<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AYLAK ADAMIZ &#187; Masal</title>
	<atom:link href="http://www.aylakadamiz.com/archives/category/masal/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aylakadamiz.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 13:11:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Masal</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/7520</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/7520#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Oct 2011 09:20:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar : 'Siyah']]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=7520</guid>
		<description><![CDATA[Her masal gibi Bir gün, küçücük ama hayalleri kocaman bir çocuk dünyaya gelmiş. Doğumuyla birlikte, çiftçi olan babası onun adına bir ağaç dikmiş. Çocuk büyürken, ağaç hayallerini süslemiş. Ağaç meyve vermeye başlamış, çocuk o yılın güzel geçeceğine inanmış. Meyveleri toplanırken defalarca teşekkür etmiş, kırılan her dalı için de özür dilemiş. Bahçeye her gidişince saatlerle sohbet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;"><strong>Her masal gibi</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;"><strong>Bir gün, küçücük ama hayalleri kocaman bir çocuk dünyaya gelmiş. Doğumuyla birlikte, çiftçi olan babası onun adına bir ağaç dikmiş. Çocuk büyürken, ağaç hayallerini süslemiş. Ağaç meyve vermeye başlamış, çocuk o yılın güzel geçeceğine inanmış. Meyveleri toplanırken defalarca teşekkür etmiş, kırılan her dalı için de özür dilemiş. Bahçeye her gidişince saatlerle sohbet etmiş onunla, hayallerini anlatmış, isteklerini söylemiş, her anını paylaşmış. Ama o kadar akıllıymış ki çocuk,  sesli konuşmaktan sakınmış, yanlış anlaşılmaktan korkmuş, hayallerini içinden konuşarak iletmiş ona…</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;"><strong>Yıllar birbirini kovalamadan, ağaç meyve vermekten vazgeçmiş, çocuk üzülmüş… Babası çocuğun üzüldüğünü görünce ağacın yıllık bakımını yapmaya devam etmiş. Bahçedeki bütün ağaçlardan daha büyük, daha sağlıklı olmasına rağmen, ağaç meyve vermemekte ısrar etmiş.  Çocuk defalarca konuşmuş onunla, meyve vermezse kesileceğini söylemiş. Kesilince hayallerinin kaybolacağına inanmış çünkü.  Bütün mevsimler  geçmiş, çocuk babasının gözlerinde yaşamın sonunu görmüş…</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;"><strong>Yaşamın sonu, çocuğun hayallerini silmiş,  yerine gerçekleri koymuş. Çocuk büyümüş, büyümüş, büyümüş… Büyüdükçe hayalleri yok olmuş… Her şey silinmeye yüz tutmuşken, ablası  masallar anlatmaya başlamış çocuğa. Peri kızlarını, doğaüstü varlıkları o anlarda tanımış çocuk. Masallar maddelerin gerçekliğini silmiş, düşsel varlıkların imgelerini yaratmış.  Maddeler ve doğaüstü varlıklar. Masallar hayallerini süslemiş, uyumuş…  Ablası masallar anlatmayı bırakmış, çocuk uyanmış. Büyümüş, büyümüş, büyümüş…</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;"><strong>Büyüdükçe hayallerini silmiş, yerine gerçekleri koymuş… Çocuk büyümüş, büyümüş, büyümüş… Doğanın ritmi, ahengi onu şaşırtmaya başlamış. Her varlığın sesi, sanki bir parçanın notaları gibiymiş. Elmanın gökten değil de ağaçtan düşmesini izlemiş, düşerken çıkardığı ses hayallerini süslemiş. Yürürken çıkardığı sesler, doğanın ritmiyle karışınca çocuk gülümsemiş. Hayalleri seslerle ritim kazanmış. Tohumun filizlenmesini, buğdaydan bulgurun üretilmesini izlemiş. Her yok oluşun yeni bir başlangıç olduğunun farkına varmış.  Babasının gözlerindeki yaşamın sonu,  yeni bir fidanın var olmasını sağlamış. Fidan büyümüş, meyve vermiş, çocuk yemiş ve gülümsemiş.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff; font-size: large;"><strong>Çocuk büyümüş, büyümüş, büyümüş…</strong></span></p>
<p><span style="color: #ffffff;"><em><span style="font-size: x-large;"><strong>‘Siyah’</strong></span></em></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ffffff;"><em><span style="font-size: x-large;"><img class="alignleft size-full wp-image-7524" title="Z" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2011/10/Z1.jpg" alt="" width="500" height="375" /></span></em></span></p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em> </p>
<p><em></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/7520/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;iyi bir şeyleri olalım birbirimizin..&#8217;</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/6943</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/6943#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jul 2011 14:12:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Masal]]></category>
		<category><![CDATA[Sayıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar : 'İkiz']]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=6943</guid>
		<description><![CDATA[                        &#8216;balkondayım.. sen yoksun ve yine  ‘wish you were here’ diyor ‘pink floyd’.. ben de keşke diye devam ediyorum.. seni çok özledim.. hemen görmeyi isterdim.. istiyorum&#8230; iyi bir şeyleri olalım birbirimizin istiyorum.. senden sonra uyumaya başladım.. biraz gülmeye, biraz da dayanmaya&#8230; ne kadar mutluydum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong><img class="alignleft size-large wp-image-6948" title="DSC02632" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2011/07/DSC026323-500x333.jpg" alt="" width="500" height="333" /></strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>&#8216;balkondayım.. sen yoksun ve yine  ‘wish you were here’ diyor </strong></span><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘pink floyd’..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>ben de keşke diye devam ediyorum..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>seni çok özledim..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>hemen görmeyi isterdim..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>istiyorum&#8230;</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>iyi bir şeyleri olalım birbirimizin istiyorum..</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>senden sonra uyumaya başladım.. biraz gülmeye, biraz da dayanmaya&#8230;</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>ne kadar mutluydum yanında&#8230;</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>çok alakasız olacak ama&#8230;</strong></span><br />
<span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>sana nasıl desem&#8230;</strong></span><br />
<span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>öyle güzelleştiriyorsun ki&#8230;.</strong></span><br />
<span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>içimden bilmiyorum kaç defa ‘n’, ‘n’ dedim</strong></span><br />
<span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>güzel olabileceği kadar…</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>ben sadece sevebileceklerimden bir dünya inşa ediyorum kendime&#8230;</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>ama öyle un ufağım.. öyle yaralı bereli&#8230; ne birleştirecek güç bulabiliyorum her zaman ne de&#8230; işte hemen birleşemeyecek kadar un ufak her şey…….</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>‘n’, ben seninle film izlemek isterdim</strong></span><br />
<span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>kitap okumak..</strong></span><br />
<span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>durup &#8211; kesip sana anlatmak..</strong></span><br />
<span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>şiir okumak..</strong></span><br />
<span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>sonra dolaşmak</strong></span><br />
<span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>ve seninle en çok ben sevdiğim insanları da paylaşabilmeyi isterdim&#8230;</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>dört gün dört gece susacaktık..</strong></span><br />
<span style="color: #cc99ff; font-size: large;"><strong>en güzeli bu olurdu..’</strong></span></p>
<p><span style="color: #cc99ff;"><em><span style="font-size: xx-large;"><strong>‘İKİZ’</strong></span></em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/6943/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her yaştan insana en güzel masallardan birisi : SIRÇA KÖŞK.. &#8211; Sabahattin Ali</title>
		<link>http://www.aylakadamiz.com/archives/2433</link>
		<comments>http://www.aylakadamiz.com/archives/2433#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 12:31:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Masal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aylakadamiz.com/?p=2433</guid>
		<description><![CDATA[SIRÇA KÖŞK..   Bir zamanlar boş gezmeyi iş yapmaktan çok seven üç arkadaş varmış.. Bugünden yarına geçinmek , gittikleri yerlerin birinden yüz bulsalar , beşinden kovulmak canlarına tak demiş. Alınteriyle kazanıp gönül rahatlığıyla yemeyi de gözlerine kestiremezlermiş , çünkü elleri işe yatkın değilmiş. Bir gün , uzun bir yolculuktan sonra , yüksekçe bir tepede oturup [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;"><span style="font-size: large;"><img class="aligncenter size-large wp-image-2434" title="sabahattinali-1" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2010/03/sabahattinali-1-332x500.jpg" alt="" width="332" height="500" /></span></span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;"><span style="font-size: large;">SIRÇA KÖŞK..</span></span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;"> </span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Bir zamanlar boş gezmeyi iş yapmaktan çok seven üç arkadaş varmış.. Bugünden yarına geçinmek , gittikleri yerlerin birinden yüz bulsalar , beşinden kovulmak canlarına tak demiş. Alınteriyle kazanıp gönül rahatlığıyla yemeyi de gözlerine kestiremezlermiş , çünkü elleri işe yatkın değilmiş. Bir gün , uzun bir yolculuktan sonra , yüksekçe bir tepede oturup aşağıdaki ovada yayılan büyük bir şehre garip garip bakarlar , acaba bu bilmediğimiz yerde nasıl karşılanacağız , diye acı acı düşünürlerken , içlerinden birinin aklına yaman bir fikir gelmiş , hemen yerinden fırlayıp :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Gelin beraber , bu şehirde sırça köşk yapalım; ömrümüzün sonuna kadar bolluk içinde yaşarız ! ‘ demiş.</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Ötekiler :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Bu sırça köşk de nedir ?’ diye sormuşlar, beriki :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘durmayın , vakit kaybetmeyelim, yolda anlatırım!’ diye onları peşine takmış, bayırdan aşağı kuş gibi hızla inmeye başlamışlar.</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Elebaşı yolda üç beş sözle arkadaşlarına şehre varınca nasıl davranacaklarını öğretmiş.</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">İndikleri şehir , o memleketin başşehri imiş. Be memlekette bütün millet çalışır, herkes elinden gelen işi yapar, kendi başına buyruk, beyler gibi yaşarmış. Tarlalarda, dükkanlarda insanlar arı gibi çalışır, kazanan kazanmayana destek olur, malını lüzumuna göre başkasıyla değişir , kavgasız dövüşsüz, efendisiz , uşaksız , ömrünün sonunu bulurmuş. Gündelik işlerini gördürmek , nizalarını yatıştırmak için aralarından seçtikleri adamlar hemşerilerine hizmet etmekten başka şey düşünmez, zorbalığı akıllarından bile geçirmezlermiş.</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Bizim üç ahbap geldikleri sırada şehrin pazarıymış. Sokaklarda ekinler, yemişler, dokumalar , kumaşlar, demirler, kömürler küme küme durur, alıcı ile verici aracısız iş görürmüş.</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Ahbaplar, önceden aralarında sözbirliği ettikleri üzere , sokaklarda aylak aylak dolaşıp etraflarına bakarlar, başlarını sallayıp , yanlarından geçenlere duyuracak şekilde :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Allah Allah.. amma da acayip memleket ha!..’ diye söylenirlermiş..</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Bir sokak gitmişler , öbür sokağa varmışlar; ondan çıkıp başkasına dalmışlar, ama hep şaşkın şaşkın aynı sözleri tekrarlamışlar. Gitgide arkalarına bir sürü meraklı takılmış, bu yabancılar memleketin nesini acayip buldular acaba ? diye aralarında soruşturmaya başlamış. Nihayet birisi dayanamayıp yabancılara sormuş :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Neye şaşırıyorsunuz Allah aşkına?’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Ahbapların  elebaşısı :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Yahu , sizin  memleketin sırça köşkü nerde?’ diye öğrenmek istemiş.</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Ne sırça köşkü?’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Nasıl? Sizin sırça köşkünüz yok mu7?’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘O da neymiş?’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Elebaşı yanındaki dostlarına dönüp :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Aman yarabbi , daha sırça köşkün ne olduğunu bilmiyorlar. Böyle memlekette durulmaz, hemen yolumuza gidelim!’ demiş.</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Şehir halkını daha çok merak sarmış. Ahbapların peşini bırakmamışlar. Beş on adım sonra önleyip tekrar sormuşlar:</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Canım, neymiş şu sırça köşk? Anlatın bakalım, pek lüzumlu bir  şeyse belki biz de yaparız!’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Lüzumlu ne demek? Sırça köşkü olmayan şehir , sırça köşke bağlanmayan memleket olur mu? Haydi dostlar gidelim!’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Halk aralarında ayaküstü bir danışmışlar, sonra yabancıların yanına sokulup :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Bizim başka şehirlerden ne diye noksanımız olsun? Madem ki bu kadar lazımmış, hadi hep beraber şu sırça köşkü yapıverelim!’ demişler.</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Yabancıların elebaşısı :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Olmaz.. Olmaz.. Sırça köşkü yapmak o kadar kolay değil.. Masraf ister, malzeme ister, işçi ister. Bırakın bizi de sırça köşkü olan şehre gidelim!’ demiş. Ama halk bırakmamış, ‘ne lazımsa verelim, kimselerin memleketinden aşağı kalmak istemeyiz!’diye direnmiş.</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Oturup hesabını yapmışlar , hemen işe başlamışlar. Üç ahbap sırça köşkün mimarlığını üstüne almış, halk aralarından işçi seçmiş, arabacı ayırmış , şehrin en büyük meydanına kum taşımaya , kömür getirmeye başlamış. Bir kısmı da bu işte çalışanlara yiyecek, içecek getirir, giyim eşyası tedarik edermiş. Nihayet camlar eritilmiş, sırça duvarlar yükselmiş, bir kat tamam olunca üç ahbap içine yerleşmişler, halka demişler ki :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘İşte , sırça köşk oldu demektir. Daha tamam değil , memleketinizin şanına layık büyüklükte değil ama , o da olur. Şimdi bunu iyi muhafaza etmek lazım, büyütmek lazım, adam ayırın, yiyeceği içeceği arttırın, aranızdan seçtiğiniz adamları da dağıtın, biz her işinize bakarız..’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Halk , artık bir sırça köşkümüz var , diye sevinmiş, kendi yediğinden , giydiğinden kesip sırça köşkte oturanlarla onların hizmetine ayrılanlara vermeye başlamış. Az sonra sırça köşkten emir çıkmış :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Bir kat daha çıkmak lazım. Burası hem bize , hem hizmetimize bakanlara dar geliyor.’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Arabalar yeniden kum  taşımış, sırça köşkün efendileriyle onlara hizmet edenlere, yapıda çalışanlara davarlara koyun, çuvallarla ekin, küfelerle yemiş getirmiş. İkinci kat tamam olunca, üç ahbap oraya da halk arasından kendi işlerine yarayabilecek olanları seçip yerleştirmişler. Onlar da burada ekmek elden su gölden yaşamanın tadını alınca, sırça köşkün çok lüzumlu bir şey olduğuna inanmışlar, hemşerilerini de inandırmak için gayrette kusur etmemişler.</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Bu yolda sırça köşk yükseldikçe yükselmiş, kat üstüne kat binmiş. İçi oldukça dolmuş, sırça köşke girmenin kolayını bulan oradan çıkmak istemez, bunun tersine dışarıda kalanlar yolunu bulup içerde bir yer kapmaya uğraşırmış. Ama sırça köşkte oturanlarla onlara hizmet edenleri beslemek de halkın belini pek bükmüş.. aralarında homurdananlar türemiş. Bir aralık : ‘sırça köşk lazım, anladık , ama bu kadar çok kadar odaya , bu kadar hazır yiyiciye ne lüzum var?’ diye şöyle bir görünecek olmuşlar. Üç ahbabın elebaşısı onlara her odanın vazifesini iyice anlatmış :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘İşte’ demiş ‘şu odada ben otururum, sırça köşkün başında ben varım, bensiz iş yürür mü? Ben olmasam sırça köşkünüz olur muydu?.. Şu odalarsa baş yardımcılarımızın.. Ta gurbet ellerden gelip sizi sırça köşke kavuşturduk, biz idare etmesek ne köşk kalır , ne siz kalırsınız!’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Halk :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Pekala’ demiş, ‘ama bir sürü aylakçının ne lüzumu var? Mesela şu odadaki ne iş görür?’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘O mu? Ne diyorsunuz ? Sırça köşke giren malların hesabına o bakar; bu malları toplayanların başıdır. O olmasa, hiçbiriniz verdiğinizin nereye gittiğini bilemezsiniz. Buna gönlünüz razı olur mu?’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Ee.. şu odadaki?’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Sırça köşke zamanında mal göndermeyenleri , noksan mal gönderenleri, sırça köşkün kadrini bilmek istemeyip ona kastedenleri arar bulur.. öyle sütü bozukları başıboş bırakmak olur mu?’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘peki, ya şuradaki?’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Sırça köşke girip çıkanların defterini tutar.’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Bunu da anladık, ya bu odadaki?’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Sırça köşkün odalarını süpürtür..’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Halk ne sorduysa cevabını almış , bütün odalarda aylak oturan insanların pek lüzumlu olduğuna inanmış; çünkü bunların kimi sırça köşkün ışıkçı başısı, kimi döşekçi başısı, kimi onun yamağı, kimi yamağının yamağı imiş.. Eh artık bir sırça köşk olduktan sonra, onun hizmetine bakanlar, sonra bu hizmete bakanların hizmetine bakanlar elbette olacakmış. Ama sırça köşktekiler arttıkça , halkta onları doyuracak takat kalmamış. O zaman sırça köşkün adamları gelip herkesin yiyeceğini , giyeceğini zorla almışlar. Ayak direyenleri götürüp sırça köşkün bodrumuna kapamışlar. Halk, başına kendi sardırdığı bu beladan kurtulmaya kalkışamazmış ; çünkü sırça köşkün adamları , gezdikleri , dolaştıkları yerde, onun hiçbir kuvvetin yıkamayacağı kadar sağlam olduğunu söyler, saf kimseleri buna inandırır, inanmayanları ise bin bir zulüm , bin bir hile ile sustururlarmış.. sırça köşkün de gözü doymak bilmez , istedikçe istermiş. Baştakiler doğuştan tembel oldukları, sonradan yanaşanlar da çalışmayı çoktan unuttukları için , kendilerini besleyenlere, buna karşılık bir şeyler borçlu olduklarını akıllarına bile getirmezler , yalnız birbirlerinin hizmetine bakarlar, memleketin halkına, bir köylünün inekleriyle , köpeklerine baktığı kadar bile göz kulak olmazlarmış. Ama halkın gözü yıldığı için elindekini avucundakini vermiş. Artık bir gün verecek bir şeyi kalmamış, çünkü sırça köşkten çıkan bir emirle herkes elindeki son koyunu da vermeye çağrılmış.. Getirmişler, teslim etmişler, söve saya dağılmaya başlamışlar.. Onların böyle homurdandığını , artık verecek bir şeyleri kalmadığı için korkacak bir şeyleri de olmadığını fark eden bizim ahbapların elebaşısı sırça köşkün balkonuna çıkmış, sesini tatlılaştırıp onlara demiş ki :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Ey millet, birçok şeyler verdiniz, büyük sıkıntılara katlandınız, ama dostun düşmanın hayran olduğu bir sırça köşk elde ettiniz.. Onun azameti , parlaklığı yanında üç beş çuval ekin , dört baş davar nedir ki  ?.. Biz sizin şanınız, şerefiniz için çalışıyoruz, sizin iyiliğinizden başla bir şey düşünmüyoruz.. Bakın, bugün getirip bıraktığınız koyunların bile hepsini yemedik, boğazımızdan kestik, bir kısmını size geri vereceğiz. Bütün koyunların kelleri halka dağıtılsın!’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Sırça köşkten çıkan birçok hizmetkar, biraz önce oraya canlı olarak giren , şimdi kesilip , yüzülüp kebap edilmeye başlanan koyunların kafalarını halka dağıtmışlar..</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Kelleyi alanlar dağılmak üzereyken içlerinden biri elindeki başa bakarak hayretle bağırmış :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘İyi ama bu başın beynini almışlar!’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Elebaşı balkondan seslenmiş :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Öyle.. Fakat siz beyni ne yapacaksınız? Pişirmesini bilmez, ziyan edersiniz!’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Başka biri :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Peki, ya bu başların dili de yok!’ diye haykırmış. Elebaşı aşağıya doğru eğilmiş:</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Canım, dilin size lüzumu yok! Yemesini beceremezsiniz!’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Bir üçüncüsü :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Yahu, bu kellelerin gözlerini de çıkarmışlar!’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Elebaşı ona da cevap vermiş :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Siz o gözün de nasıl kullanılacağını bilemezsiniz , vazgeçin ondan da..’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Bunun üzerine halk , beyinsiz , dilsiz, gözsüz kelleriyle dağılmak üzereyken , aralarında canından bezmiş biri :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Böyle başın da bana lüzumu yok!’ diyerek , boynuzundan tuttuğu kelleyi fırlatıvermiş. İşte  o zaman herkesin şaştığı bir şey olmuş; hızla gidip sırça köşke çarpan kelle orada ‘şangır!..’ diye koskocaman bir gedik açmış. Halk her şeyden sağlam , hiç bir zaman yıkılmaz , kırılmaz bildiği o koskoca sırça köşkün bu kadar çürük olduğunu görünce , elindeki kelleri birbiri arkasına ona fırlatmaya başlamış, göz açıp kapayıncaya kadar tuzla buz olan sırça köşk çökmüş, yıkılmış, içindekilerin çoğu cam kırıklarının altında ezilmiş, kapıya yakın yerlerdeki beş on kişi zor kurtulmuş..</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">Halk sırça köşkün enkazını çabuk temizlemiş, dünyada onsuz da yaşanabileceğini anlayarak eski hayatına dönmüş, işini yine arasından seçtiği adamlara gördürmüş, ama sırça köşkün kötü hatırasını uzun zaman zihninden çıkarmamış. İhtiyarlar çocuklarına ondan bahsederlerken , şu nasihatı vermeyi unutmazlarmış :</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">‘Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız.. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa , onun yıkılmaz , devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter..’</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;">SABAHATTİN ALİ , (1945)</span></span></strong></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2435" title="sabahattinali-2" src="http://www.aylakadamiz.com/wp-content/uploads/2010/03/sabahattinali-21.jpg" alt="" width="270" height="414" /><br />
<strong><span style="font-size: medium;"><span style="color: #ffff00;"><span style="font-size: large;">Sırça Köşk , Sabahattin Ali , 141 sayfa ,<br />
YKY&#8217;de 1. Baskı: Ekim 2003 , YKY&#8217;de 10. Baskı: Şubat 2010..</span></span></span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aylakadamiz.com/archives/2433/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

