“… bankası ve bizim büyük çaresizliğimiz !”

Kredi kartı borcumdan dolayı şimdi hatırlayamadığım bir tarihte banka kartım atm tarafından alıkonuldu. Sonrasında dosyamın avukata verildiğini evime gelen posta ile öğrendim. Avukatlık bürosuna gidip; hesabımı nasıl kapatacağımı, istekli olduğumu, borcun hatta yiğidin kamçısı olduğunu beni kamçılayarak bu parayı tahsil edebileceklerini söyledim. Neyse. Borcumun 2.5oo lira civarında olduğunu ilettiler aylık taksitleri 4oo lira olarak ayarlamalarını söyledim.

4oo lira! Eğer işlerim iyi gitseydi cümlenin başındaki rakamın yanında ünlem değil daha uygun şeyler olabilirdi. Anlayacağınız üzere işlerim iyi gitmedi. İşlerin iyi gitmesini bir yana bırakın, işsizlik maaşım ev kirasına yetmiyordu! O dönemlerde işsizlik ordusuna general atanmış durumdaydım. Bazen bahsi geçen meblağı ödedim bazense tedirginlikle ev kirasını velhasıl kelam bugünlere geldik.

Aslına bakarsanız borcumu iki haneli rakamlara çektiğim için okumayı söküp, kurdele takılan veletler kadar şenim dostlarım. Birazda bunun verdiği özgüvenle bunları yazıyorum.

Aylık taksitlerimi zamanında yatırdığım/yatıramadığım oldu. Bunun karşılığı olarak elbette hukuk bürosundan aranıyor, “Borcunuzu ne zaman yatıracaksınız?” diye soran telefondaki sese cevaplar vermeye çalışıyordum. Sevgili dostlarım, bunlar hayatım boyunca duyduğum en haklı sorulardı ve yerin dibine giriyordum. İnsanın borcu olmaya görsün, koca koca bankalar ve onların avukatları nasıl da üzerine geliyor. “Borcunuzu ne zaman ödeyeceksiniz” sorusunu soran üç adet tatlı bayan vardı ilki Ayşegül, ikincisi Betül üçüncüsü ise Nalan hanımlar. Bu insanları tanımıyorum elbette ama sesten karakter analizi yapabiliyorum artık. En yakın dostlarımdan daha fazla beni arayıp hal hatır soruyorlar, telefonumun çalıştığını bana hissettiriyorlar ve hatta bu insanlara ayrı ayrı zil sesleri atadığımı söyleyebilirim. Telefonum çalınca anlıyordum ki Betül arıyor. Evim yandığında “geçmiş olsun, bir şeyiniz yok ya” diyor, telefonda hapşurduğumda “çok yaşa” bile diyorlardı. Ama son dönemde pek anlaşamaz olduk kendileriyle aramızda şöyle diyaloglar bile geçti.

‘-merhaba in.. bey
-merhaba
-in.. .. ..’la mı görüşüyorum
-evet, buyrun
-ben … bankası hukuk bürosundan arıyorum. adım nalan
-evet, dinliyorum
-bize olan borcunuz 200 lira
-evet, biliyorum
-bunun tamamını ödemeniz halinde borcunuz kalmayacak
-evet, biliyorum
-ne zaman ödersiniz
-1′yle 5′i arası
- o halde bugün ödeyebilirsiniz
-hayır ödeyemem
-ne zaman ödersiniz.
-maaşımı aldığımda
-peki 2oo lira yatırırsanız borcunuz bitiyor
-evet, biliyorum
-2oo lira yatırabilir misiniz?
-hayır
-ama 2oo lira yatırırsanız borcunuz kapanıyor
-evet, biliyorum.
-ödeyeceksiniz o halde
-hayır, 1oo lira yatırabilirim.
-2oo lira yatırırsanız borcunuz kapanıyor ama…’

Cuma (09.12.2011) günü itibariyle banka avukatlarının cep telefonuma fırlattığı sms mesajıyla telaşa kapıldım. Mesaj aynen şöyle, SN. İN.. .. .. ,  … BANKASININ YAPMIŞ OLDUĞU FAİZ İNDİRİMİNDEN YARARLANMAK İSTİYORSANIZ EN GEÇ 09.12.2011 TARİHİNDE ÖDEME YAPMANIZ GEREKMEKTEDİR. Bu mesajla bana yaklaşık olarak 1o.ooo kaplan gücü gelmiş iş yerinde kükrüyordum ve kükrememi başkalarının da duymasını istediğimden hemen kız arkadaşımı –iş yeri telefonundan aradım, niye iş yerinden aradın derseniz cep telefonum borcundan dolayı kısıtlıydı- durumu kendisine aktardıktan sonra ilgili telefonu arayıp istedikleri fidyeyi vereceğimizi, beni serbest bırakmalarını rica etmesini söyledimi Neyse hafta sonu bir miktar para yatırmış cebimiz rahatlamış olarak eve döndük.

Ve bugün (12.12.2011) sabah saatlerinde benim halimi hatırımı sormak için arayan büro çalışanlarından Nalan hanımla konuşmamız şöyle geçti Alo dedim Alo Duygu hanımla mı görüşüyorum?!

Pek kısa sayılmayacak, içeriğinde kapitalizm eleştirisi ve hatta das capital’in geçtiği ufak bir konuşmadan sonra, “Bu borç Duygu hanımın değil, benim. Hem onu değil beni mahkemeye vermekle tehdit ettiniz. Şimdi benim ne kefilim ne de bu borçla alakalı olmayan birini neden aramak istiyorsunuz?” soruma eee ööö gibi seslerle fon şenlendi.

Bu nasıl bir çalışma tarzı, nasıl kafa yapısıdır anlayamadım. Üçüncü raundumuzu Çarşamba günü yapmadan bu işi acilen bitirip rahata kavuşmak istiyorum.

‘Papyrus’

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(resim : scream – çığlık, edward munch..)

Be Sociable, Share!

Comments are closed.