Archive for the ‘Şiir’ Category

Yalnızlıklar.. – HASAN ALİ TOPTAŞ

YALNIZLIKLAR.. – HASAN ALİ TOPTAŞ

‘İnsana en yakın yalnızlıktır insan..’

 

‘..Neresinden bakılırsa bakılsın,

her cümlede bir çift göz vardır

ve her noktada bir insan.

O insan ki, bakar bize ve ötemize;

ve o insan ki, giyindiği zamanın gerisinden sorar

hep

kaygılanır, duraksar ve sesizdir;

ve geldim demenin bir sessizliği varsa, öpüşelim

demenin , sen hala gitmiyor musun demenin ya da

ölmek istemenin bir sessizliği varsa,

kelimeleri de vardır sessizliğin

duruşun kelimeleri vardır;

bakışın , uzanışın,

gülüşün..

 

ama yalnızlığın kelimeleri yoktur.

O bütün kelimelerden oluşmuş bir kelimedir..’

Yalnızlıklar..-HASAN ALİ TOPTAŞ

(İletişim Yayınları-2009 , 113 sayfa / İlk baskı : Kavram Yayınları , 1993)

GÖĞE BAKMA DURAĞI.. – TURGUT UYAR

ISLAK ÇELTİK 

benim bir sevincim var yüzün artık akşam
bir çocuğun gülüşünü görüyorsun nereye baksam

kıyımız uzak ve kuytuda ellerimiz sanki yok
ellerimiz yok ama senin ellerini bir tutsam

bazı çocuklar doğar bilirim bazı çocuklar doğmaz
doğmayan çocuklar için bilmem ne yapsam

ey Çavlan. bitmeyen temmuz güneşi. ey aslan
silkin. sakla harmanını. çocuğunu sakla

ey aslan. suya kaptır kendini ellerin sanki yok
bir güzel günde mızıkalarla bir alanda dursam

sen yoksun gazeteler yok geçmişin razı değil
bilmem ki doğmayan çocukları ben mi doğsam 

TURGUT UYAR

GÖĞE BAKMA DURAĞI

ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım

falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz
bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya
herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
beni bırak göğe bakalım

senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin, bir ellerim yeter belleyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım

TURGUT UYAR

Seni böyle seversem asarlar beni..-İBRAHİM KARACA

GİZ

Seni böyle seversem asarlar beni

Bir deniz fenerinin söndüğünü görürsün

Evlerine kapanır gemiler

Sis basar bütün limanları

 

Seni böyle sevdiğimi bilseler

Asarlar beni

Yokluğunu anlatırlar önce bir güzel

Dudaklarım çatlayınca susuzluğuna 

Sabah beş buçukta ipe çekerler

Seni böyle sevdiğimi bilemezler

Bilseler de bilemezler

Ay batar

Gün doğar

Yer oynar yerinden

Duyamazlar.. 

İBRAHİM KARACA

 

DSC04773 

BAŞLAMAK YENİDEN 

Her şeyi tanrıya bırakmak da

Bir tür yabancılaşmadır

Ve bir erdemdir ölmek

Ölümün ayağına gelerek

Celladı bir adım da olsa

Gerilettiğini bilerek..

 

Ve bir erdem olmalı yaşamak

Sıkıp da dişini

Her şeye rağmen

Güne yeniden başlamak 

İBRAHİM KARACA 

(Ardından – BELGE Yayınları – 1991)

Hayatı doğrulamalıyız seninle- İNÖNÜ ALPAT

HAYATI DOĞRULAMALIYIZ SENİNLE

Bitti bitecek arkadaşlığı değil

Sarsılmaz dostluğu

İkincisini tabi..

 

Çocuklar gibi sığınmayı değil

Seni çocuğum gibi sevmeyi

İkisini de..

 

Omzuna kapanıp ağlamayı değil

Omzunda vurulup ölmeyi

İkisini de..

 

Gözlerimle sana bakmayı değil

Gözlerimle ufkunu açmayı

İkisini de..

 

Dizlerimde yalnızlığı yenmeyi değil

Dizlerimde sevinci bulmayı

İkisini de..

 

Çocuksu yalanlar söylemeyi değil

Yalansız yaşamayı

İkisini de..

 

Yanlış ilişkileri değil

Taşralığı saflığı , saf aşkı

İkincisini tabi..

Seninle hayatı doğrulamayı..

İNÖNÜ ALPAT

(Kendini Anlatırsa Bir Kız , BELGE Yayınları – 1993)

DSCF4299

İKİ DÜŞ ARASINDA BEKLENTİ – EDİP CANSEVER

İKİ DÜŞ ARASINDA BEKLENTİ 

ablan çiçekli şapkalar yapıyor mu gene
üzerine buğulu yaz tülleri yerleştiriyor mu
kadife sesleri, ibrişim kokuları
dolduruyor mu dört bir yanı
küçük küçük güneşler halinde
makaslarda geziniyor mu parmak izlerin
onca uzaklığındaki ben
geçiyor muyum belli belirsiz
gözlerinin iç denizlerinden
nasıl mı
nasıl yaratılmışsa boşluk
kendine bakan irice bir vişneden.

hani elini alnına koyup
daldığın olurdu ya bazen
dalgınlığının ipekli giysinle birlikte
hiç değişmeyen bir hışırtısı olurdu ya
kime duyuruyorsun o sesi şimdi
kime
– yokluğuma bakarak
çizilmiş bir taslak gibi
uçup giden bir taslak gibi
dağılan, toz olan bir taslak gibi –
 
pencerenden baktığında – ara sıra –
– ah bu kımıltısız yaz uzaklıkları –
sana küçük küçük armağanlar verilirdi de sanki
sen onları (sözgelimi bir tümsek,bir yavru karga,yere
düşen bir yaprak,ağır ağır yayılan bir duman
parçası – şapkaların birinden kopmuş bir
kurdele? olabilir – karşı pencerede bir
ayna, bir sürahi; birbirine karışmış iki tek
gözyaşı gibi)
dolduruyor musun çantana özenle
çantana,çekmecene,ne bileyim,hiçbir yere belki de
işte,tıpkı,dilsiz bir kadın sana bir şey söyledi
söyledi de
yineler gibisindir kendi kendine.

anımsıyorum bir de
senden biraz ötede birtakım devinimler
görüyorum nerdeyse – gövdenin çok yakınında –
sen onları tutup tutup bırakıyorsun
demirin pası kavradığı
bir yavaşlıkla
bunlar ellerin senin, kirpiklerin , ağzın aslında
dağılıp yitiveriyor birden hepsi
‘bu benim kayganlığım’ derdi bir balık olsa
ama sen diyemezsin,ben de diyemem
çünkü sen yoksun,ben de yokum
ya da biz ikimiz de varız,varız da
bekliyoruz sanki düşlerimizden birinin yargısını
bakışımlı iki düş arasında

işte,şimdi,şu anda
yaşamın aynasında – ah şu küçük yaz uzaklıkları –
bir terzinin yeni bitirdiği bir giysiyi
seyretmesi gibi uzun uzun
bakıyorsundur – bakışlarına sığan ne varsa –
öyleyse
iliştirir misin göğsüne
bir çiçek uzatsam – uzatmak denirse buna –
gülersin alırken – sahiden güler misin –
biliyor musun seni ben
görmedim hiç gülerken
gülsen de pembesi bol bir resim yapıyorsun gibi gelir bana
gittikçe koyulaşan – kendini dışa vuran irice bir vişne ?
neden olmasın –
ya ağlarken gördüm mü, hayır, görmedim
gördüğüm yalnız
nasıl yansırsa buğulu bir cama bir elma
öylece bir şey
şunu da söyleyeyim,sen benim
bilmemin başlangıcısın olsa olsa.

çiçekli şapkalar, buğulu yaz tülleri
şimdi hepsi birden – uzaktan uzağa –
bir çocuk ağlaması gibi
her şey bir çocuk ağlaması gibi
her şey,ama her şey
bir çocuk ağlaması gibi
her şey ,her şey, her şey.

EDİP CANSEVER

edip-1

Senin İçin..- YILMAZ ODABAŞI

Senin İçin

“Her yerde bırakıp gittin beni gözlerinle
düşlerin yüreğiyle bırakıp gittin beni,
yarım kalmış bir cümle gibi bırakıp gittin,
gelişigüzel bir nesne, bir iskemle gibi,
yazla birlikte biten kısa bir tatil,
çekmecede bir kart gibi bırakıp gittin…”
-L. Aragon -

 
Senin
için
yaz,
hep aynı bulutlarla geliyor.
Gönlüne sokulan yeşiller sararıyor
ve yazgısı iklimlerin
hep daracık pencerende kalıyor…

Senin
için
şu upuzun sokaklardaki daracık bahçelerde
kısacık güller oturuyor;
sahillerde takalar,
şehirlerde kışkırtıcı sevinçler dolaşıyor…

Senin
için
yalnızlık,
kalbine kırbacıyla giriyor
eski güftelerin sözleri birden ayaklanıyor…

Senin
için
odalar, sofalar utanıyor;
o saat bulvarlara serseri yağmurlar yağıyor…
Yağıyor…
Sen eskiyen bedenini kederle ovuşturuyorsun;
sen şehrin dinmez uğultusunda
geceye şarkılar söylüyorsun…

Senin
için
yoksul ve mahcup evlerde fokurdayan demliklerin buğusu
gözlerine düşüyor;
anılar defter sayfalarında kurutulmuş çiçekler gibi susuyor…
Susuyor!

Senin
için
terk edilmiş bir adam şimdi şiirler yazıyor;
göğsünde yerin bomboş duruyor…

/Herkes seçti adamını ey kadın
Herkes sana bıraktı yalnızlığını! /

Senin
için
sensiz her günümü bir yüzyılla saydım,
yeni bir yangına milat var artık;
düştü tetiği yüreğimin yığıldım kaldım.. 

YILMAZ ODABAŞI

yilmazodabasi-2

Bir düşün içinde bir düş.. (A dream within a dream..) – EDGAR ALLAN POE

BİR DÜŞÜN İÇİNDE BİR DÜŞ

alnına konsun bu öpüş!
ve  şimdi senden ayrılırken,
itiraf edeyim ki-
günlerimi bir düş
sayarken yanılmıyorsun ;
ama , umut gitmişse uzaklara
bir gece ya da bir gün
bir görüntüde ya da bir şeyde olmaksızın
fark eder mi bu yüzden?
bütün gördüğümüz ve göründüğümüz
yalnızca bir düşün içinde bir düş.
kırılan dalgaların dövdüğü bir kıyının
haykırışları içinde duruyorum:
ve altın kum taneleri tutuyorum avucumda-
ne kadar az! ama nasıl da
süzülüyorlar parmaklarımın arasından derinlere
ben ağlarken- ben ağlarken!
ah tanrım! daha sıkı
tutamaz mıyım onları?
ah tanrım! tekini bile kurtaramaz mıyım acımasız dalgadan?
bir düşün içinde bir düş mü
bütün gördüğümüz ve göründüğümüz? 

EDGAR ALLAN POE (19 Ocak 1809 – 7 Ekim 1849)

poe-1

A DREAM WITHIN A DREAM

take this kiss upon the brow!
and, in parting from you now,
thus much let me avow-
you are not wrong, who deem
that my days have been a dream;
yet if hope has flown away
in a night, or in a day,
in a vision, or in none,
is it therefore the less gone?
all that we see or seem
is but a dream within a dream.
i stand amid the roar
of a surf-tormented shore,
and i hold within my hand
grains of the golden sand-
how few! yet how they creep
through my fingers to the deep,
while i weep- while i weep!
o god! can i not grasp
them with a tighter clasp?
o god! can i not save
one from the pitiless wave?
is all that we see or seem
but a dream within a dream? 

EDGAR ALLAN POE

poe-2

Kuzgunların şairine : ‘kuzgunlar yalnız yaşarlar.. onları birleştirmek zordur..’ – CROWS ZERO (Takashi Miike)

‘iyi olsun her şey , belki bir kuş daha konar yollarımıza..’ diyen İKİZİME : Kuş koysunlar yoluna..- Nilgün Marmara

KUŞ KOYSUNLAR YOLUNA

Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. Hep böyle mi bu?
Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum,
kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer.’.. Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına
aynalarla kaplattım, ölü ben’im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! Paniğini kukla yapmış
hasta bir çocuğum ben. Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir. Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
“Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna” bir çocuk demiş. 

NİLGÜN MARMARA

nmarmara-2

Edip Cansever’in ‘Ben Ruhi Bey Nasılım’ şiirinden..

BEN RUHİ BEY NASILIM ?

edip-1

 

‘..Korkmuyorum artık solmaktan
Solmaktan ve solgunluktan
Gelmişim nerelerden böyle
Kurumuş bir dere yatağı gibi
Ya da pek kurumamış da
Baygın, hasta ya da cançekişen
Çırparaktan yüzgeçlerimi dip sularında
Ya da yer tahtaları, muşamba, örtük perdelerin kasvetini
Yorgun düşerek taşımaktan
Ve ne çıkar ayırmasam kendimi
Suların büyük içkilere kavuştuğu koylardan..
 

Koylardan
Kapsayan o sevimsiz, o küçük aşkları da
Eskiyen turunçlar gibi ilk rengini pek aratmayan
Ayırmasam kendimi
Diyorum ayırmasam
Köhnemiş bir geminin -izine pek rastlanılmayan-
İçindeki bir yolcudan da, değerli taşlarla dolu cepleri
Cepleri yüreği cepleri
Ayırmasam da ben
Kim görürdü o yolcuyu, yani kim farkederdi beni
Sıradan acılardır çünkü bütün ilgileri toplayan
Oysa sıkıntıyı buruşuk bir iç çamaşırı gibi saklayan
Bu kımıltısız gövde
Görülmemiştir ki hiç görülsün şimdi
Görülmediği gibi gündoğumundan havalanan kuşların
Ya da bir oda kapısını açtığınız zaman
O müşiş öğle sıcağında
Pencerenin önünde örgü ören birinin
– Örgü mü, bir çay bardağını başka başka tutan ellerin becerikliliği mi-
Görülmediği gibi
Ama var mıydı sanki görülmek isteyen
Var mıydı bir şeyler bekleyen yüreğimin eskittiklerinden..

……

Nerdeyim
Kelebeklerden dokunuşlar alan bir yaprak gibi inceyim
Para bozduranların az çok bildiği
Adres soranların gene bildiği
Bir sokakta bir aşağı bir yukarı
Saatlerce dolaşanların hemen hemen bildiği
Amansız bir güceniğim..’

EDİP CANSEVER

Bir Sözcük..- Yannis Ritsos

euginedelacroix-liberty

(Resim : Liberty – Özgürlük , Eugène Delacroix , 1830)

BİR SÖZCÜK

 

Bir şey bilmiyorum – dedi – bir şeyim yok, bir şey değilim
buradaysam, dünyanın içinde, çakılmış bir büyük kanatla göğsüme,
o’dur öğrendiğim tek sözcük, söyler ağlarım-
onu tanıyorum, onunla varım, onu haykırırım rüzgâra-
uykusuz ıssız gecelerde öldürenlerin öğrettikleri
onca taşın taşlanmanın altında – yalnız bir sözcük:
Özgürlük, Özgürlük, Özgürlük.

 

YANNIS RITSOS

(Çeviren : Ahmet Yorulmaz)

yannis-1