span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8628/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘yaşamak öldürür..’</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8621</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8621#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 19:38:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Tadımlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8621</guid>
		<description><![CDATA[  &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#8220;- intihar dükkânı, buyurun.. üstünde kan kırmızısı renginde bir gömlek bulunan madam ‘tuvache’ telefonu kaldırıyor ve beklemesini istiyor karşı taraftan : ‘ayrılmayın mösyö..’ diyor ve bu arada sıkıntıdan ağzı yüzü birbirine girmiş bir kadın müşteriye parasının üstünü veriyor.. kadın elinde çevreye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-8622" title="jean teule-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/jean-teule-12.jpg" alt="" width="457" height="368" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>&#8220;- intihar dükkânı, buyurun..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>üstünde kan kırmızısı renginde bir gömlek bulunan madam ‘tuvache’ telefonu kaldırıyor ve beklemesini istiyor karşı taraftan : ‘ayrılmayın mösyö..’ diyor ve bu arada sıkıntıdan ağzı yüzü birbirine girmiş bir kadın müşteriye parasının üstünü veriyor.. kadın elinde çevreye zarar vermeyen bir kâğıt torbayla gidiyor.. kâğıt torbanın bir tarafında intihar dükkânı yazısı var.. öbür tarafında ise şu yazı okunuyor : hayatta başarılı olmadınız mı.. bize gelin, ölümünüzü başaracaksınız.. ‘lucréce’ kadın müşteriyi selamlıyor : ‘elveda, madam’ sonra tekrar telefonu alıyor eline :</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600; font-size: large;"><strong>- alo.. siz misiniz mösyö ‘çang..’ tabii ki hatırladım sizi : ip, bu sabah,değil mi.. siz.. bizi mi istiyorsunuz.. duyamıyorum (müşteri cep telefonundan konuşuyor büyük olasılıkla).. bizi cenazenize mi davet ediyorsunuz.. ah, çok naziksiniz.. ama ne zaman cenaze.. ip boynunuzda mı.. o zaman, bugün salı, yarın çarşamba.. yani tören perşembe günü olur.. ayrılmayın, eşime sorayım..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><span style="font-size: large;"><strong>..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>- birçok insan acemilik ediyor.. biliyor musunuz, yüz elli bin insan intihara teşebbüs ediyor ve yüz otuz sekiz bini başarılı olamıyor.. ve bu insanların çoğu daha sonra tekerlekli sandalyeye mahkûm olarak yaşıyor, yaşam boyu sakat kalıyorlar, halbuki bizde.. bizim intiharlarımız garantilidir.. ölüm ya da para geri verilir.. haydi, haydi, pişman olmayacaksınız bu alışverişten, sizin gibi bir atlet.. derin bir nefes alıyorsunuz ve hop, iş bitiyor.. ayrıca her zaman şunu söylerim, insan bir kez ölür, unutulmaz bir an olması gerekir..</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff;"><span style="font-size: large;"><strong>..</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #00ff00; font-size: large;"><strong>‘vefat nedeniyle açığız..’ giriş kapısında dışarıya dönük olarak asılmış olan ve bir vantuzla tutturulan küçük ilanın yazılı olduğu levha çıngırak çaldığında oynuyor.. kapı çerçevesinin üst kısmında küçük bir çan gibi duran demir çubuklardan oluşan küçük bir iskeletten bir ‘requiem’in ölüm notaları dökülüyor.. ‘lucréce’ başını çeviriyor ve bir genç kızın içeri girdiğini görüyor :</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ff00; font-size: large;"><strong>- sen büyük değilsin ki.. kaç yaşındasın.. on iki, on üç..</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ff00; font-size: large;"><strong>- on beş.. diyor ve yalan söylüyor yeniyetme.. zehirli şeker isteyecektim madam..</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ff00; font-size: large;"><strong>- ah, şeker.. şekerler.. ne güzel düşünüyorsun.. öldüren şekerlerimiz bizim, tek bir tane alabilirsin.. sınıftaki bütün arkadaşlarına dağıtacak değilsin herhalde.. ‘montherlant’ lisesini ya da ‘gerard de nerval’ kolejini yok edecek halimiz yok.. diye devam ediyor ‘lucréce’ ve şeker dolu bir kavanozun kapağını açıyor bir yandan da.. tabanca mermisi gibi bunlar, tek tek satılıyor.. beynine  bir mermi atan ikincisine gerek duymaz.. bir kutu istiyorsa  başka bir niyeti vardır.. bizim işimiz katil üretmek değil tabii ki.. hadi bakalım, tercihini yap.. ama iyi yap çünkü bu kavanozda sadece iki şekerden biri ölümcül.. yasalara göre çocuklara bir şans bırakılması gerekiyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ff00; font-size: large;"><strong>gencecik kız tereddüt ediyor, bir yanda kâğıt ambalajlı öldüren mistral (karayel) çikletleri ve thanatos (ölüm) şekerlemeleri – içinde, yavaş yavaş öldürdüklerinden uzun süre yalanması gereken sarı, yeşil ya da kırmızı mayhoş şeker bulunan yarı kabuklu yumuşakçalar.. pencerenin önünde büyük kâğıt külahlar : erkek çocuklar için çok hoş, mavi renkli ve kız çocuklar için pembe renkli.. yeniyetme kız tercih yapamıyor, sonunda bir tane öldüren mistral alıyor..</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ff00; font-size: large;"><strong>- niçin ölmek istiyorsun.. diye soruyor annesinin yanında oturan ve defterine kocaman güneş resimleri çizen küçük ‘alan..’</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ff00; font-size: large;"><strong>- çünkü hayat yaşama zahmetine değmiyor, diye karşılık veriyor aşağı </strong></span></p>
<p><span style="color: #00ff00; font-size: large;"><strong>yukarı kendisiyle aynı yaşta olan kız..”</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff99cc; font-size: x-large;"><strong>JEAN TEULÉ</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff99cc;"><em><span style="font-size: large;">‘İNTİHAR DÜKKÂNI’ , JEAN TEULÉ, Çeviri : İSMAİL YERGUZ, SEL Yayınları, Aralık 2011, 140 Sayfa..</span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff99cc;"><em><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-full wp-image-8625" title="intihar dukkanı-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/intihar-dukkanı-121.jpg" alt="" width="268" height="377" />  </span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8621/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘GRAMSCI’NİN KÜLLERİ..’ &#8211; PIER PAOLO PASOLINI</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8613</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8613#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 19:26:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Tadımlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar : 'Crockett']]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8613</guid>
		<description><![CDATA[  &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; GRAMSCI’NIN KÜLLERİ..   III   Kırmızı bir bez, direnişçilerin boyunlarına sardıkları gibi, ve çanağın yanında, kül rengi toprakta bir başka kırmızı iki sardunya. Burada sürgündesin, katolik olmayan o katı inceliğinle, bu yabancı ölüler arasına düşülmüş kaydın : gramsci’nin külleri.. Umutla kuşku [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-8614" title="antonio gramsci-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/antonio-gramsci-12.jpg" alt="" width="350" height="385" /> </strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>GRAMSCI’NIN KÜLLERİ..</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>III</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Kırmızı bir bez, direnişçilerin</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>boyunlarına sardıkları gibi,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>ve çanağın yanında, kül rengi toprakta</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>bir başka kırmızı iki sardunya.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Burada sürgündesin, katolik olmayan</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>o katı inceliğinle, bu yabancı ölüler arasına</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>düşülmüş kaydın : gramsci’nin külleri.. Umutla</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>kuşku arasında varıyorum mezarının başına,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>rastlantı sonucu geldiğim bu çorak serada,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>yeryüzünün özgür insanlar arasında</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>kalan ruhunun karşısına. (Başka bir şey mi yoksa,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>daha coşkulu belki, daha alçakgönüllü,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>yeniyetmelik, cinsellik, ölüm arasında</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>esrik bir ortam yaşama…)</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Tutkunun hiç durulmadığı bu yörede</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>-burada mezarların sessizliğinde- nerede</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>yanıldığını- ama nasıl da haklı</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>olduğunu duyumsuyorum kaygılı</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>yazgımız içinde- öldürüldüğün günlerde</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>kaleme almakla son yazılarını.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>İğrençliği de büyüklüğü de</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>yüzyılların ötesine uzanan</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>bir mülke bağlı bu ölüler</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>eskil egemenliğin tohumlarının</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>yok olmadığının tanıkları : ve –aşağı mahalleden-</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>gizliden gizliye yükselen</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>boğuk, keskin, ısrarlı çekiç sesleri</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>sonunun geldiğinin habercileri.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>İşte buradayım ben de&#8230; yoksul, üstümde</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>vitrinlerin kaba ışığında yoksulların</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>gözlerini kamaştıran giysilerle.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>bilinmedik sokakların, tramvay koltuklarının</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>beni güne yabancılaştıran</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>kirinden arınmışım : böyle avarelikler git gide</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>azalıyor yaşam kavgası içinde;</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>ve sevecek olursam dünyayı,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>çıkarsız, öfkeli, şehvetli bir sevgiyle</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>seviyorum, tıpkı vaktiyle</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>şaşkın yeniyetmeliğimde,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>burjuva hastalığı burjuva benliğimi</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>sardığında ondan nefret ettiğim gibi :</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>ve şimdi –seninle- bölünen dünya,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>iktidarı elinde tutan bölümün kininin,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>neredeyse gizemli nefretinin hedefi değil mi?</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Senin tutarlığınla olmasa bile dayanamıyorum yine de,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>seçim yapmıyorum çünkü. Savaş ertesinin yıkımında,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>bir şey istemeden yaşıyorum : loş utancında</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>bilincimin –tepeden bakan, umarsız bayağılığından</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>tiksindiğim- bu dünyayı</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>severek&#8230;</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: large;"><strong>PIER PAOLO PASOLINI</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><span style="font-size: large;">‘GRAMSCI’NİN KÜLLERİ..’ , PIER PAOLO PASOLINI, Çeviri : REKİN TEKSOY, NİSAN Yayınları, Ekim 1993, 32 Sayfa..</span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-large wp-image-8615" title="On the Set of Film &quot;Salo: The 120 Days of Sodom&quot;" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/passoloni-18-500x335.jpg" alt="" width="500" height="335" />  </span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-large wp-image-8616" title="gramscinin kuller-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/gramscinin-kuller-12-340x500.jpg" alt="" width="340" height="500" /></span></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: large;"><strong> </strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>(&#8216;gramsci’nin külleri&#8217; -1957- italyan faşizminin yıllarca zindanlarda çürüttüğü ve zindanlarda 46 yaşında ölümüne sebebiyet verdiği büyük marksist düşünür ANTONIO GRAMSCI’ye adanmıştır.. </strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>ha bu kitabın yazarı büyük yönetmen ve şair pasoloni’nin sonu ne olmuştur bilmeyeniniz varsa kısaca yazalım.. ‘hepimiz tehlikedeyiz’ adlı bir röportajı ‘la stampa’ gazetesine verdikten birkaç saat sonra feci şekilde dövüldükten sonra kafası kendi arabası kullanılarak ezilerek 1975 yılında öldürülmüştür.. komünist, eşcinsel ve antifaşist ‘pasolini’ sanki kendi ölümünü yazar gibi gül biçimli şiirler adlı kitabında şunları yazmıştır :</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><span style="font-size: x-large;"><em>‘diri diri yakılan,</em></span></span><br />
<span style="font-size: x-large;"><em><span style="color: #cc99ff;">bir kamyon lastiği altında ezilen</span></em></span><br />
<span style="font-size: x-large;"><em><span style="color: #cc99ff;">çocuklar tarafından bir incir ağacına asılan</span></em></span><br />
<span style="font-size: x-large;"><em><span style="color: #cc99ff;">ama hala alınacak yedi, sekiz canı bulunan</span></em></span><br />
<span style="font-size: x-large;"><em><span style="color: #cc99ff;">bir kedi gibiyim.</span></em></span><br />
<span style="font-size: x-large;"><em><span style="color: #cc99ff;">çünkü ölüm,</span></em></span><br />
<span style="font-size: x-large;"><em><span style="color: #cc99ff;">başkalarıyla iletişimde bulunamamak değil, anlaşılamamaktır başka insanlar tarafından..’ </span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>pasolini ve gramsci’ye bin selam olsun.. Crockett..)</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8613/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘AŞK ve İSYAN..’ &#8211; KENNETH REXROTH</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8587</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8587#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 18:37:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Tadımlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar : 'Crockett']]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8587</guid>
		<description><![CDATA[PARİS KOMÜNÜ’NDEN KRONSTAD AYAKLANMASI’NA   Hatırla bundan önce başkalarının da olduğunu: Şimdi istenmeyen saatler dikelirken Ve güneş yükselirken kıpkırmızı bilinmeyen köşelerde Ve burçlar yer değiştirirken, Ve bulutsuz gök gürültüsü silerken sabahın izlerini Ve ay ışığı lekelenince ve kızınca yıldızlar. Kokuşmuş olsa da hava, askere alınan babalar, Ölü yüzlerinizin kara kabartılarıyla; İnsanlar fabrikalardan çıkıp işsiz güçsüz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>PARİS KOMÜNÜ’NDEN KRONSTAD AYAKLANMASI’NA</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Hatırla bundan önce başkalarının da olduğunu:</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Şimdi istenmeyen saatler dikelirken</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Ve güneş yükselirken kıpkırmızı bilinmeyen köşelerde</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Ve burçlar yer değiştirirken,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Ve bulutsuz gök gürültüsü silerken sabahın izlerini</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Ve ay ışığı lekelenince ve kızınca yıldızlar.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Kokuşmuş olsa da hava, askere alınan babalar,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Ölü yüzlerinizin kara kabartılarıyla;</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>İnsanlar fabrikalardan çıkıp işsiz güçsüz dolanıyorsa,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Hem türbinler hem eller donmuşsa;</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Ve hava açıyorsa sonunda bacaların üstünde;</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Şilteler perde niyetine gerilmişse pencerelere</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Ve her saat hırlaması duyuluyorsa infilakların;</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Gene de kalkar biri tek başına, seslenir:</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>‘o pek çok olandan biriyim, duydum</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Buyruklar savuran seslerin yükseldiği havada;</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Parlayıp meşalelere döndüğünü gördüm gövdelerin;</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Gördüm öldü hayvan ve genç kız hava baskınında;</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Duydum parolaların söylendiğini kör geçitlerde;</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Kanın akışını hızlandırdığını duydum nefretin ve</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Korkunun çöreklendiğini sinir uçlarına.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Tanıyorum o son ağır leş kurdunu;</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Ve tuza düşürülmüş kısırlık baş dönmesini.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Yol aldım başım öne eğik ve isteksiz</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Sarsılan yollar boyunca sıkışık yürüyüş kollarında.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Böyle asılı kalmaya devam edecek miyiz gergin göbek bağlarında</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Bozuk sonlara, kokuşuncaya değin;</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Karga ve kerkenez kırana dek kafataslarımızı</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Ve karıncalar üşüşünceye dek organlarımıza,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Saksağanlar toplayana dek dişlerimizi?’</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Bir kahraman olarak ayaklanacaklar, sayısız olacaklar,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Sonunda kimse üstün gelemeyecek onlara.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>‘Ben pek çoktan biriyim’ diyecekler giderlerken</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Ellerinde bir şey olmayacak tarihten başka.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Köprülerde ölecekler, köprü kapılarında, açılan köprülerde.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Hatırla daha önce başkalarının da olduğunu,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Sığlıklar ve köprü başları mezarlıklarla dolu.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Çiçekli çocuklar olacak orada,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Ve kuzular ve altın gözlü aslanlar olacak,</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>Ve gelecekte hatırlayacak insanlar olacak orada.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><strong>KENNETH REXROTH</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff0000; font-size: large;"><img class="alignleft size-full wp-image-8589" title="kennethrexroth-20" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/kennethrexroth-20.jpg" alt="" width="200" height="229" /> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>KAN VE KUM</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Şımartılmış bir sevgili varsa,</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>O da sendin, Garcia Lorca.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Üç kıtanın heyecanı,</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Sendin o, Garcia Lorca.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Her yere yemeğe davet ediliyordun.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Bir harikaydın, Federico.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Neler geçiyordu içinden, Federico,</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Dwight Fiske yerini mi alıyordu Orestes’in?</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Herkes boca ediyordu sevgisini tepeden aşağı,</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>O hasta sevgiler, Federico,</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Çelenklerinde delik deşik eden bir kurt barındıran.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Kızgın İspanya sana çıplak göbeğini gösterdi.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Sense kapkara karın boşluğunu gördün</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Çökük, ıvır ıvır kurt kaynayan. Orada aşk yoktu.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Aşk yok. Bir konser programı hazırladın</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Acının anlamdaşlarıyla,</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Lut’un karısının sevgililerinin</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Korkunç paralayıcı acısıyla</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Sen kendi sezaryenli çocuğunu doğuruyordun</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Her gün ve kara taşlar.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Seni hep gebe bıraktılar, Federico,</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Tutkusuzluklarının kimyalarıyla,</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Çirkin, yiyip yutan spermleriyle</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Cerahatli, eriten kanlarıyla.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Sen canavarı gözledin, Federico,</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Yeats’in çölde sürünür gördüğü hani.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Hiç gözünü ayırmadın ondan.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>O da senden ayırmadı gözünü, Garcia Lorca.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Sonra bir gün kalkıp yürüdü. Bir daha</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>Sana hiç aldırmadı Federico.</strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #00ccff; font-size: large;"><strong>KENNETH REXROTH</strong></span></p>
<p><span style="font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><em><span style="color: #ccffff; font-size: large;">‘AŞK ve İSYAN..’, KENNETH REXROTH, Çeviri : GÜVEN TURAN, İYİ ŞEYLER YAYINCILIK, Aralık 1991, 24 Sayfa..</span></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: large;"><img class="alignleft size-full wp-image-8590" title="kennethrexroth-12" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/kennethrexroth-121.jpg" alt="" width="389" height="450" /> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: large;"> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>KENNETH REXROTH (1905-1982)  kimdir :</strong></span></p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>‘çağdaş amerikan şiirinin her zaman gündeş kalmayı sürdürmüş şairidir.. adı, öncüler arasında anılmasa da 20’li yıllardan başlayarak amerikan şiirinin geçirdiği ingiliz yazınına bağımlılıktan çıkıp çok kültürlü bir derinlik kazanmasında etkin olmuştur. şiirleriyle olduğu kadar çin, japon, eski yunan, latin, fransız ozanlarından yaptığı çeviriler ile de tanınmaktadır..</strong></span></p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><strong>rexroth, sözcüğün en felsefi tanımıyla ‘politik’ bir şairdir.. bir partinin, bir ideolojinin bağımlısı olmaksızın ‘partizan’ bir şairdir.. önceleri belirgin olan ‘felsefi anarşistliği’ giderek yerini daha öznel bir dünya görüşüne bırakmıştır.. güncelliği yakalayışındaki yalınlığın estetiği rexroth’un şiirinin en belirgin özelliğidir.. özellikle 50’li yıllardan başlayarak, amerika’daki bütün öncü akımların ‘gurusu’ olan rexroth henüz ne amerika’da, ne dünyada hak ettiği yeri alabilmiştir.. bunda kuşkusuz rexroth’un yaşlılığında bile başkaldıran, bağımsız, kurumlaşmaya olan kişiliğinin etkisi vardır..’ (kitaptan alınmıştır..)</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #99cc00; font-size: large;"><img class="alignleft size-large wp-image-8591" title="kennethrexroth-18" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/kennethrexroth-18-272x500.jpg" alt="" width="272" height="500" /> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>(kitaplığımdaki binlerce kitabın arasında öyle ilginç dizayn edilmiş kitaplar vardır ki ne kadar ilginç olurlarsa olsun gördüğüm hiçbir kitap şaşırtmazdı beni.. hatta bir gün kitapçının birinde ön kapağında sadece ‘ayna’ olan bir kitap görmüştüm, içimden ‘ne etkileyici bre’ deyip dalga geçerek elime bile almadan geçip gitmiştim yanından.. oysa o kitabı gören herkes uzun bir ‘aaaaaaaaaa!’ çekip kitabı alıp mıncıklıyordu.. satışa yönelik bu tür dizaynlar hep etkili olur zaten.. kitabı alıp okumasalar bile karşısına geçip saçlarını tarayıp, makyajlarını, ya da sakal tıraşlarını yapabilirler örneğin.. komik mi, dalga mı geçiyorum.. yok, kesinlikle öyle bir niyetim yok.. nasıl olsa okumayacakları ya da birkaç sayfasını çevirip atacakları o kitap bari o işe yarayabilir.. bu aynalı kapak gibi işte yıllar önce mesela ant yayıncılıktan çıkmış kapağında üç tane kurşun deliği olan bir kitap görmüştüm.. o da gayet etkileyici kapağı olan bir kitaptı bence..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>geçenlerde ‘zaferimin’ bir sahaftan aldığı kitapları beraber incelerken, bir zamanlar güzel şiir kitaplarının çıktığı ve genel yayın yönetmenliğini cevat çapan’ın yaptığı ‘iyi şeyler yayıncılık’ tarafından yayınlanmış olan ‘kenneth rexroth’un ‘aşk ve isyan’ (çeviri : güven turan..) adlı şiir kitabını elime aldım.. daha önce birkaç yerde şiirlerini okuduğum ‘kenneth rexroth’un bu kitabı beni oldukça heyecanlandırmıştı.. şiirlerine daldım hemen.. çok ufak harflerle basılmış olduğundan bir süre sonra gözlerim yoruldu ve kitabı kapattım.. kapatır kapatmaz da ön kapakta şairin isminin ve kitabın isminin bir yara bandına yazıldığını fark ettim.. evet evet bir yara bandı.. üzerinde delikleri olan gerçek bir yara bandı.. elinizle sökebilirsiniz isterseniz.. esas sürpriz ise yara bandının nereye yapıştığıydı.. kitabı tam olarak açıp kapak tarafını incelediğinizde görüyordunuz ki kitap kapağı insan derisi olarak tasarlanmış ve insan vücudunun göğüs kısmı kapağın tamamına alınmış.. bu göğüs kısmı sanki jiletle ya da kesici bir aletle defalarca kesilmiş gibi dizayn edilmiş.. arka planda alt kapağın kırmızılığı sanki kan gibi görünürken bu yaralardan birinin üzerine gerçek yara bandı yapıştırılmış ve yazar ile kitabın ismi oraya basılmış.. bu etkileyici tasarımı sanırım ‘tibet sanlıman’ yapmış, kapaktaki fotoğraf ise ‘azmi dölen’e ait.. ikisini buradan tebrik edip, teşekkürlerimi sunuyorum.. bu etkileyici tasarımla birlikte kitabın tek handikabı çok ufak puntolarla basılmış olması.. rahat bir okuma olanağı sağlamadığı gibi gözleri de hemen yoruyor.. ama yine de gerçekten hayatım boyunca gördüğüm en etkileyici kapaktı bu.. her elime alışımda sanki ilk defa görüyormuşçasına yine inceliyorum kapağı..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>ha bu arada sakın bu da ticari bir düşünceyle hazırlanmış bir kitap deyip içindeki muhteşem şiirleri es geçmeyin.. ‘kenneth rexroth’ gerçekten etkileyici ve politik bir şair.. kitabın adı gibi ‘aşk ve isyan’ın yanı sıra her bir dizeden ‘paris komününden, kronştad’a, ‘ispanya’daki yaşanan acılardan, dünyanın dört bir yanındaki ayaklanmalara kadar izler bulunuyor.. acı, sevinç, ihanet, direniş ruhu, aşk gibi birçok insani ve bazen de kötü, duygu ve olayların anlatıldığı ‘rexroth’un şiirlerinin her birini tekrar tekrar okuyacağınıza eminim.. tabi bu kitabı bulabilirseniz çünkü yeniden basımının yapılıp yapılmadığını bilmiyorum.. bulursanız eğer çok şanslı birisi olduğunuza inanın.. gülüşlünüzle kalın.. Crockett..)</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8587/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘.. tıpkı iyileşmiş bir yaranın altında aranan bir kurşun gibi çok derinlerde aranması gereken bir hikâyedir bu, çünkü unutmak, olayların üstünde kabuk bağlayarak onları görmemizi engelleyen hatta nerede olduklarını bile unutturan canlı bir et parçası gibidir..’ &#8211; BARBEY D’AUREVILLY</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/8565</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/8565#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 17:45:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Tadımlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=8565</guid>
		<description><![CDATA[‘öyle tutkular vardır ki durumun nazikliğiyle daha da alevlenirler ve yarattıkları bu tehlike olmadan var olamazlar… bir dönemin olabileceği en tutku dolu bir yüzyıl olan XVI. yüzyılda en fevkalade aşk nedeni, aşkın içinde bulunduğu tehlikenin ta kendisiydi.. bir metresin koynundan çıkarken hançerlenme tehlikesiyle burun buruna geliyordunuz; ya da koca, karısının o öptüğünüz ve üstünde akla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff9900; font-size: large;"><strong>‘öyle tutkular vardır ki durumun nazikliğiyle daha da alevlenirler ve yarattıkları bu tehlike olmadan var olamazlar… bir dönemin olabileceği en tutku dolu bir yüzyıl olan XVI. yüzyılda en fevkalade aşk nedeni, aşkın içinde bulunduğu tehlikenin ta kendisiydi.. bir metresin koynundan çıkarken hançerlenme tehlikesiyle burun buruna geliyordunuz; ya da koca, karısının o öptüğünüz ve üstünde akla gelecek her türlü saçmalığı yaptığınız manşonuyla (eldiven benzeri aksesuar) zehirliyordu sizi; ve bu dur durak bilmeyen tehlike, aşkınızı yıldırmak şöyle dursun, onu kızıştırıyor, alevlendiriyor ve dayanılmaz hale getiriyordu.. tutkuların yerini yasaların aldığı şu can sıkıcı modern yaşam biçimimizde yasada kabaca tanımlandığı gibi, ‘metresini evlilik hanesine sokmakla’ suçlanan kocaya uygulanan yasa hükmü oldukça rezil bir tehlikedir ama soylu ruhlar için sırf rezilce olduğu içindir ki, bu tehlike bir o kadar da yücedir; kendini bu tehlikeye atmakla belki de savigny, güçlü ruhları gerçekten sarhoş eden o tedirgin şehvete ulaşmaktaydı..’</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff9900; font-size: large;"><strong>‘evet.. ister inanın ister inanmayın, azizim, emin olduğum bir cinayetle lekelenen bu mutluluktaki saflığın bir gün, bir dakika bile solduğunu demeyeyim ama, gölgelendiğini görmedim.. mutluluklarının uçucu maviliğinde, kana bulanmak yürekliliğini gösteremeyen alçakça bir cinayetin çamurlu izlerini bir kez bile fark etmedim.. o hoş, cezalandırılan kötülük ve ödüllendirilen erdem ilkesini icat eden dünyanın tüm ahlakçılarını tepetaklak edecek bir şey bu, değil mi.. öylece terk edilmiş ve yapayalnızdılar, sadece benimle görüşüyorlardı ve gide gele, neredeyse bir dost olmuş bir hekimden fazla rahatsız olmadıklarından, kendilerini denetlemeyi bir yana bırakmışlardı.. beni unutuyorlar ve yanı başımda hayatımın hiçbir anısıyla kıyaslayamayacağım bir tutkunun sarhoşluğu içinde yaşıyorlardı, anlıyor musunuz.. demin siz de tanık oldunuz; şuradan geçtiler de beni fark etmediler bile, üstelik burunlarının dibindeydim.. hayatımın onlarla birlikte olduğum dönemlerinde de bundan fazla fark etmemişlerdi beni.. nazik, sevecen ama çoğu zaman mesafeli, bana karşı tutumları böyleydi işte, öyle ki onların inanılmaz mutluluklarını inceden inceye inceleyeceğim ve kendi araştırmalarım için, bir kum tanesi kadar bile olsa bir bezginlik, bir acı, haydi daha büyük konuşayım, bir vicdan azabı kırıntısı yakalayacağım diye tutturmasam, savigny’ye dönmezdim hiç.. ama yok, yok.. aşk onlardaki her şeyi, sizlerin dediği gibi ahlak ve vicdan duygusunu alıyor, her şeyi dolduruyor, her şeyi tıkıyordu; vicdan da söz ederken, şunları söyleyen eski dostum broussais’nin şakasındaki ciddiyeti ben bu bahtiyarlara bakarken anlamışımdır : ‘otuz yıl var ki didik didik ediyorum onu ama hâlâ bu küçük hayvanın tek kulağını bile bulmuş değilim..’</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff9900; font-size: large;"><strong>koca şeytan doktor torty, düşüncelerini okurmuşçasına, ‘bu söylediğim bir sav.. gerçekliğine inandığım ve broussais gibi vicdanı açıkça reddeden bir öğretinin kanıtı olarak düşünmeyin..’ diye devam etti.. ‘burada bir sav yok.. görüşlerinizi sarsmak iddiasında değilim.. beni de sizin kadar şaşırtan olaylar var sadece.. sürekli bir mutluluk, gitgide büyüyen ve asla çatlamayan bir sabun köpüğü vakası var karşımızda.. sürekli bir mutluluk zaten şaşırtıcı bir şeydir; ama suçlulukta yaşanan bu mutluluk insanı afallatıyor ve yirmi yıl oldu afallamam hâlâ geçmedi.. yaşlı doktor, yaşlı gözlemci, yaşlı ahlakçı (gülümsediğimi görünce ekledi) ya da ahlaksız, yıllardır tanık olduğu manzaradan şaşkına dönmüştür ve bunu size tek tek anlatamaz çünkü sakız gibi söylenip duran şu beylik söz ne kadar doğrudur.. mutluluk anlatılamaz.. tarif edilemez.. nasıl damarlarda dolaşan kanın resmi yapılamazsa, mutluluğun da, yaşama daha yüce bir yaşamın doluşunun da resmi yapılamaz.. atardamarların her atışında kanın dolaştığını hissederiz, demin gördüğünüz şu ikilinin mutluluğunu, nabzını nice zamandır tuttuğum o anlaşılmaz mutluluğu işte ben de böyle hissettim..’</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff9900;"><span style="font-size: x-large;"><strong>&#8216;JULES-AMÉDÉÉ BARBEY D’AUREVILLY&#8217;</strong></span></span></p>
<p><em><span style="color: #ff9900; font-size: large;">‘SUÇTA MUTLULUK..’ , JULES-AMÉDÉÉ BARBEY D’AUREVILLY, Çeviri : AYSEL BORA, METİS Yayınları, Ekim 1992, 160 sayfa..</span></em></p>
<p><em></em> </p>
<p><em><span style="color: #ff9900; font-size: large;"><img class="alignleft size-full wp-image-8566" title="sucta mutluluk-18" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2012/02/sucta-mutluluk-18.jpg" alt="" width="280" height="400" /> </span></em></p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/8565/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

